AB fonuyla fabrika kurdu

Hataylı girişimci Gönül Uğurlu, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından 2005 yılında başlatılan AB destekli "Köy Bazlı Katılımcı Yatırım Programı" kapsamında zeytinyağı fabrikası kurarak 12 kişiye istihdam sağladı.

Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesini bitirdikten sonra babasının gıda sektöründe kurduğu şirkette çalıştığını anlatan 38 yaşındaki Gönül Uğurlu, mesleğiyle ilgili bir işte hiç çalışmadığını söyledi.

Daha sonra özel bir şirkette yönetici olarak çalıştığını, ancak bu dönemde ticaretle ilgili neler yapabileceğine ilişkin araştırma yapmayabaşladığını ifade eden Uğurlu, "Kentte çok fazla yetişmesine rağmentanıtımının çok iyi yapılamadığı zeytin ilgimi çekti. Zeytinin nasılyetiştiği, hangi ülkede ne kadar tüketildiği ve Türkiye'nin hangiillerinden nerelere ihracat yapıldığını araştırdım" diye konuştu.

Bu dönemde Tarım Bakanlığı tarafından başlatılan program kapsamında zeytinyağı fabrikasıyla ilgili bir proje hazırladığını ifade eden Uğurlu, projesinin onay almasından sonra hemen kolları sıvadığını kaydetti.

Proje kapsamında 86 bin YTL fon aldığını ve yaklaşık 10 bin metrekarelik bir alana tam donanımlı zeytinyağı fabrikası kurduğunu ifade eden Uğurlu, şöyle devam etti:

"Proje ile amacımız natürel şekilde üretilmiş zeytinlerden hiç katkısız zeytinyağı elde etmekti. Bu kapsamda öncelikle çevre köylerde bulunan yaklaşık 600 zeytin üreticisine eğitim verdik. Zeytincilerimizle sürekli diyalog halindeyiz. Ziraat mühendislerimiz sık sık üreticileri denetliyor. Üreticilerden aldığımız zeytinleri hiç katkı maddesi kullanmadan fabrikamızda sıkarak zeytinyağı haline getiriyoruz ve ihracatçılara satıyoruz. "

"ORGANİK 2 ÜRÜNÜMÜZ REYONLARDA YERİNİ ALACAK"

Son dönemde yaklaşık 2 bin ton zeytin aldıklarını ve işlediklerini vurgulayan Uğurlu, amacının, İtalyan zeytinyağı ile yarışabilecek lezzette bir zeytinyağı elde etmek olduğunu söyledi.

Bu kapsamda iki markayı tescillettirdiklerini söyleyen Uğurlu,"Önümüzdeki yıl reyonlarda yerini alacak olan 'Asi ve Antioch' markası ile kentimizde organik üründen elde edilen zeytinyağını İtalya zeytinyağları ile yarıştıracağız" diye konuştu.

"FABRİKA, PROJE YAZMAMA VESİLE OLDU"

Uğurlu, zeytinyağı ile ilgili yazdığı projenin kabul edilmesi üzerine birçok sanayicinin, işlerini genişletmek, AB fonlarından yararlanabilmek için kapısını çaldıklarını kaydetti.

Fabrika kurmasıyla birlikte proje de hazırlamaya başladığını ifade eden Uğurlu, 2 yıldan bu yana, hazırladığı 40 projeden yüzde 95'inin başarılıbulunarak onay aldığını belirtti.

Kaynak: http://yenisafak.com.tr/

Kırsal Kalkınma Destekleme Projesi Hibe Başvuru Formu Ekinde Sunulması Gereken Destekleyici Belgeler

Gerekli Belgeler

1-Başvuru sahibi gerçek veya tüzel kişiliğin Bakanlıkça oluşturulan çiftçi kayıt sistemi veya diğer kayıt sistemlerine başvuru son tarihinden önce kayıtlı olduğunu gösterir belge (Kayıt firma adına yapılmalı.)

Eski firmalar için gıda üretim izin belgeleri varsa ÇKS kaydı yaptırmaya gerek yok.

2-Yatırım yerinin sahiplik belgesi veya kira sözleşmesi (Firma adına tapulu veya firma adına kira kontratı olmalı. Kira kontratı için noter onayı gerekmiyor.)

3-Şirket ana sözleşmesi-sicil gazetesi-imza sirküleri-oda kayıt belgesi

4-Tüzel kişiliğin yatırıma başvuru için aldığı yetkili kurul kararı. (Şirket karar defterine karar alınıp noter onaylı örneği dosyaya konulacak)

5-Başvuru sahibinin başvuru için yetkilendirme kararı. (Şirket karar defterine karar alınıp noter onaylı örneği dosyaya konulacak)

6-Ayni katkının karşılanacağına dair taahhütname. Örneğe göre yazılacak şirket kaşesi üzerine yetkilinin imzası atılacak.

7- Katkı payının karşılanacağına dair taahüütname. Örneğe göre yazılacak şirket kaşesi üzerine yetkilinin imzası atılacak.

8-Son Yıl Faaliyet Raporu
Firmanın hangi yılda kurulduğu hangi işlerle uğraştığı anlatılacak. Son yıl faaliyetler daha detaylı anlatılmalı. Firma kaşesinin üzerine imza atılacak.

9-İlgili yürürlükteki mevzuat hükümleri uyarınca yatırım öncesi alınması gerekli izin, ruhsat vb. belgeler

Kapasite artırım projeleri için,


Kapasite raporu,

Uretim izinleri vb.

Çed raporu,

İnşaat ruhsatı ve yapı kullanım izin belgesi.

10-Yıllık hesaplar (son 3 yıllık)Bilanço ve gelir tablosu

11-SSK ve BağKur Borcu olmadığını gösterir belge.

Tahliye Taahhüdü Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Tahliye Taahhüdü

Kiracı bu belgeye rağmen, taahhüt ettiği tarihte kiralananı tahliye etmediği taktirde, hukuk sistemimiz, kiralayana, icra takibi ve tahliye davası hakkı vermiştir.

Hukuk sistemimiz, kira sözleşmesi yapılırken alınan tahliye taahhüdünü, geçersiz saymaktadır. (serbest iradeyle alınmadığı, kiracının zor durumundan yararlanılarak alındığı gerekçesiyle) Bu nedenle taahhüt edilen tarih ne olursa olsun, tanzim tarihi kira sözleşmesinin başlangıcıyla aynı olan veya çok yakın olan tahliye taahhütleri hukuken geçersizdir.

Tahliye taahhüdüne dayanan icra takibi veya tahliye davasının, taahhüt edilen zamandan itibaren 1 ay içinde açılması zorunludur. Aksi taktirde tahliye taahhüdü geçersiz kalır. Ayrıca dava açılabilmesi veya icra takibi yapılabilmesi için, taahhüt tarihinden 30 gün önce kiracıya ihtar çekilmelidir.

Kaynak: http://www.emlakhabermerkezi.com/

Yararlı Bilgiler


TAPU SİCİL MÜDÜRLÜĞÜNDE İŞLEM NASIL YAPILIR

Taşınmazın sahibi yapmak istediği işlem için gerekli belgelerle önce Tapu Sicil Müdürüne başvurur. Tapu Sicil Müdürü talebin bizzat hak sahibinden geldiğini belirledikten sonra başvuru fişini düzenleyerek işlemi ilgili memura havale eder. İlgili memur, ibraz edilen belgeleri, tapu sicilini, vs. inceleyerek, işlemin yapılmasında kanuni bir sakınca ve eksik belge olmadığını tespit ettiği taktirde, gereken tapu harcını hesaplayarak T.C.Ziraat Bankası’na yatırılmak üzere tahakkuk makbuzunu keserek tahsil eder.Tapu harcının bankaya yatırılıp makbuzun memura ibrazından sonra, işlemin niteliğine göre resmi senet düzenlenmesi gerekiyorsa, (örnek: satış) düzenlenen resmi senet Tapu Sicil Müdürü huzurunda taraflara okunur, bir isteklerinin olup olmadığı, satıcının parasını alıp almadığı sorulur.Tarafların rızasıyla resmi senet imzalanır.Resmi senedin alt kısmında isimlerin yazılı olduğu yere taraflar kendi el yazılarıyla okudum yazar ve imzalarlar, ayrıca karşı tarafın fotoğrafının üzerine açıktan başlayıp fotoğrafın üzerine gelecek şekilde imzalarlar.Okuma yazma bilmeyenlerin olması halinde, resmi senet yüksek sesle okunur. Okundu ibaresi yazılarak şahsın parmak izi alınır veya mühürü basılır bu durum iki tanığa tasdik ettirilir. Onlarında imzaları alınır.Tapu Sicil Müdürü’nün kontrol ve imzası da tamamlandıktan sonra, işlemin niteliğine göre, (tapu senedi, ipotek belgesi, vs.) belgesi hak sahibine verilir.

SATIŞ

A) Gerekli Belgeler :
1- Satılması istenilen taşınmazın varsa tapu senedi
2- Satıcı ve alıcının, varsa temsilcilerinin fotoğraflı nüfus cüzdanları
3- Temsil sözkonusu ise, temsile ilişkin belge
4- Satıcının bir adet alıcının iki adet, vekil var ise onunda bir adet son altı ay içinde çekilmiş fotoğrafı.

B) İşlemin Mali Yönü:

1- Gayrimenkullerin ivaz karşılığında veya ölünceye kadar bakma akdine dayanarak yahut trampa hükümlerine göre devir ve iktisabında gayrimenkulün devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri üzerinden (cebri icra ve şüyuun izalesi hallerinde satış bedeli, istimlâklerde takdir edilen bedel üzerinden) devir eden ve devir alan için ayrı ayrı, binde 15.
2- Taşınmazın varsa veraset ve intikal vergisi ilişiği kestirilir.

TAPU SİCİLİNE BAŞVURU

Genel Bilgiler

a) Başvurunun Şekli

Gerçek kişilerin veya özel hukuk tüzel kişi temsilcilerinin tapu sicil müdürlüğüne yapacakları başvurunun yazılı olması şart değildir, dilekçe yazılması gerekmez. Kişiler müdürlüğe gelip sözlü olarak başvurularını yapabilirler. Resmi kuruluşlar ise yazılı olarak talepte bulunabilirler. Başvuru tapu sicil müdürüne yapılır ve müdürün havale edeceği memur tarafından incelenerek, müdürün imzası ve mührü ile sonuçlandırılır. Tapu Sicil Tüzüğü bu başvuruya “istem” adını vermiştir. İstem tescili bozucu veya hükümsüz kılıcı kayıt ve şarta bağlanamaz. Tapu sicil müdürlüklerine her türlü işlem için yapılacak başvurular, memur tarafından başvuru belgesi doldurulmak, tarih atılmak, memur ve başvuruda bulunan tarafından imzalanmak suretiyle yazılı hale getirilir. Bu gün tapu sicil müdürlüklerine ilk başvuru yapıldığında matbu olarak hazırlanmış bulunan iki nüsha başvuru fişi düzenlenmekte, biri istemde bulunan vatandaşa verilmekte diğeri de parsel dosyasında saklanmaktadır. İstemde bulunana gün verilmesi gerekiyorsa kaç gün verildiği, bazı belgeleri eksik ise hangi belgelerin eksik olduğu başvuru fişine yazılır. Yalnız bu eksikliklerin bir defada söylenmesi gerekir. Müdürlükten kaynaklanmayan nedenlerle işlemin sonuçlandırılması uzamış veya istemde bulunan kendisine verilen günde gelmemiş ise bu durum da açıklanarak başvuru fişinin arkasına imzası alınır.

b) Başvurudan (İstemden) Vazgeçme

Kural olarak istem kütüğe tescil veya terkin ile kesinlik kazanır. İstemden vazgeçebilmek belirli bir aşamaya kadar mümkündür. Akitsiz işlemlerde istem yevmiye defterine kaydedilinceye kadar geri alınabilir. Satış bağış trampa gibi akitli işlemlerde ise resmi senet imzalanıncaya kadar taraflardan her biri istemden ve işlemden vazgeçebilir. Ancak, resmi senet imzalandıktan sonra akit tamamlanmış olacağından artık tek taraflı olarak tescil talebinden vazgeçilmesi diğeri aleyhine ağır sonuçlar doğurur. Bu nedenle akitli işlemlerde ancak her iki tarafın imzaladığı yazılı bir istemle işlem yevmiyeye kaydedilinceye kadar istemden vazgeçilebilir. Tescil isteminden vazgeçme yine müdürlüğe yapılacak yazılı bir istem ile olmalıdır. Tescil istemi yapıldıktan sonra, örneğin resmi senet düzenlendikten sonra istemde bulunanın ölmesi veya fiil ehliyetini kaybetmesi tescil yapılmasına engel değildir.

c) Tapu Memurunca Yapılacak İşler

İstem başvuru fişine geçirildikten sonra müdür veya görevlendireceği memur tarafından hak sahibi tarafından yapılıp yapılmadığı araştırılır. Uygulamada işlem kapasitesi yoğun müdürlüklerde bu araştırmayı işlem kendisine havale edilen memur yapmaktadır. Bu araştırma yapılırken kişinin nüfus cüzdanı veya pasaportu istenerek tapu kütüğünde ismi yazılı hak sahibinin aynı kişi olup olmadığı belirlenir. Tapu kütüğünde yazılı hak sahibi ile aynı kişi ise bu hakkı edindiği tarih ve yevmiye numarasından akitli işlemlerde resmi senet, akitsiz işlemlerde tescil istem belgesi, diğer işlemlerde resmi yazı çıkarılarak oradaki fotoğraf, imza ve kimlik bilgileri ile talepte bulunan kişinin aynı kişi olup olmadığı kontrol edilir. İşlemin yapılabilmesi için dosyada mevcut bilgiler ve fotoğraf ile talepte bulunanın nüfus cüzdanındaki bilgilerin bir birini mutlaka teyit etmesi gerekir. Kişilerin nüfusa kayıtlı olduğu yer, cilt ve sayfa numaraları, nüfus cüzdanı seri harfi ve numarası yeni alının nüfus cüzdanında değişmiş olabilir, bunlardaki değişiklik önem taşımaz. Ancak, kişilerin kendi ad ve soyadı, baba adı, ana adı, doğum yeri ve yılı ancak mahkeme kararı ile değişebilir. Bu hususlarda bir farklılık varsa farklılığın neden kaynaklandığının nüfus müdürlüğü yazısı veya mahkeme kararı ile belgelendirilmesi istenmelidir. Evlenme nedeniyle soyisim değişikliği evlilik cüzdanı ile kanıtlanabilir. Boşanma nedeniyle değişiklik ise mahkeme kararı veya nüfus müdürlüğü yazısı ile kanıtlanmalıdır. Nüfus cüzdanında eski soy ismi de yazılı ise başkaca bir belge aramaya gerek yoktur. Memur, nüfus cüzdanındaki fotoğraf ile karşısına gelen kişinin aynı kişi olduğuna da kanaat getirmelidir. Bunun için, istemde bulunanın yüzüne bakılmalı, tereddüt halinde yüzün tam olarak gösterilmesi istenmelidir. Hak sahibi bu şekilde belirlendikten sonra talep edilen işlemin yapılmasına hukuki bir engelin bulunup bulunmadığına bakılır. Hukuki engel var ise vatandaşa anlayacağı dille talebin karşılanamayacağı ve karşılanamama gerekçesi sözlü olarak izah edilir. Bu izaha rağmen vatandaş talebinde ısrarlı olursa talep Medeni Kanunun 1016 ve Tapu Sicil Tüzüğünün 23. Maddesine uygun olarak reddedilir. Talebin mevzuata aykırı olup olmadığını müdürlükte belirleyemez, işlemi yapıp yapmamakta tereddüt ederse, kendi görüşünü de yazarak bağlı olduğu Tapu ve Kadastro Bölge Müdürlüğünden yazılı görüş isteyebilir.

İşlemin Yapılmasına Mani Olabilecek Hukuki Engeller Kişiye Özgü Kısıtlamalar Ve Taşınmaza Özgü Yasaklar Olmak Üzere İkiye Ayrılır.

1- Kişiye özgü kısıtlamalar:

a) Hak sahibinin vesayet altında olması,
b) Henüz vesayet altına alınmamış olmakla beraber, vesayeti gerektirecek şekilde temyiz kudretine sahip bulunmaması, akli melekelerinin yerinde olmaması,
c) Velayet altında (ergin olmamış-18 yaşını ikmal etmemiş küçük) olması,
d) Kendisine kayyım ya da yasal danışman tayin edilmiş olması,
e) Talepte bulunanın yabancı uyruklu olması.

2- Taşınmaza ilişkin yasaklar:

Taşınmazın tapu kütük sayfasının şerhler ve beyanlar sütununda mevcut olabilecek bazı kayıtlar bu taşınmazla ilgili işlem yapılmasını engeller. Bu nedenle işlem yapılmadan önce taşınmazın tapu kütük sayfasının şerhler, beyanlar ve taşınmazın nevi sütunları ilgili memurca kontrol edilerek işlem yapmaya engel bir durumun bulunup bulunmadığı taşınmazın eski ve yeni ek (maabat) sayfaları da kontrol edilerek araştırılmalıdır.

Taşınmaza ilişkin engellerin başlıcaları şunlardır:

a) İhtiyati tedbir,
b) Kamu haczi,
c) İflas,
d) Konkordato ile verilen süre,
e) Kamulaştırma Kanununun 31/b maddesine göre şerh,
f) Aile yurdu şerhi,
g) Aile konutu şerhi,
ğ) Tapu kütüğünün nev’i hanesinde vakıf şerhi bulunması,
h) 2510 sayılı İskan Kanununa göre şerh,
ı) 775 sayılı Gecekondu Kanununa göre şerh,
j) 3083 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanununa göre şerh,
k) 3367 sayılı Kanuna göre, köy yerleşim alanlarında arazi tahsisi ile ilgili şerh,
l) Belediye Gelirleri Kanununa göre masraflara katılma payı şerhi,
m) Askeri yasak bölge ve güvenlik bölgeleri belirtmesi,
n) Kültür ve tabiat varlığı belirtmesi,
o) Müşterek ipotek taksim ve trampa ile ilgili başka bir müdürlüğe yetki verildiğine dair belirtme,
p) Ticareti terk şerhi.

Bu şerhlerin bir kısmı taşınmazla ilgili bütün tapu işlemlerinin yapılmasını yasakladığı halde, bir kısmı sadece belirli tapu işlemlerinin yapılmasını yasaklamaktadır. Bu bakımdan şerhin türüne göre talep edilen işlemin karşılanıp karşılanamayacağı memur tarafından hukuki bilgiler ışığında değerlendirilmelidir.

Hak Sahibinin Belirlenmesi

Bir tapu işleminin yapılmasını ve tescilini isteyen kimsenin veya temsilcinin gerçekte o kimse olup olmadığını memur araştırmak zorundadır. İstemde bulunan kimsenin veya vekalet veren müvekkilin tapuda kayıtlı kişi olduğuna kanaat getirilmesi zorunludur. Bunun için, müdür veya görevlendireceği bir memur tarafından istem ve belgeler incelenerek hak sahibi tarafından yapılıp yapılmadığı saptanır. Hak sahibi tarafından yapıldığına kanaat getirilen istemlerin gereği yapılır. Kanaat getirilemeyen veya eksik belgeleri tamamlanmayan istemler ise reddolunur. İstemde bulunanın temyiz kudretine sahip olması gerekir.

a)Gerçek Kişilerce Yapılan İstemler

Gerçek kişilerce istem bizzat yapılabileceği gibi veli, vasi veya vekil aracılığı ile de yapılabilir. İstemde bulunan gerçek kişi ise, nüfus cüzdanı veya pasaport istenilerek kütük, edinim resmi senedi ve taşınmaz mal dosyasındaki belgelerde yer alan imza ve fotoğraflara göre tapu sicilinde yazılı hak sahibi ile aynı kişi olup olmadığı belirlenir. Şu anda istemde bulunanın kimliğini belirleme hususunda nüfus cüzdanı ve pasaport esas kabul edilmiş bunların dışında avukatlık kimliği Genel müdürlük tarafından bir genelge ile kimlik tespitine esas belge kabul edilmiştir. Ehliyet veya başkaca bir kimlik belgesi ile tapu sicilinde işlem yapılması mümkün değildir. Nüfus cüzdanı ve pasaport ve avukatlık kimliği dışındaki bir kimlik belgesine dayanılarak tapu işlemi yapılamaz. Ancak Tüzüğün 13/3. Maddesi ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne nüfus cüzdanı ve pasaport dışında kimlik tespitinde kabul edilebilecek diğer belgeleri belirleme yetkisi verilmiştir. Esas itibarıyla Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bu yetkiye dayanarak ehliyeti de kimlik tespitine esas belge sayması bu konudaki pek çok sıkıntıyı giderecektir. Vekaleten yapılan istemlerde, vekilden “düzenleme şeklinde” noterlikçe tanzim edilmiş ve istem konusu işleri yapmaya “açıkça” yetkili olduğunu içerir vekaletname getirmesi istenir. Noterlik Kanununun noterler dışında vekaletname düzenleme yetkisi verdiği, askeri birlik komutanları ve konsoloslarca düzenlenmiş veya yabancı memleket noterlerince kendi kanunlarına uygun olarak düzenlenip usulünce onanmış vekaletnamelere göre de işlem yapılabilir. Vekil tevkil (vekaleti devir) yetkisine dayanarak bir başkasını vekil tayin etmiş ise, ayrıca dayanağı olan vekaletname de aranır. Sadece müstenidatın (dayanak vekaletname özetinin) yazılmış olması yeterli değildir. Vekilin kimliği saptandıktan sonra tapu sicilindeki hak sahibi ile vekaletnamedeki müvekkilin kimliği ve fotoğrafı karşılaştırılır. Veli, vasi, kayyım gibi kanuni temsilciler tarafından yapılan istemlerde kanuni temsilcinin yetkili olduğunu belirten karar ve belge istenir. Bir kanuni temsilci olarak vasinin istemlerinde vasinin vesayet kararını ve istenen işi yapmaya yetkili olduğuna dair mahkeme kararını ve gerektiğinde bunun bir üst mahkemece onandığına dair kararı ibraz etmesi gerekir. Ancak veli de bir kanuni temsilci olduğu halde küçük adına yapacağı tapu işlemleri için mahkeme kararı getirmesine gerek yoktur. Küçüğün velisi olduğunu nüfus kaydı ile belgelemesi yeterlidir.

a)Tüzel Kişiler Adına Yapılan İstemler

Tüzel kişiler adına yapılan istemlerde, tüzel kişinin istenilen işlemi yapabileceğini ve temsilcilerini belirten kanunlarda yazılı mercilerden alınmış yetki belgesi aranır. Tapu Kanununun 2. Maddesine göre “Hükmi şahısların tapu işlerinde merkez ve şubelerinin bulundukları yerin en büyük mülkiye amirinden nizamnamelerine göre gayrimenkul tasarrufuna izinli olduklarına ve tescil işini yapacak temsilcinin yetkisine dair alınacak belgenin verilmesi mecburidir. Ticaret şirketleri bu belgeyi ticaret sicil memurundan alırlar.” Resmi kuruluşlarca yapılan istemlerde, kuruluşların ve temsilcilerinin yetkileri olup olmadığı araştırılır. Tapu Kanununun 1. Maddesi “Gayrimenkullerin tescilinde o gayrimenkul devlete ait ise bulunduğu yerdeki en büyük mal memuru (mal müdürü veya defterdar) özel idareye ait ise vali, vakfa ait ise vakıf müdürü veya memuru, belediyeye ait ise belediye başkanı, köye ait ise muhtar ve özel kanunla kurulmuş diğer tüzel kişilere ait ise bunların kanuni temsilcileri yetkilidirler…” hükmündedir. Tüzel kişiler adına yapılacak istemler ileride “Tüzel Kişilerin Tapu İşlemleri” bölümünde ayrıntılı olarak açıklanacaktır. Tüzel kişilerin istemlerinde tüzel kişi temsilcisinin fotoğrafı aranmaz (TST.16). Gerek resmi senede ve gerekse tescil istem belgesine tüzel kişi temsilcisinin fotoğrafını yapıştırmaya gerek yoktur. Tüzel kişi vekaletnamelerinin de fotoğraflı olması aranmaz.

Yatırım Fırsatlarını Kaçırmayın

Kırsal Kalkınma Programı Nedir?

Tarıma Dayalı Yatırımların Desteklenmesi Programıdır,

Program Amacı:
Doğal kaynakların korunmasını dikkate alarak;

1- Kırsal alanda gelir düzeyinin yükseltilmesi,
2- Tarımsal üretim ile tarımsal sanayi entegrasyonunun sağlanması,
3- Gıda güvenliğinin güçlendirilmesi,
4- Kırsal alanda alternatif gelir kaynaklarının yaratılması,
5- Tarımsal sulama alt yapısının geliştirilmesi,
Amaçlanmaktadır

Kırsal Kalkınma Programı

KIRSAL KALKINMA YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ

Tarıma Dayalı Yatırımların Desteklenmesi Programı Amaç :


Doğal kaynakların korunmasını dikkate alarak;

1- Kırsal alanda gelir düzeyinin yükseltilmesi,
2- Tarımsal üretim ile tarımsal sanayi entegrasyonunun sağlanması,
3- Gıda güvenliğinin güçlendirilmesi,
4- Kırsal alanda alternatif gelir kaynaklarının yaratılması,
5- Tarımsal sulama alt yapısının geliştirilmesi, Amaçlanmaktadır


Program kapsamında hangi nitelikleri taşıyan projeler desteklenmektedir?

* Tabandan yukarıya doğru yaklaşımla katılımcılığı sağlayan,
* Yerel kapasiteyi ve kurumsallaşmayı geliştiren,
* İstihdam yaratma potansiyeli olan,
* Üretici gelirlerini artıran ve çeşitlendiren,
* Uygun kırsal teknolojilerin gelişmesini ve yaygınlaştırılmasını esas alan,
* Kırsal altyapının geliştirilmesine ve iyileştirilmesine yönelik projeler desteklenmektedir.


Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı

* Ekonomik Yatırımlar
* Tarımsal Sulama Altyapı Yatırımları
Olarak ikiye ayrılmaktadır.


Ekonomik Yatırım Konuları

a) Tarımsal ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik yeni yatırım tesislerinin yapımı
b) Tarımsal ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik mevcut faal olan veya olmayan tesislerin kapasite artırımı ve teknoloji yenilenmesine yönelik yatırımlar
c) Alternatif enerji kaynakları kullanan seraların yapımına yönelik yatırımlar
d) Alt yapı yatırımlarına yönelik olarak Basınçlı sulama sistemi yatırımları (Basınçlı sulama sistemi yatırım konuları, kamu kurumlarınca yapılmış mevcut sulama tesislerinin basınçlı sulama tesisine dönüştürüldüğü, toplu basınçlı sulama tesisi yatırımlarına yönelik proje başvurularını kapsar) desteklenecektir.


Ekonomik Yatırımların Kapsamı

* Ekonomik faaliyetlere yönelik olarak tarımsal ürünlerin üretimine yönelik bir hibe desteği verilmemektedir.
* Programla, üretilmiş bir ürünün üretim sonrası işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik yatırım tesisleri yapımına destek sağlanmaktadır.
* Aynı ürünün veya aynı makine ve ekipman kullanılarak aynı ürün grubundaki farklı ürünlerin işlenmesine yönelik yatırım tesisi için aynı proje sahibi tarafından tek bir başvuru yapılabilir.
* Tarımsal ürünlerin işlenmesi kapsamında, başka bir yatırım tesisinde ilk işlemesi yapılan mamul ürünün ikincil işlenmesine ve paketlenmesine yönelik yatırım teklifleri hibe desteği kapsamında değerlendirilmez. (Sert kabuklu meyveler bu madde kapsamında değildir.)
* Aynı proje kapsamında farklı ürün yada ürün gruplarının işlenmesi ve paketlenmesine yönelik faaliyette bulunulamaz.
* Tarımsal ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesi için kısmen yapılmış tesislerin tamamlanmasına yönelik başvuruların hibe desteği kapsamında değerlendirilebilmesi için, mutlaka başvuruya söz konusu olan yatırımın orijinal amaçla aynı olması gerekir.
* Program kapsamında daha önce hibe desteğinden yararlanan yatırımcılar, aynı konuda tekrar başvuru yapamazlar.
* Program kapsamında daha önce hibe desteğinden yararlanılan yatırım konusu ile ilgili depolama ve kapasite artırımına yönelik başvurulara hibe desteği verilebilir. Bunun için ilk projenin nihai rapora bağlanmış olması gereklidir.


KIRSAL KALKINMA YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ PROGRAMI UYGULAMA İLLERİ ve YATIRIM SÜRESİ
* Hibe sözleşmesi imzalandıktan sonra 18 ay içinde tamamlanır. Tamamlanmaması durumunda 6 ayda yatırımcı kendi imkanları ile tamamlar.


Kimler Başvurabilir ?
(Ekonomik yatırımlar)

* Bireyler
* Şirketler
* Tarımsal amaçlı; Kooperatifler, Birlikler, Vakıflar
Başvuru ön koşulu, gerçek veya tüzel kişi olarak Bakanlığın oluşturduğu çiftçi kayıt sistemi veya diğer kayıt sistemlerine kayıtlı olmaktır.


Yatırımcılarda aranılacak özellikler
*Yatırımcılar, hibeye esas proje tutarının % 50’ sini, katkı payı olarak kendi kaynaklarından temin etmekle yükümlüdürler.
* Katkı payı kamu kaynakların karşılanamaz.
* İl özel idareleri, belediyeler, kamu kurumları ve bunlarla ilgili birim ve ortaklıkların başvuruları değerlendirilmez.


Ekonomik yatırımlar için hibe üst limitleri nelerdir?
Hibeye esas proje tutarının 100 000 YTL aşmaması kaydıyla; Bireysel başvurular için 50 000 YTL
Hibeye esas proje tutarının 500 000 YTL aşmaması kaydıyla; Grup ve ortaklık başvuruları için 250 000 YTL


Ekonomik yatırımlarda katılım oranları nedir?

50% Proje Sahibi + 50% Hibe Desteği


KKYDP Tarıma Dayalı Yatırımların Desteklenmesi Programı’ndan karşılanacak proje giderleri nelerdir? Yalnız yatırım süresi içinde ve projenin gerçekleşmesi için ihtiyaç duyulan;
a)İnşaat işleri alım giderleri,
b)Mal, makine, ekipman ve malzeme alım giderleri,
c)Proje hazırlama (Başvuru dosyası hazırlatma ve uygulama projeleri hazırlatma) ve uygulama aşamasına ait danışmanlık hizmetleri alım giderleri,


İnşaat Giderleri
* Program kapsamında hibe desteği verilecek inşaat işleri alım giderleri, projenin faaliyete geçmesi için kaçınılmaz olan inşaat işlerini kapsar.
* Depolama, soğuk hava tesisleri ve alternatif enerji kaynakları kullanan sera yatırımları anahtar teslimi yaptırılabileceğinden, hibeye esas proje tutarı başlı başına bir inşaat faaliyeti olarak gösterilebilir.
* Bunların dışındaki yatırımlar sadece inşaat gideri olarak gösterilemez.
* Depolama tesisi projelerinde nem ve ısıyı düzenleyen (iklimlendirme) sistemlerin bulunması zorunludur.
* İdari kısımlarla ilgili harcamalar, hibeye esas proje tutarı kapsamındaki inşaat toplam giderinin %20’sini aşamaz.
* İnşaat işleri ile ilgili ulusal mevzuat gereğince alınması gerekli izin, ruhsat ve denetim işleri ve uygulamalarda yapılması zorunlu olan tüm işlemlerin yerine getirilmesinden yatırımcılar sorumludur.
* Yeni yapılacak yatırım tesislerinde inşaatın yapılacağı yerin (arsa/arazi) mülkiyeti mutlaka başvuru sahibi adına olmalıdır.
* Mili Emlak Müdürlüğü, belediye, OSB ve İl Özel İdaresinden alınan tahsis ve irtifak hakkı belgesi en az 10 yıl süreli olmak kaydı ile kabul edilecektir.
* Hisseli mülkiyete sahip araziler üzerine kurulacak tesisler de, hissedarların muvafakatı alınarak başvuru yapılır.


Mal, Makine ve Ekipman Giderleri
* Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı çerçevesinde yapılacak yeni mal alımları, üretimi de içeren bir proje bütününün parçası olduğu takdirde finanse edilir.
* Program kapsamında hibe desteği verilecek yeni yatırımlar, sadece mal alım projeleri şeklinde olmamalı, inşaat işlerini de kapsayan yatırım proje teklifleri şeklinde olmalıdır.
* Mevcut yatırımlarda teknoloji geliştirmeye ve kapasite artırmaya yönelik yatırım tekliflerinde sadece mal alımı teklifleri de hibe desteği kapsamında değerlendirilir.


Danışmanlık Giderleri
* Başvuru dosyası hazırlatma,
* Uygulama projeleri hazırlatma (tatbikat projesi)
* Uygulama aşaması için danışmanlık hizmeti alabilirler.
* Giderler; hibeye esas proje tutarının, başvuru dosyası hazırlama gideri olarak % 1’ni, uygulama projesi hazırlama gideri olarak % 2’sini ve uygulama aşamasında danışmanlık hizmetleri alımında ise % 2’sini geçemez.


Ayni Katkı
* Hibe sözleşmesi imzalandıktan sonra, hibeye esas proje giderleri dışında öz kaynaklarını kullanarak ayni katkı olarak yatırımcılar tarafından bina, mal, malzeme, makine ve ekipman ile işgücüne yönelik olarak yapılacak herhangi katkı, proje için öngörülecek en fazla 18 aylık süre içerisinde tamamlanması koşulu ile ayni katkı olarak değerlendirilecektir.


Başvurular nereye yapılacak?
* Başvurular Tarım İl Müdürlüğüne Yapılır.
* Başvuru dosyası, yatırımcı yada yetkilendirilen kişi tarafından bir dilekçe ekinde il müdürlüğüne elden teslim edilir.


Başvuru sahiplerine sağlanacak teknik destek nedir?
Tarım İl Müdürlükleri bünyesinde, KKYDP’nın uygulanması amacıyla “İl Proje Yürütme Birimleri kurulmuştur.
* İlgili tebliğde belirtilen esaslara uygun olarak hazırlanacak, programa ait uygulama rehberleri, başvuru formları ve bilgilendirici dokümanlar ile satın alma el kitabı Genel Müdürlük web sayfasından veya il müdürlüklerinden temin edilebilir.
* İl proje yürütme birimleri, yatırımcılara proje hazırlayamaz.


Teklifin kabul veya ret duyurusu nasıl yapılacaktır?
Başvuru sahipleri, başvurularına ilişkin olarak Tarım İl Müdürlüğü tarafından yazılı olarak bilgilendirileceklerdir.


Hibe Sözleşmesi
* Hibe Sözleşmesi, il müdürleri ile yatırımcılar arasında akdedilir.
* Proje sahiplerinin hibe kaynaklarından yararlanabilmesi için Hibe Sözleşmesinin imzalaması önkoşuldur.


Hibe Sözleşmesi – Teminat Mektubu
* Ekonomik yatırımlarda proje sahibi, hibeye esas proje tutarının %10’u tutarında ve süresiz banka teminat mektubunu il müdürlüğüne verir
* veya hibe sözleşmesinde belirtilen hibeye esas proje tutarının %5’ini il müdürlüğü adına açılacak banka hesabına yatırır.


Yatırımcının yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda nasıl bir uygulama olacak?
Proje, Hibe Sözleşme koşullarına uygun olarak uygulanmazsa; Bakanlık,hibe miktarını azaltma ve/veya ödenmiş olan meblağların tamamen veya kısmen geri ödenmesini talep etme ve/veya ödemeleri askıya alma ve/veya Hibe Sözleşmesini fesih etme hakkını saklı tutar.


Uygulama Sözleşmeleri
* Proje sahipleri, proje uygulamasında yapacakları her türlü mal, makine ve ekipman, malzeme ve inşaat işi satın alım ihalelerinde, Bakanlık tarafından yayımlanan satın alım el kitabında belirtilen kurallara uygun hareket ederler. Danışmanlık alımı bu madde kapsamı dışındadır ve doğrudan temin yoluyla sağlanır.


Satın Almalar
* Yatırımcılar, Kırsal Kalkınma Yatırım Programı Kapsamında Gerçekleştirilecek Satın Alım İşlemlerine İlişkin Satın alım El Kitabı”nda belirtilen kurallara uygun olarak hareket edeceklerdir.
* Yatırımcılar, Kırsal Kalkınma Yatırım Programı Kapsamında Gerçekleştirilecek Satın Alım İşlemlerine İlişkin Satın alım El Kitabı”nda belirtilen kurallara uygun olarak hareket edeceklerdir.


Haksız Ödeme
* Haksız ödendiği tespit edilen hibe ödemeleri ile ilgili alacaklar, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun Hükümlerine göre hesaplanarak, gecikme zammı ile birlikte aynı Kanun Hükümlerine göre ilgililerden tahsil edilmek üzere ilgili vergi dairelerine intikal ettirilir.


Proje hangi dokümanlara göre hazırlanacaktır?

Bakanlık tarafından yayımlanmış olan
* Tebliğ

Bakanlık tarafından yayınlanmış olan
* Uygulama rehberi
* El kitapları * Genelgeler
* İlgili websitelerindeki “Sıkça sorulan sorular ve cevaplar”


Kaynak: TEDGEM

Yöneticinin Sorumluluğu


HD 12, E: 2001/018885, K: 2001/019712, Tarih: 23.11.2001 YÖNETİCİNİN SORUMLULUĞU - VEKALET - SALAHİYET OLMAKSIZIN KAMBİYO SENEDİ İMZALAMASI

Takip dayanağı bononun düzenlendiği tarih itibariyle yöneticinin kat maliklerini temsil ederken kat malikleri kurulu tarafından yöneticiye kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi verildiği ispat edilmedikçe, bu bonodan dolayı yöneticiliğin sorumluluğu söz konusu olmayıp, senedi imzalayan şahsen sorumludur.

(634 s. KMK. m. 38) (818 s. BK. m. 388) (6762 s. TTK. m. 590)

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mercii kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin alacaklı vekilince istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü. Yönetici kat maliklerine karşı aynen bir vekil gibi sorumludur. Bu nedenle vekilin haklarına sahiptir. Bir davada veya takipte kimlerin taraf olacağı nasıl temsil edileceği ise HUMK., Avukatlık Kanunu, Borçlar Kanunu'nun vekalet akdine ilişkin hükümleri ile düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu hükümlere uygun temsil yetkisi olmadıkça yöneticinin 634 Sayılı Yasada sayılanlar dışında kat maliklerini temsil yetkisi olmadığından apartman yöneticiliğinin aktif ve pasif taraf ehliyeti bulunmamaktadır.

Takip dayanağı bononun düzenlendiği tarih itibariyle yöneticinin kat maliklerini temsil ederken Borçlar Kanunu'nun 388. maddesi hükmü uygulanacağından kat malikleri kurulu tarafından yöneticiye kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi verildiği ispat edilmedikçe, bu bonodan dolayı yöneticiliğin sorumluluğu sözkonusu olmayıp, TTK.nun 590. maddesi gereğince senedi imzalayan şahsen sorumludur. Somut olayda alacaklı yönetim aleyhine takip yapmayıp, gerçek kişi adına takip yaptığından ve imza da inkar edilmediğinden borçlunun bu yöne ilişkin itirazları yerinde değildir.

Mercice borçlunun diğer itirazlarının incelenmesi gerekirken apartman yönetimi aleyhine takip yapılacağından bahisle itirazın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mercii kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 23/11/2001 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: http://www.hukuki.net/

Apartman Yöneticisinin Dava Ehliyeti

T.C. YARGITAY
(3.HD. E: 1999/1422, K: 1999/1660, T: 23.02.1999)

ÖZET: Yöneticinin temsil yetkisine giren işlerden dolayı üçüncü kişilerle yaptığı sözleşmelerden oğan uyuş mazlıklardan akîifve pasifdava ehliyeti bulunmaktadır.
( 634 s. KMK. m. 27, 34, 35)



Dava dilekçesinde davacı (k. davalı) 88.080.000 lira alacağın davalıdan tahsilini, davalı (k. davacı) ise 200.000.000 lira tazminatın davacıdan faiz ve masraflarla birlikte tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı (k. davalı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı Kat Malikleri Yönetim Kurulu davalı Avukattan 88.080.000 liranın tahsilini istemiş, davalı karşılık davacı ise haksız yere azilden ötürü 100.000.000 lira manevi tazminat ile 100.000.000 lira vekalet ücret alacağına karar verilmesini talep etmiş, mahkemece her iki davanın da kat maliklerince açılması ve davanın onlara yöneltilmesi gerekçesiyle sözü edilen davaların husumet noktasından reddi cihetine gidilmiş, hüküm her iki taraf vekilince temyiz edilmiştir.

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunun 27. maddesine göre Anagayrimenkul, kat malikleri kurulunca yönetilir ve yönetim tarzı, kanunların emredici hükümleri saklı kalmak suretiyle, bu kurul tarafından kararlaştırılır." Aynı yasanın 34. maddesi ise "kat malikleri, anagayrimenkulün yönetimini kendi aralarından veya dışardan seçecekleri bir kimseye veya üç kişilik bir kurula verebilirler; bu kimseye (yönetici), kurula da (yönetim kurulu) denir" hükmünü amirdir.

Sözüedilen Yasanın 35. maddesinde yöneticinin görevleri ayrı ayrı gösterilmiştir. Bu görevler anagayrimenkulün yönetimi ile ilgili olup, yönetimin gerektirdiği ortak giderleri yapmak yetkisini de içermektedir. Yönetici yasadan aldığı temsil yetkisine dayanarak çeşitli sözleşmeler kurulabilir. İşte bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda yönetici dava açabileceği gibi, yöneticiye karşı da dava açılabilir. Şu hususta belirtilmelidir ki yönetici vekaletname ile tayin
edilen bir vekil gibi değildir. Yasal bir temsilci olup yetkisini yasadan almaktadır. Bu sıfatla yaptığı sözleşmeden dolayı kendisine husumet yöneltilebilir. Öte yandan kat malikinin veya kat malikleri kurulunun ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunmaması, yöneticinin özel kanundan doğan temsil yetkisini ortadan kaldırmaz. Sonuç olarak denilebilir ki, yöneticinin temsil yetkisine giren işlerden dolayı üçüncü kişilerle yaptığı sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda, aktif ve pasif dava ehliyeti bulunmaktadır. Aksinin benimsenmesi durumunda ise, bu kez üçüncü kişilerin yönetici ile sözleşme yapmaktan kaçınacakları ve bundan kat maliklerinin zarar görecekleri kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca mahkemece işin esasına girilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek gerekirken her iki davanın da husumet noktasından red edilmesi usul ve kanuna aykırı bulunmuş ve kararın bu nedenle bozulmasını gerektirmiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.2.1999 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: http://www.hukuki.net/

Apartman Yönetimi Aleyhine Dava

T.C. Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi
Esas No: 1994/3387 Karar No: 1994/5736 Tarihi: 20.06.1994

• Apartman Yönetimi Aleyhine Dava
• Yanlış Husumet
• Dava Dilekçesinin Eksikliği



ÖZET:
Apartman yönetimi aleyhine tazminat davası açılması halinde; davalı olarak kişilik kazanmamış bir topluluğa husumet yöneltilmiş olmasına rağmen, husumet yönünden davanın reddine değil, gerçek davalıların (kat malikleri) gösterilmesi hususunda davacıya önel verilip sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
(1086 s. HUMK m. 179/1, 634 s. KMK m. 19, 23)

TAM METİN:
Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava dilekçesinin husumet yönünden reddine ilişkin hükmün süresi içinde davacı idare avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine; tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi, gereği konuşuldu:

Davacı, Teymuroğlu Apartman Yönetimini davalı göstererek alacağının tazminini istemiştir.
Mahkeme, yönetimin tüzel kişiliğinin ve yönetici Ömer'in de temsil yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine karar vermiştir.

Davacı, Teymuroğlu Apartmanı için atıksu düzenlemesi yapıldığı sırada gerçekleşen zararının tazminini amaçlayarak davasını Teymuroğlu Apartman Yönetimine karşı açmış ve temsilci olarak da yöneticiyi göstermiştir. Kat Mülkiyeti Yasasına göre, apartman yönetiminin tüzel kişiliği olmadığı doğrudur. Ancak, davalı olarak tüzel kişiliği olmayan yönetimin gösterilmesinde yanlış husumetten değil dava dilekçesinin eksik düzenlendiğinden söz edilmelidir.

HUMK.nun 179/1. maddesinde; "tarafların ad ve soyadlarının" (kimliği) dava dilekçesinde gösterilmesi öngörülmüştür. Davacı, dava dilekçesinde davalı olarak kişilik kazanmamış bir topluluğu göstermesi 179/1 anlamında bir eksikliktir. Bu nedenle dava dilekçesinde gerçek davalıların (kat malikleri) göstermesi hususunda davacıya önel verilip sonucuna göre işlem yapılmak üzere mahkeme kararı bozulmalıdır.

Kaldı ki; böyle bir yorumda "usul ekonomisi" gerekçesinden de yararlanılmalıdır.

Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle davacı yararına (BOZULMASINA) ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 20.06.1994 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kat Malikine, ortak çatıya koşullarına ve tekniğine uygun biçimde çanak anten taktırması konusunda izin verilmesi gerekir


T.C. Yargıtay Onsekizinci Hukuk Dairesi
Esas No: 2005/3990 Karar No: 2005/5189 Tarihi: 17.05.2005

• Ortak Yerlerden Faydalanma Koşulları
• Çatıya Uydu Anten Tesisi


ÖZET:
Dava kat malikleri kurulu kararının iptali ile bu karara dayanılarak kaldırılan çanak antenin yeniden kurulması istemine ilişkindir.
Kat maliklerinden birinin diğer tüm kat maliklerinin rızası olmaksızın ya da tüm kat maliklerince alınmış bir karar bulunmaksızın ortak çatıya uydu anten takabilmesi için bu tesisin o kat malikinin arsa payını aşmaması, diğer kat maliklerinin de aynı tesisi kurmaları durumunda her birine yeterli bir alanın bulunması, anten sisteminin anayapıya ve bağımsız bölümlere zarar vermemesi ve yapının statiğini olumsuz yönden etkilememesi, ayrıca çatıda aynı nitelik ve özellikte merkezi anten sisteminin bulunmaması gerekir.

Olayda, çatıda merkezi bir anten sisteminin bulunduğu anlaşılmakta ise de bunun uydu anten niteliğinde olmadığı ancak sınırlı sayıda kanalın izlenebildiği belirlenmiştir.

Günümüzdeki sosyal ve kültürel yaşam ve bunun gerekli kıldığı iletişim ve bilgilenme gereksinimi göz önünde tutulduğunda uydu anten yurt ve dünyadaki gelişmeler, yenilikler konusunda bilgilenme ve yararlanma olanağı sağlayacak nitelikte bir sistem olması karşısında davacının ortak çatıya koşullarına ve tekniğine uygun biçimde çanak anten taktırması konusunda kendisine izin verilmesine hükmedilmesi gerekir.
(634 s. Kn. m. 16, 19)

TAM METİN:
Davacı ile davalılar arasındaki kat malikleri kurulu kararı iptali ve bu karara dayanılarak sökülen çanak antenin eski hale getirilmesi davasına dair Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 13.05.2004 günlü ve 2003/560 - 2004/609 sayılı hükmün onanması hakkında Dairece verilen 03.02.2005 günlü ve 2004/8937 - 2005/379 sayılı ilama karşı davacı tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.

Bu isteğin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI
Dava 04.06.2002 günlü kat malikleri kurulu kararının iptali ile bu karara dayanılarak kaldırılan çanak antenin yeniden kurulması istemine ilişkindir.

Dosyada toplanan bilgi ve belgelere, özellikle bilirkişi raporu içeriği ile yerel mahkemenin kabulüne göre; iptali istenilen ve 04.06.2002 günlü olağanüstü toplantıda alınan kat malikleri kurulu kararının Kat Mülkiyeti Yasasının 29. maddesinin 2. fırkasında öngörülen koşullara uygun alınmadığı, bu bağlamda toplantının yeri, zamanı ve gündeminin toplantıdan en geç onbeş gün içinde tüm kat maliklerine (davacı kat malikine) yöntemince bildirilmediği, ayrıca yasanın 30. ve izleyen maddelerinde belirtilen karar yeter sayısının sağlanmadığı anlaşılmakla bu kararın iptali gerekmektedir.

Öte yandan kat maliklerinden birinin diğer tüm kat maliklerinin rızası olmaksızın ya da tüm kat maliklerince alınmış bir karar bulunmaksızın ortak çatıya uydu anten takabilmesi için bu tesisin o kat malikinin arsa payını aşmaması, diğer kat maliklerinin de aynı tesisi kurmaları durumunda her birine yeterli bir alanın bulunması, anten sisteminin anayapıya ve bağımsız bölümlere zarar vermemesi ve yapının statiğini olumsuz yönden etkilememesi, ayrıca çatıda aynı nitelik ve özellikte merkezi anten sisteminin bulunmaması gerekir. Sözü edilen koşulların tümünün gerçekleşmiş olması koşulu ile bir kat maliki öteki kat maliklerinin rızası olmaksızın bu tesisi kurabilir. Somut olayda davacı kat malikinin kat malikleri kurulunun 07.02.1999 günlü kararına dayanılarak ortak çatıya kurmuş olduğu ve 04.06.2002 günlü kararla kaldırıldığı anlaşılan çanak antenin yukarıda açıklanan koşullara uygun olduğu bilirkişinin yerinde yaptığı inceleme sonunda anlaşılmış ve bu olgu mahkemece de kabul edilmiştir. Gerek davacının anlatımından, gerekse davalıların savunmalarından çatıda merkezi bir anten sisteminin bulunduğu anlaşılmakta ise de bunun uydu anten niteliğinde olmadığı ancak sınırlı sayıda kanalın izlenebildiği belirlenmiştir.

Günümüzdeki sosyal ve kültürel yaşam ve bunun gerekli kıldığı iletişim ve bilgilenme gereksinimi gözönünde tutulduğunda uydu antenin yurt ve dünyadaki gelişmeler, yenilikler konusunda bilgilenme ve yararlanma olanağı sağlayacak nitelikte bir sistem olduğu kuşkusuzdur. Açıklanan tüm bu nedenler karşısında davacının ortak çatıya koşullarına ve tekniğine uygun biçimde çanak anten taktırması konusunda kendisine izin verilmesine hükmedilmesi gerekirken mahkemece merkezi anten sisteminin bulunduğu ve davacının uydu anten taktırması için bir zorunluluğun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

Açıklanan nedenlerle davacı tarafın yerinde görülen karar düzeltme isteminin kabulü ile dairemizin 03.02.2005 gün ve 2004/8987-2005/379 sayılı onama kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, istek halinde temyiz onama harcı ile karar düzeltme harcının düzeltme isteyene iadesine, 17.05.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kat mülkiyeti Kurularak Ortaklığın Giderilmesi

HG 00, E: 2000/6-904, K: 2000/000920, Tarih: 24.05.2000

KAT MÜLKİYETİ KURULARAK ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ


Davada taksim suretiyle ortaklığın giderilmesi istendiğine göre, bu istek içinde kat mülkiyeti kurulmak suretiyle ortaklığın giderilmesi isteminin de varlığını kabul etmek gerekir.

(634 s. KMK. m. 3, 10, 12, 50)


Taraflar arasındaki "ortaklığın giderilmesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Eskişehir 2.Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 12.10.1999 gün ve 1999/288 E-1357 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 23.11.1999 gün ve 1999/9783-9774 sayılı ilamı ile; (...Dava bir parça taşınmaz mal ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkeme dava konusu taşınmazın satışı suretiyle ortaklığın giderilmesine karar vermiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz olunmuştur.

Davada taksim suretiyle ortaklığın giderilmesi istendiğine göre, bu istek içinde kat mülkiyeti kurulmak suretiyle ortaklığın giderilmesi isteminin de varlığını kabul etmek gerekir. Hal böyle olunca, öncelikle keşif yapılarak 634.sayılı kal mülkiyeti kanunun 50. maddesi uyarınca binada kat mülkiyetinin kurulup kurulmayacağının araştırılması, şayet bu mümkünse ikinci aşamada aynı yasanın 10. maddesi uyarınca pay ve paydaş adedine göre gerektiğinde ivaz ilavesi de gözönünde tutularak her bir paydaşa veya hisseli kalması konusunda anlaştıkları takdirde anlaşan paydaşlara birer bağımsız bölüm isabet edecek şekilde taksim olanağı bulunup bulunmadığının tesbiti icabeder. Payların denkleştirilmesi, gerektiğinde ivaz ilavesi ve guruplama ortaklar anlaşmazlarsa kura çekmek suretiyle hangi bağımsız bölümün hangi ortağa isabetinin belirlenmesi sadece muristen kalan taşınmazlar için mümkündür. Yoksa müşterek paydaşların herbiri arsa payına karşılık belirli bir bağımsız bölüm almış, onu kullanıyorsa paydaşların diğerinin kullandığı bağımsız bölümde hakkı yoksa ivaz ilavesi, pay denkleştirilmesi kura çekme gerekmez. O bölümün paydaşa verilmesi icab eder. Bundan sonra aynı kanunun 3. maddesi uyarınca değerle oranlı olarak bağımsız bölümlere arsa payı tahsisi gerekir. Bölümlere arsa payı tahsis edilirken de daha önce gelişi güzel verilen zemindeki arsa payları nazara alınmaz. Bu işlemler için bir hukukçu ve iki teknik elamanın bilirkişi olarak seçilmesinde yarar vardır. Bu aşamadan sonra taksimi isleyen tarafa kat mülkiyeli kanunun 12. maddesinde sayılan belgeler tamamlattırılır. Ondan sonra arsa payları bu paylara karşılık verilen bağımsız bölüm numaraları ve sahipleri belirtilerek kal mülkiyeti kurulmak suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilir.

OLAYIMIZDA: Ortaklığın giderilmesi islenilen taşınmazda 4 kattan oluşan kargir binanın bulunduğu keşfen saptanmıştır. Yukardaki esaslar doğrultusunda kal mülkiyelinin kurulup kurulamayacağı araştırılmadan yazılı şekilde satış kararı verilmesi doğru değildir.

Hüküm bu nedenle bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN : Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile. direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin haremin geri verilmesine 24.5.2000 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.

KARSI OY YAZISI :

Davacılar dava dilekçesinde, davalı ile birlikte herbirisinin 1/3 oranında hissedar bulundukları taşınmazın fiili durumu itibariyle taksimi mümkün olmadığından satılarak ortaklığın giderilmesini istemişlerdir.

Davaya cevap vermeyen davalı, katıldığı oturumlarda da taksim veya kat mülkiyetine geçiş sureliyle ortaklığın giderilmesi yolunda bir talepte bulunmamış, son olurumda mahkemenin takdirine bıraktığını belirtmiştir.

Mahkemece, talep doğrultusunda, satış sureliyle ortaklığın giderilmesi kararı verilmiştir.

Davalı, mahkemenin bu kararını temyiz ettiği dilekçesinde de, satış kararına karşı çıkmamış, temyizini satışa esas alınan değerlendirmenin eksikliğine hasretmiştir.

Davada tarafları oluşturan paydaşlar taksim istemedikleri halde, davalı temyizi üzerine inceleme yapan Yüksek özel Dairece, "davada taksim suretiyle ortaklığın giderilmesi islendiğine göre..." diye başlanılan ilamıyla, taksim istenilmiş gibi, kat mülkiyeti kurulup kurulamayacağının araştırılması gereğine değinilerek mahkeme kararı bozulmuştur.

Taraflar mahkemeden bozma kararına karşı direnilmesini istemişler ve mahkemece, bozma kararına uyulmayıp, taksim talebinin yokluğuna ve de istisnai haller dışında, tarafların iddia ve savunmalarına usulen bağlı olan mahkemenin tarafların istemedikleri bir durumu araştırmasına gerek olmadığı gerekçesine dayanılarak önceki kararda direnilmiştir.

Davalı vekilleri bu kararla ilgili temyiz dilekçesinde açık bir şekilde satışa ilişkin direnme kararını temyiz etmediklerini, itirazlarının taşınmazın değerinin tesbiti konusuna yönelik olduğunu belirtmişlerdir.

Bu durum karşısında ve aşağıda belirtilen nedenlerle, Yüksek Özel Dairenin bozma kararı ve aynı gerekçelerle verilen, mahkemenin direnme kararının bozulmasına ilişkin Yüksek Hukuk Genel Kurulu çoğunluğunun bozma kararı usul ve yasaya uygun düşmemektedir.

Şöyle ki;

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 10. maddesinin son fıkrasında, "kal mülkiyetine konu olmaya elverişli bir gayrimenkul üzerindeki ortaklığın giderilmesi davalarında, mirasçılardan veya ortak maliklerden biri, paylaşmanın, kat mülkiyeti kurulması ve bağımsız bölümlerin tahsisi suretiyle yapılmasını islerse, Hakim o gayrimenkulun mülkiyetinin, 12.madde yazılı belgelere dayanılarak kat mülkiyetine çevrilmesine ve paylar denkleştirilmek sureliyle bağımsız bölümlerin ortaklara ayrı ayrı tahsisine karar verebilirler. Hükmü yer almakladır.

Yasanın bu hükmüyle, paylaşmanın kal mülkiyeli kurulmak sureliyle yapılabilmesi için öncelikle, davaya konu taşınmazdaki paydaşlardan en a/, birisinin bu yolda işlekle bulunması sari kılınmıştır. Paydaşların taksim isteğinin bile bulunmadığı bir davada, kat mülkiyeti kurularak ortaklığın giderilmesi yasanın açıklanan hükmüne aykırı düşer.

Yargıtay uygulamalarında, ortaklığın giderilmesi davalarında, ortaklığın giderilmesi işleğinin, öncelikle aynen (aksimi, bu mümkün olmadığı takdirde satış suretiyle ortaklığa son verilmesini içerdiği kabul edilmekle ise de genel nitelikteki Medeni Kanun hükümlerine dayalı bu uygulamayı, Kat Mülkiyeli Kanununun yukarıda açıklanan ö/el hükmündeki açıkça işlekle bulunma koşulunu bertaraf edecek şekilde, kal mülkiyeti kurulması yoluyla ortaklığın giderilmesi haline de teşmil etmek mümkün değildir.

Öte yandan, kal mülkiyeli kurulmasına elverişli bir binada kat mülkiyeti kurulabilmesi için gerekli olan. 634 Sayılı Kanunun 12. maddesinde sayılan belgelerin bir kısmının (yönetim planı, fotoğraf ve benzeri) taraflarca temin edilmemesi nedeniyle hakim tarafından re'sen düzenlettirilmesi mümkün ise de, binanın belediyeden onaylı projesi, oturma izin belgesi gibi belgeleri ve bunların gerektirdiği hare ve masrafları kat mülkiyeti kurulmasını isteyenin temin ve karşılaması gerekir. Olayımızda, hiç bir paydaş aynen taksim veya kat mülkiyeti kurulmasını istemediği için mahkemece bu belgelerin ve masraflarının taraflardan istenmesi ve dolayısıyla kat mülkiyeti kurulması da mümkün olamayacaktır.

Belirtilen nedenlerle taksim istekleri olmadığı gibi taksime ve kat mülkiyeti kurulmasına karşı olan ve de ısrarla satış isleyen tarafların iradesine uygun olarak verilen (ve davalı vekilinin temyiz isteğinin dışında tuttuğu) satış suretiyle ortaklığın giderilmesine ilişkin mahkeme direnme kararının onaylanması görüşünde olduğumuzdan Kat Mülkiyeti Kanununun yukarıda açıklanan hükmüne aykırılık teşkil edecek şekilde, paydaşların işleği bulunmadığı halde dava konusu taşınmazda kat mülkiyeti kurulmasının mümkün olup olmadığına yönelik araştırma yapılması gerekliğine dair Yüksek Özel Daire Bozma kararını benimseyen Yüksek Hukuk Genel Kurulu çoğunluğunun bozma kararına katılmıyoruz.

Kaynak: http://www.hukuki.net/

Apartman Yönetim Planına Aykırılık-Meskenin İşyeri Olarak Kullanılamayacağı

HG 00, E: 2003/18-411, K: 2003/000417, Tarih: 11.06.2003

YÖNETİM PLANI - YASAK İŞLER - DOKTOR MUAYENEHANESİ -MESKENİN İŞYERİ OLARAK KULLANILAMAYACAĞI

634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası'nın 28. maddesinde, yönetim planının bütün kat maliklerini bağlayan bir sözleşme hükmünde olduğu belirtilerek ana gayrimenkulün yönetim tarzı, kullanma maksat ve şekline ilişkin anlaşmazlıkların çözümünde öncelikle yönetim planında mevcut hükmün uygulanması öngörüldüğünden, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 24. maddesinden önce, yönetim planı hükümlerinin uygulanması gerektiğine; Olayda Yönetim Planında yeralan, dairelerin sadece mesken olarak kullanılacağı hükmü karşısında dava konusu bağımsız bölümün muayenehane olarak kullanılamayacağına göre, Hukuk Genel Kurulu'ncada benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekir.

(634 s. KMK. m. 2)

Taraflar arasındaki "tahliye" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Karşıyaka 1. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 07.11.2002 gün ve 2002/830 E- 1299 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 17.02.2003 gün ve 2002/11976-2003/1005 sayılı ilamı ile; (...Dava dilekçesinde, tapu kütüğünde mesken niteliğiyle kayıtlı olan bağımsız bölümün, kat malikleri kurulunun kararları ve yönetim planının yasaklayıcı hükümlerine karşın işyeri olarak kullanıldığı ileri sürülerek kiracının bağımsız bölümden tahliyesi talep edilmiş, mahkemece meskenin doktor muayenehanesi olarak kullanılmakta olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir.

Yönetim planında yasaklayan özel bir hüküm bulunmaması koşuluyla tapuda mesken olarak kayıtlı bağımsız bölümlerin doktor muayenehanesi olarak kullanılmasında yasal bir sakınca bulunmamakta ise de; somut olayda yönetim planının 2. maddesi ile dairelerin sadece mesken olarak kullanılacağı kurala bağlanmış olmasına göre davanın kabulü ile öncelikle bağımsız bölümün mesken olan eski haline getirilmesi için davalılara süre verilmesi ve verilen süre içinde eski hale getirilmediği takdirde kiracının tahliyesine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın reddedilmiş olması doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN : Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası'nın 28. maddesinde, yönetim planının bütün kat maliklerini bağlayan bir sözleşme hükmünde olduğu belirtilerek ana gayrimenkulün yönetim tarzı, kullanma maksat ve şekline ilişkin anlaşmazlıkların çözümünde öncelikle yönetim planında mevcut hükmün uygulanması öngörüldüğünden, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 24. maddesinden önce, yönetim planı hükümlerinin uygulanması gerektiğine; Olayda Yönetim Planında yeralan, dairelerin sadece mesken olarak kullanılacağı hükmü karşısında dava konusu bağımsız bölümün muayenehane olarak kullanılamayacağına göre, Hukuk Genel Kurulu'ncada benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 11.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.

Kaynak: http://www.hukuki.net/