Antakya Prime Mall “Dünyanın En iyi Ticari Projesi” Seçildi
Prime Development, “International Property Awards 2009”da daha önce Avrupa ve Afrika’dan aday olarak katılan 1.500 proje arasından “En İyi Ticari Proje” seçilen Prime Mall Antakya alışveriş merkezi projesiyle, 12 Kasım’da ABD’nin San Diego kentinde yapılan finalde “Dünyanın En İyisi” seçildi.
“International Property Awards” 1995'ten beri veriliyor ve 15 ayrı kategoride yarışan katılımcılar kendi bölgelerinde birinci seçilirse, daha sonra dünya finalinde yarışmaya hak kazanıyor. Prime Development’ın Antakya projesi, kısa bir süre önce Londra’daki törende Avrupa ve Afrika kıtasından gelen adaylar arasında en iyisi seçilmişti.
Türkiye’de hayata geçireceği 1,5 milyar Dolar tutarında yatırımın ilk etabında yer alan Prime Mall Antakya alışveriş merkezi 2011’de hayata geçecek.
Prime Development Genel Müdürü Dr. Artuğ Çetin, “Avrupa&Afrika ödülünden sonra Antakya Prime Mall’un dünyanın en iyi ticari projesi seçilmesinden büyük bir onur duyduklarını belirterek, Londra’daki dereceyi aldıktan sonra dünyanın en iyisi seçilmeyi beklediklerini hatırlattı. Çetin, “San Diego’da dünyanın en iyisi seçilmek bizi şaşırtmadı çünkü bizim ekibmiz bunu başarabilecek insanlardan oluşuyor” dedi.
Çetin, “Türkiye’nin ve Antakya’nın ismini tüm dünyaya duyurmuş olmak bizi çok mutlu etti. Projemiz hayata geçtikten sonra Antakya halkının da beğenisini kazanacağına inanıyoruz” dedi. Proje sayesinde Suriye’den de turist geleceğini belirten Çetin, Antakya Prime Mall’un bölge ekonomisini pozitif etkileyeceğini bu sayede bölgeye farklı bir çekim alanı yaratacaklarını ifade etti.
Kaynak: http://www.gmtr.com.tr/
DÖVİZ CİNSİNDEN KİRA ARTIŞI
KİRA TESBİT DAVALARI:
Kiraya veren veya malik kira tespit davası açabilir. Kira sözleşmesinin sona ermesinden itibaren en geç 15 gün önce ihtar veya dava dilekçesinin davalı kiracıya tebliğ edilmesi gerekir. Buna uyulmazsa, mahkemece tespit edilen kira, bir sonraki kira döneminden itibaren geçerli olacaktır. Belirtilen süre içinde ihtar gönderilmişse, dönem sonuna kadar dava açılabilecektir. Kira sözleşmesinde kira artışına ilişkin özel şart varsa, bu şart yenilenen ilk dönemde tarafları bağlar; yani yenilenen ilk dönemde bu şarta göre kira artışı yapılır. Yine sözleşmede her yıl kiranın artacağına ilişkin özel şart varsa, ihtarname çekmeye gerek yoktur. Dönem sonuna kadar her zaman dava açılabilir. Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin bu konudaki yerleşik içtihatlarına göre, kira bedelinin tespiti davalarında; öncelikle taşınmazın bulunduğu muhitteki olağan rayiç araştırılacak; olağan rayicin bulunamaması halinde, kira parası ekonomi esaslarına göre bir başka deyimle Toptan Eşya Fiyat Endekslerindeki (TEFE) artışa göre tespit edilecek; bu yöntemle tespit edilen kiranın çevrede oluşan rayiç kira bedellerine göre yetersiz kalması halinde ise, gerektirici nedenleri açıkca gösterilerek aşırı olmayacak bir oranda kira parasında Hak ve Nesafet kuralları çerçevesinde ayrıca bir artış yapılabilecektir.
Yargıtay, son kararlarında tarafların serbestçe ve her türlü etken dışında yaptıkları kira akdinde kararlaştırdıkları kira parasının, aksi kanıtlanmadıkça o dönemin olağan rayicine uygun olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, koşullar değişmediği ve özel nedenlerin varlığı ileri sürülüp kanıtlanmadıkça kira sözleşmesinde olağan rayice uygun olarak kararlaştırılan bu kira parasının tespiti için Toptan Eşya Fiyat Endeksinin % 65 ile sınırlı olarak üç yıl için artırımının esas alınacağını, bu şekilde hesaplanacak kira parasının o dönemin hak ve nesafet kurallarına uygun ve aşırı olmayan bir kira parası olduğunun ilke olarak kabul edilmesi ve uygulamanın buna göre yapılması gerektiğini vurgulamıştır.
Bu davada uygulamada genellikle mahkemece mahallinde keşif yapılarak (Hukukçu+inşaat mühendisi+mülk sahibi) nden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmakta; rapor doğrultusunda karar verilmektedir.
Kaynak: http://www.turkhukuksitesi.com/
Akmerkez'den yüzde 35'lik kira indirimi
Akmerkez Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş'nin, Kamuyu Aydınlatma Platformununda (KAP) yayımlanan açıklamasında, finansal piyasalarda devam etmekte olan olumsuz gelişmelerin gayrimenkul piyasasındaki etkilerinin değerlendirildiği belirtildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi: "Akmerkez Ticaret Merkezi'ndeki mevcut kiracılarımızdan, münhasıran kira bedellerini kira sözleşmelerinde öngörülen süre ve esaslar dahilinde gecikmeksizin muntazam ödeyen kiracılarımızın arasından, şirketimiz tarafından ihtiyari olarak belirlenecek olan kiracılarımıza 1 Eylül-31 Aralık 2009 tarihleri arasındaki kira dönemleri ile sınırlı olarak uygulanmak kaydı ile; kira sözleşmelerinde öngörülen ödeme tarihindeki dolar kurları üzerinden yüzde 35 oranında (ve 1 dolar = 1,1 lira altında kalmamak ve belirlenen dolar kurunun kira bedellerinin tenzili ve/veya kira sözleşmesinin uyarlanması olarak değerlendirilmemesi kaydı ile) indirim yapılmasına, kira bedellerinin bu şekilde tespit edilmek sureti ile kiracılarımızdan tahsil edilmesine; katılanların oy birliği ile karar verilmiştir."
Kaynak: http://www.referansgazetesi.com/
'Konutta bu rakamları yeniden bulmak zor olacak'
İnşaat sektöründe son günlerde bir hareketlilik hissedildiğine de değinen Boysanoğlu, bu durumun sektöre ilişkin üçüncü çeyrek verilerde gözleneceğini söyledi. Boysanoğlu, ikinci çeyrekte yüzde 21 olan küçülme oranında yüzde 16'ya doğru bir seyir beklediklerini kaydetti.
Mesa Yönetim Kurulu üyelerinin katılımıyla önceki akşam düzenlenen iftar yemeğinde basın mensuplarıyla bir araya gelen Boysanoğlu, sektörde "Krizden etkilenmedim" diyenin gerçeği söylemediğini ve kendilerinin de satılan konut sayısı açısından bu yıl için yüzde 10 dolayında bir azalma öngördüklerini belirtti. Ancak sektörde bekledikleri kadar olmasa da bir hareketlenmenin yaşanmaya başladığına işaret eden Boysanoğlu, yapılan indirimlerin müşteri sayısına olumlu yansıdığını belirtti. Boysanoğlu, bu durumda konut kredilerinin de ilk anda etkili olduğunu ancak kredi pozisyonları ve vadelerin alıcı için yetersiz kaldığını ifade etti.
Boysanoğlu, şu an şehir merkezlerinde olmasa da şehir çeperlerindeki konutların fiyatlarının düştüğünü ve Mesa konutlarında da yüzde 10'u geçmeyecek indirimler gerçekleştiğini ifade etti. Yeni inşaatlarda ise bu durumun söz konusu olmayacağının altını çizen Boysanoğlu, fiyatların yükseleceğini, daha az ev yapılacağını ve sektörde "balon" olarak tabir edilen genişlemelerin yaşanmayacağını belirtti.
Kaynak: http://www.referansgazetesi.com/
PAYLI MÜLKİYETİ DEVAM YÜKÜMLÜLÜĞÜ (Şüyu İdame Mükellefiyeti Sözleşmesinin Şerhi)
(Şüyu İdame Mükellefiyeti Sözleşmesinin Şerhi)
a) Açıklama
Paylı mülkiyette paylaşmayı isteme hakkı, hukuki bir işlemle on seneden fazla süreli olmamak kaydıyla sınırlanabilir (MK.698).
Taşınmazlarda paylı mülkiyetin devamına ilişkin sözleşmeler, resmi şekle bağlıdır ve tapu kütüğüne şerh verilebilir. Sözleşme noterde yapılabileceği gibi paydaşlar arasında adi yazılı şekilde de yapılabilir.
Paydaşlar arasında yapılacak bu tür sözleşmelerin tapu kütüğünde gösterilmesi bir genelgeye de konu olmuştur. (Merkez Tapu Komisyonunun 30.06.1966 T., 52 sayılı kararı ve TKGM. 1229 sayılı Genelge).
Paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü öngören sözleşmenin tapu siciline şerhi için aşağıdaki belgeler istenir.
1) Noterde veya paydaşların kendi aralarında yapılmış paydaşlığı devam ettirme (bozmama) sözleşmesi,
2) Sözleşme noterde düzenlenmişse paydaşların birinin tescil istemi,
3) Sözleşme paydaşların kendi aralarında adi yazılı olarak yapılmışsa tüm paydaşların tescil istemi,
4) İstemde bulunanın nüfus cüzdanı veya pasaportu, temsilci varsa temsil belgesi ve vesikalık fotoğraf.
b) Tescil İstem Belgesinin Yazımı
Yukarıda niteliği gösterilen taşınmaz malın 1/3 hissesi Çağatay AYDIN, 1/3 hissesi Ayberk Güntay ÖZTÜRK ve diğer 1/3 hissesi de Beyza UYSAL adına kayıtlı iken, Biz hissedarların Bakırköy 7. Noterliğinde tanzim ettirdiğimiz 2.7.2000 tarih 17357 yevmiyeli paylı mülkiyeti devam ettirme (taksim yasağı) sözleşmesi uyarınca, 10 yıl süreyle paydaşlığı bozmama ve taksimi istememeyi taahhüt ettiğimizden paydaşlığı devam yükümlülüğünün tapu kütüğünün şerhler sütununda gösterilmesini talep ile 492 sayılı Harçlar Kanununa göre yukarıda gösterilen değerin emlak vergisi değerine yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle bulunacak değerden düşük olmadığını, aksi halde aradaki farkın V.U.K. na göre cezalı olarak tahsil edileceği hususunun Tapu Sicil Müdürü tarafından tarafımıza bildirildiğini beyan ederiz.
c) Tapuya Sicilinde Belirtilmesi
..............tarihli sözleşmeye göre 10 yıl süreyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü (taksimi isteme yasağı) vardır. Tarih-Yevmiye
d) İşlemin Mali Yönü
Harçlar Kanununa ekli (4) sayılı Tarifenin 18. Pozisyonu uyarınca kayıtlı değer üzerinden, Binde 9 oranında harç tahsil edilir.
Kaynak: http://www.tkgm.gov.tr/
PAYLI MÜLKİYET
T.C. YARGITAY Birinci Hukuk Dairesi, E:2005/2669, K:2005/3880, T:31.3,2005
PAYLI MÜLKİYET
ÖZET: Paylı mülkiyetin söz konusu olduğu taşınmazda, paydaşların taşınmazın tamamı bakımından her yerinde hak sahibi olmaları asıldır. Aralarında tüm paydaşları kapsar şekilde bir anlaşma olmadıkça, bir yada birden fazla paydaşın taşınmazın belli ve muayyen yeri üzerinde hak sahibi olmalarına yasal olanak yoktur.
4721 s. TÜRK MEDENÎ KANUNU [Madde 688]
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kayden paydaşı bulundukları 235 ada 2 parsel sayılı taşınmazda kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre yapılan binadaki 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu daireleri gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldıklarını ileri sürüp dairelerin mülkiyetinin kendilerine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar Cemal, Ayşe, Saide ve Ahmet, dava konusu taşınmazda yükleniciden daire aldıklarını belirtip davanın reddini savunmuşlardır. Diğer davalılar, yargılamaya katılamadıkları gibi davaya cevap da vermemişlerdir.
Mahkemece, davacılar Alay ve Ender'in kullanımındaki 1 ve 2 nolu dairelerin dava dışı Recep'e ait olduğu, davacı Hadiye'nin 3 nolu daireyi davalı Ayşe'den önce satın aldığı, davalılar Saide ve Cemalin davacı Abdullah'tan önce taşınmazda pay satın aldıkları ve 4 ve 5 nolu dairelerin adı geçen davalılara ait olduğu, 6 nolu daire yönünden ihtilaf bulunmayıp dairenin davacı Hacıbayram'a ait olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacılar Abdullah, Ender ve Alay tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla tetkik hakimi'nin raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, mülkiyetin tespiti isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 235 ada 2 parsel sayılı taşınmazın paylı mülkiyet üzere olduğu, bu yerde yapılan inşaatta bağımsız bölümler oluşturulduğu, yapının ruhsat ve projesine aykırı olarak inşa edildiği, iskan ruhsatının bulunmadığı, yapıdaki bağımsız bölümlerden fazla paydaşın mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanunun 688 ve devamı maddelerinde düzenlenen paylı mülkiyet hükümlerine göre, paylı mülkiyet üzere olan taşınmazda, paydaşların taşınmazın tamamı bakımından her yerinde hak sahibi olmaları asıldır. Aralarında tüm paydaşları kapsar şekilde bir anlaşma olmadıkça, bir yada birden fazla paydaşın taşınmazın belli ve muayyen yeri üzerinde hak sahibi olmalarına yasal olanak yoktur. Böyle bir tespit hükmü açıklanan mülkiyet hükümlerine aykırılık teşkil eder.
Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Bir kısım davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenle HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 31.3.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: http://gayrimenkuldavalari.blogcu.com/
Mirasın paylı mülkiyet olarak intikali (Müşterek Mülkiyet)
Mirasın doğrudan doğruya paylı (paylı) mülkiyet esasına göre tescili için tüm mirasçıların veya yetkili vekillerinin elbirliğini (iştirak halini) bozduklarına dair istemi olması veya bu yönde bir mahkeme kararı getirilmesi gerekir.
Bunun yanında veraset senedinde açıkça elbirliğinin (iştirak halinin) bozularak paylı (müşterek) mülkiyet veya hissedarlık esasına geçildiği yazılı ise tek mirasçının istemi ile doğrudan paylı (müşterek) mülkiyet esasına göre intikal yapılabilir. Ayrıca veraset ve intikal vergisinin tahakkuk ve tahsili için işlemden sonra en geç 15 gün içinde vergi dairesine ihbarda bulunulur
İstenecek Belgeler:
- İntikali istenen taşınmaz mala ait varsa tapu senedi, yoksa taşınmaz malın ada ve parsel numarasını belirtir belge veya mirasçılarının sözlü beyanı,
- Veraset belgesinde iştirak hali çözülerek paylar belirlenmişse bir mirasçının, belirlenmemişse tüm mirasçıların veya yetkili temsilcilerinin fotoğraflı nüfus cüzdanları veya pasaportları.
- Tüm mirasçıların intikali istenen taşınmaz malların sayısı kadar son altı ay içinde çekilmiş 6 x 4 cm. büyüklüğünde vesikalık fotoğrafları.
- İntikal talebi, temsilci tarafından yapılıyor ise, ayrıca temsile ilişkin belge,
- Medeni Kanunun yürürlük tarihi olan 4 Ekim 1926 tarihinden sonraki ölümlerde murise ait veraset belgesinin aslı veya mahkeme veya noterce onaylı örneği
- Medeni Kanundan önceki ölümlerde (4 Ekim 1926 tarihinden önceki ölümlerde) mahalle veya köy ihtiyar kurulunca düzenlenen ilmuhaber veya mahkemeden alınmış veraset belgesinin aslı veya onaylı örneği,
- Taşınmaz malın niteliği bina ise deprem sigortası aranır.
Mali Yönü:
- 492 sayılı Harçlar Kanununa ekli (4) sayılı Tarifenin 3. Pozisyonuna göre; İntikale konu olan taşınmaz malların genel beyan döneminde beyan edilen emlak vergisi değerinden (diğer yıllarda bir önceki senenin emlak vergisi değerine her yıl Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranı uygulanarak bulunacak değerden az olmamak üzere) ilgililerce beyan edilen değerleri üzerinden, Binde 9 oranında tapu harcı tahsil edilir.
- Döner Sermaye İşletmesince belirlenen tarifeye göre ücret tahsil edilir. Döner Sermaye ücreti her yevmiye için bir adet tahsil edilir. İntikal eden taşınmaz sayısının önemi yoktur
Kaynak: http://www.emlaksite.com/
Mirasın intikali nasıl yapılır. Kaç türlü intikal işlemi vardır?
Veraset belgesinin aslı veya tasdikli suretinin Tapu Sicil Müdürlüğüne ibrazı gerekir.İntikal işlemi 2 şekilde yapılır;
a) İştirak halinde intikallerde mirasçılardan biri veya temsilcisinin talep etmesi yeterlidir.
b) Hisseli mülkiyet olarak intikalinin yapılmasında ise mirasçı veya temsilcilerinin tümünün intikali talep etmeleri gerekir.
Tespit etmek istediğiniz taşınmazların ait olduğu ilçenin Tapu Sicil Müdürlüklerine müracaat etmeniz gerekir.
Kaynak: http://www.emlaksite.com/
Dünya Bankası yetkilileri Hatay'da destek verdiği yatırımları inceledi
Dünya Bankası yetkilileri, Hatay'da biraraya gelerek destek verdiği yatırımları inceledi. Toplantıda hibe verilen birinci etap yatırımları hakkında konuşan Dünya Bansı yetkilileri, daha sonra ikinci etap yatırımlara verdikleri hibelerin akıbetini ele aldı.İlk etapta Hatay'da 2 projeye hibe veren Dünya Bankası, ikinci etapta ise 7 projeye verdiği hibenin ardından, üçüncü etapta Hatay Tarım İl Müdürlüğü'ne ait 57 projeyi konuştu. Toplantının ardından Hatay'da hibe verdikleri kamu ve özel sektör yatırımlarında incelemeler yapan Dünya Bankası yetkilerinin ilk durağı 300 bin YTL hibe verdiği Samandağ'ın Özbek köyü oldu. Köyün kanalizasyon alt yapısında ve arıtma tesisinde incelemeler yapan Dünya Bankası heyeti daha sonra Antakya Organize Sanayi Bölgesi'ne geçti. Dünya Bankası'ndan 88 bin YTL hibe alarak Zeytin Yağı Fabrikası kuran Gönül Uğurlu'nun tesislerinde de inceleme yapan heyet fabrikaya tam not verdi.
Dünya Bankası Türkiye Ülke Birimi Avrupa ve Orta Asya Bölgesi Direktörü Ulrıch Zachau, zeytinyağı fabrikasında yaptığı inceleme ve denetlemelerde şöyle konuştu: "Antakyalı bayan girişimci Gönül Uğurlu bizden hibe alarak kurduğu tesise oldukça ileri bir teknoloji kazandırmış. Bu da çiftçilere fazla gelir sağlayacaktır. Burada iyi kaliteli zeytinyağı üretilmesi bizim için faydalı. Bunun içerisinde ihracat amacının da olması önemli. Bu hem Hatay'a hem bölgedeki insanlara gelir sağlaması açısından faydalı bir yatırım. Bu Türkiye'de uygulamakta olduğumuz projelerimizden yalnızca biri. Tabii biz bu yatırm projelerinin yanı sıra eğitim, sağlık gibi projelere de hibeler veriyoruz."
Tarımsal faaliyetlerdeki desteklerinin tamamen Türk Hükümetinin kararı doğrultusunda olduğunu dile getiren Dünya Bankası Türkiye Ülke Birimi Avrupa ve Orta Asya Bölgesi Direktör'ü Ulrıch Zachau geçmiş yıllarda bir çok çalışmaya destek olduklarını hatırlattı.
Kaynak: http://zaman.com.tr/
Eser Sözleşmesinde Arsa Sahibinin Zararının Karşılanması
T.C. YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİEsas No. 2002/1288, Karar No. 2002/3576, Tarihi 01.07.2002
818-BORÇLAR KANUNU/12/158.2/355 İFAYA EKLİ CEZAİ ŞART İÇEREN TAAHHÜTNAME İHTİRAZI KAYIT DERMEYAN ETMEDEN ESERİN TESLİM ALINMASI ŞEKLE TABİ AKİTLERDE DEĞİŞİKLİK ESER SÖZLEŞMELERİNDE GECİKME ZARARI
ÖZET:
1- SÖZLEŞMENİN ESASLI ŞEKİLDE TADİLİ NİTELİĞİNDE OLAN VE İFAYA EKLİ CEZAİ ŞARTI İÇEREN TAAHHÜTNAME NOTERDE DÜZENLENEN SÖZLEŞME HARİCİNDE ADİ BİÇİMDE YAPILDIĞINDAN BK M. 12' YE AYKIRI VE GEÇERSİZDİR. AYRICA, İHTİRAZİ KAYIT DERMEYAN EDİLMEDEN ESER TESLİM ALINDIĞINDAN, CEZAİ ŞART İSTENEMEZ.
2- ESER SÖZLEŞMELERİNDE -KARARLAŞTIRILMIŞ OLMASA BİLE- GECİKME NEDENİYLE ARSA SAHİBİNİN MEYDANA GELEN HERHANGİ BİR ZARARI VARSA, BU ZARARIN KARŞILANMASI GEREKİR.
DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR :
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz isteklerinin reddi gerekmiştir.
2-İfaya ekli cezai şartı içeren taahhütname, noterde düzenlenen sözleşme haricinde adi biçimde yapılmıştır. Taahhütnameyle davalıların durumu ağırlaştırılmış olmakla, bu taahhütname sözleşmenin esaslı şekilde tadili niteliğindedir. Bu itibarla, BK.nun 12'ye aykırı biçimde yapılan taahhütname geçersiz olduğundan, buna dayalı cezai şart talebinin reddi yerine kabulü doğru olmamıştır. Kaldı ki, ihtirazi kayıt dermeyan edilmeden eser teslim alındığından, cezai şart istenemez.
3-Eser sözleşmelerinde -kararlaştırılmış olmasa bile- gecikme nedeniyle arsa sahibinin meydana gelen herhangi bir zararı varsa, bu zararın karşılanması gerekir. Somut olayda davacı arsa sahibinin zararı, işin gecikmesi nedeniyle, kendisine isabet eden bağımsız bölümleri kiraya verememesinden kaynaklanan kira kaybı zararıdır. Bu itibarla, işin teslimi gereken 2.1.2000 tarihinden itibaren, taleple bağlı kalınarak, davacıya ait bağımsız bölümlerin rayice göre kira getirisinin hesaplanarak davalılardan müteselsilen tahsili yerine yazılı gerekçeyle reddi de isabetli görülmemiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan hükmün ( 2. ) bentte açıklanan nedenle davalı; ( 3. ) bentte belirtilen nedenle de davacı yararına BOZULMASINA ve ( 1. ) bent uyarınca tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istekleri halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 1.7.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: http://www.turkhukuksitesi.com/
Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan Gecikme Tazminatı
T.C. YARGITAY 15.Hukuk DairesiEsas: 2006/2917 Karar: 2007/3264 Karar Tarihi: 15.05.2007
ÖZET: Mahkemece sözleşme dışı fazla bir iş yüklenici tarafından yapılmış ise, bu fazla işin yapılması için gereken süre, işin teslim tarihine eklenerek, teslimi gereken tarihin belirlenmesi, bağımsız bölümlerin hangi tarihte davacılara fiilen teslim edildiğinin tespiti ve ayrıca davacılardan Füsun’un kendisine düşen bağımsız bölümlerden birini sattığı da göz önünde bulundurularak davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.
(818 S. K. m. 355 )
Dava: Mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan gecikme tazminatı (kira kaybı) istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki 16.12.1999 tarihli sözleşmeye göre, işin teslimi gereken tarih, Ekim 2002'dir.
Kural olarak gecikme tazminatına, başka bir anlatımla gecikmeden doğan kira kaybına, işin sözleşme uyarınca teslimi gereken tarihten bağımsız bölümlerin fiilen teslim edildiği tarihe kadar olan süre için hükmolunur. Bağımsız bölümler teslim alınırken kira kaybı yönünden ihtirazı kayda (çekince) gerek yoktur. İhtirazı kayıt, gecikme cezaları için söz konusudur.
Mahkemece, bağımsız bölümlerin teslimi sırasında ihtirazı kaydın ileri sürülmemesi nedeniyle davanın reddi, bu nedenle doğru olmamıştır.
O halde mahkemece yapılması gereken iş; olayda sözleşme dışı fazla bir iş yüklenici tarafından yapılmış ise, bu fazla işin yapılması için gereken süre, işin teslim tarihine eklenerek, teslimi gereken tarihin belirlenmesinden, bağımsız bölümlerin hangi tarihte davacılara fiilen teslim edildiğinin tespitinden ve ayrıca davacılardan Füsun’un kendisine düşen bağımsız bölümlerden birini 31.08.2004 tarihinde sattığı da göz önünde bulundurularak (bu bağımsız bölüm yönünden satış tarihine kadar olan süre için) davanın kabulüne karar verilmesinden ibarettir.
Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 15.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.
Kaynak: http://www.turkhukuksitesi.com/
GAD başarılı çalışanı ortak ediyor
İstanbul ve New York'ta ofisleri bulunan GAD mimarlık, performansı yüksek çalışanlara şirket hissesinin verileceği yeni bir sisteme geçiyor. Farklı ülkelerden mimarların bir arada çalıştığı ofise Hindistan, Fransa, İspanya ve Amerika'dan CV yağıyor. Beşiktaş'ın yenilenen balık pazarı, Ortaköy'de ‘yeşeren' konut projesi One ya da Bodrum'daki Kuum Hotel... Mimari çevrede oldukça ses getiren bu işlerin sahibi Özlem Avcıoğlu ile mimar Gökhan Avcıoğlu ortaklığındaki GAD bu kez parlak bir mimari projeyle değil, şirket içinde hayata geçirecekleri yeni bir uygulamayla ilgi çekiyor. İstanbul'un yanı sıra New York'ta da ofisi bulunan ve bugüne kadar sayısız projeye imza atan GAD mimarlık ofisini yönetim yaklaşımı olarak diğerlerinden ayıran önemli bir özellik var. Gelecek yıl performansa dayalı sisteme geçecek olan ofis, ‘başarılı' bulduğu çalışanları şirket ortaklığıyla ödüllendirmeye hazırlanıyor. Çoğunlukla Amerikan şirketlerinde görmeye alışık olduğumuz bu uygulamayla hem şirketteki mimarların işlerine daha fazla sarılması, hem de işi yaratıcılık olan beyin takımının şirket yönetiminde söz sahibi olması amaçlanıyor. GAD'nin ortaklarından Özlem Avcıoğlu, başlatacakları ortaklık sistemi sayesinde yaratıcılık kadar finans, satış-pazarlama hatta insan kaynaklarına yönelik yönetimdeki ‘yükün' bir kısmını başarılı çalışanlara devretmeyi amaçladıklarını ifade ediyor: "Performansa dayalı bir ortaklık olacak bu. Performanstan kastımız asla çok çalışmak değil. Ortaklık vereceğimiz kişilerin GAD'yi ileriye taşıyabilecek vizyona sahip, ciddi projelere imza atabilecek ve her şeyden öte yöneticilik vasfı taşıyan kişiler olması gerekiyor."
Yıllara bağlı olarak şirketteki ortaklık payının artacağını ifade eden Avcıoğlu, bu oranın yüzde 10'u geçmeyeceğini ve şirketten ayrılan çalışanların payının tekrar GAD'ye devredileceğini belirtiyor.
"Japon mimar arıyoruz"
1994 yılından beri mimari projeler ve konsept tasarımlara imza atan GAD'nin çalışan profili de bir hayli ilginç. İçerideki yaratıcı ekibi ve iş ortamlarını tanımak için Nişantaşı'nda bulunan ofisi gezmek yeterli aslında. İki yüzyıla tanıklık etmiş tarihi bir yapının içinde ‘yaşayan' GAD ekibi, küçük bir Birleşmiş Milletler'in temsilciliğini andırıyor. Yaklaşık 20 kişinin projeler çizip, uzun saatler çalıştığı ya da maketler yaptığı bir ofis olmaktan öte. Kendi mutfaklarında pişirilen yemeğin yine hep birlikte yendiği ya da popüler dizi Lost'un beraberce izlenip üzerine uzun uzun tartışıldığı bu mimarlık ofisinde Türklerin yanı sıra Amerikalı, İspanyol ya da Avusturyalı mimarlara rastlamanız mümkün. Alex Suarez, Scott Baltimore, Bryan Galera ve Anna Weilhartner, GAD'nin imzası olan işleri kendi ülkelerinden takip eden ve Türkiye ofisinde çalışmak isteyenlerden yalnızca birkaçı. Özlem Avcıoğlu bu rakamın ve çeşitliliğin yaz aylarında artacağını söylüyor: "Hindistan'dan bir mimar katılacak yakın zamanda aramıza. Ayrıca sonbaharda İspanya ve Kanada'dan da iki kişi daha gelecek."
İngilizce zorunlu
Ofiste konuşulan ortak dil şüphesiz İngilizce. Hatta bunun Türk çalışanlar üzerinde olumlu bir etki yaratmış. İngilizcesi iyi olmayan kimi çalışanlar hem kursa gidip hem de şirkette pratik yaparak yabancı dillerini geliştirmiş. Ancak Avcıoğlu'nun verdiği bilgiye göre yurtdışından aralarına katılan bazı mimarlar, gündüz ofiste çalışıp akşamları Türkçe öğrenmek için kursa gidiyor. Ofisteki bu çeşitliliğin hem şirket kültürüne hem de ortaya çıkan projelere olumlu yansıdığını söyleyen mimar Barış Uçar şirketteki uyumu "Yabancılarla Türkler arasındaki en büyük fark, bizim daha fazla duygusal ve alıngan olmamız. Oysa yurtdışından gelen meslektaşlarımız hiçbir şeyi kişisel algılamıyor. Eğer tüm ekip Türk olsaydı, bu kadar uyumlu çalışamayabilirdik" diyor. Önümüzdeki aylarda yeni ve farklı ülkelerden çalışanlara kapılarını açacak olan GAD'nin, yönetim denildiğinde ‘her şeyi' olan Özlem Avcıoğlu'nun özel bir de isteği var: "Bir Japon mimarı ekibimize kaymak istiyoruz. Hem iş disiplinleri hem de tasarım ve mimariye bakış açıları etkileyici. Kim bilir belki arada mutfağa da sokarız..."
Kaynak: http://www.arkitera.com/
Gayrimenkuller ile ilgili herşey
ALIŞ-SATIŞTAŞINMAZ SATIŞI NASIL YAPILIR?
Bir gayrımenkul sadece Tapu Sicil Müdürlüğü’nde satılır. Satış tapuda sicil muhafızı önünde yapılmalıdır. Noterler satış yetkilerine sahip değildir. Noterde sadece “SATIŞ VAADİ” yapılıbilir. Satış için noterler başka bir işlem yapamazlar. Taşınmazın bulunduğu bölge Tapu Sicil Müdürlüğü’ne 2 vesikalık fotoğraf, nüfus cüzdanıyla başvurulur. Tüzel kişilerin satış yapabilmesi için Ticaret Sicil Memurluğu’ndan yetki belgesi alınması gerekir.
İPOTEK NEDİR, NASIL YAPILIR?
Var olan veya doğacak herhangi bir nedenden doğan alacağı temin etmek için taşınmaz üzerine ipotek uygulanır. Söz konusu alacak sağlandığında ipotek tapuda fekkedilir (kaldırılır). Alacağın ödenmesine rağmen ipotek kaldırılmamışsa , taşınmazın bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesine başvurulup ipotek fekkedilir. Bir taşınmaz eğer alıcı kabul ederse , üzerindeki ipotekle birlikte satılabilir.
İNTİFA HAKKI NE DEMEKTİR?
Bir taşınmazdan faydalanmak hakkına intifa hakkı denir. İntifa hakkı sahibi malik olmak zorunda değildir. Ancak malik tarafından bir kişiye intifa hakkı verilirse bu hak o kişinin ölümüne dek sürer. Ve bu hak hiçbir şekilde başkasına devir edilemez.
İNŞAATTAN DAİRE ALINMASI MÜMKÜN MÜDÜR?
Taşınmaz inşaat halindeyken içinden bir daire seçilip alınabilir. Ancak inşaat tamamlanmadan kat mülkiyetine geçilmediğinden, kat irtifak tapusu alınabilir. Kat irtifak tapusu almadan bir kağıt üzerinde yazılarak alım yapılmamalıdır. Çünkü satış koşulları gerçekleşmediğinden satıcı daireyi irtifak tapusu ile başkalarına da satabilir. O halde halk arasında “ el kağıdı “ denilen imzalı gayrimenkul satış belgesi, tazminat davası açmakta delil olarak kullanılmaktan başka bir işe yaramaz.
TAPUDA ALIM SATIM VERGİ ORANLARI NEDİR?
Tapuda taşınmaz satışı, belirtilen değer üzerinden toplam % 3’ dür. Bunun % 1,5’i mal sahibine % 1,5’i ise alıcıya aittir.
APARTMAN YÖNETİMİ
Apartmanlarda oturmak belli sorumlulukları da beraberinde getirir. Ortak yaşanan binanın sorunlarına çözüm götürmek ve gerekli hizmetleri yapmak için yönetim kurulları oluşturulmuştur. Çoğu zaman amatör bir ruhla çalışan bu kurullar, aslında kanunlarla belirlenen maddeler ışığında çalışmak zorundadır.
OTURMADIĞIM DAİRENİN APARTMAN GİDERLERİNE İŞTİRAK ETMEK ZORUNDA MIYIM?
Dairenin maliki olduğunuz müddetçe; otursanız da oturmasanız da giderlere iştirak etmek zorundasınız. Ödemelerinizi yapmadığınız takdirde, yönetici aleyhinizde icra takibi yapabilir, mal varlığınıza haciz koyabilir. Yönetici bunun yanında, sizden aylık yüzde 10 gibi yüksek bir faiz talep edebilir. Yöneticinin yapacağı muamelelere karşı sizin savunulacak pek bir hakkınız olmayacaktır ve sonuçta borcunuzu faizi, icra masrafı ve avukat ücreti ile birlikte ödemek zorunda kalırsınız. İşte bu nedenlerle, ortak giderlerden hissenize düşen payı ödemenizde yarar var.
YAKIT BEDELİNDE PAY ORANI NEDİR?
Apartman sakinlerinin yakıt bedelini öncelikle aparѴman yönetim planından tetkik etmeleri gerekir. Yönetim planında hangi dairelerin ne oranda yakıt bedeli ödeyeceği yazılı olmalıdır.
Apartman sakinleri yönetim planında gösterilen şekle uymak zorundadır, planda bu konuda açıklık yoksa, Kat Mülkiyeti Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre, yakıt giderini arsa payı oranında ödemeniz gerekecektir. Bu taktirde de dairenizin arsa payını öğrenmeniz gerekir. Bunu da ya yönetim planından, ya da daireyi size kiralayan ev sahibinizin tapu senedinden öğrenirsiniz.
SU SAATLERİ ORTAK OLUNCA NE YAPMALI?
Bu durumda olanlar için, ortak su parasının bölüştürülmesi konusunda uygulanacak muhtelif bölüştürme usulleri vardır ve bunlardan hiçbiri için tam adildir denilemez. Ancak binanızda yazlığa gidenler, seyahate çıkanlar para ödemezse, gündüzleri çalışanlar da gündüz evde olmadıkları için yarı para ödemeyi teklif edecek, küçük çocuğu olanlar küçüklerin hesaba katılmamasını isteyecek, balkonu bulunmayanlar balkon yıkadıkları için balkonu olanların diğer kat sahiplerinden daha fazla ödemesi gerektiğini ileri sürecek ve akla gelmeyen bin türlü ihtimal devreye sokularak iş içinden çıkılmaz hale gelecektir. Bunun için kanunun da öngördüğü şekilde, bölüştürme sırasında yönetim planında temel alınan usul, herkese tam olarak uygulanmalıdır. Buna göre hiç evde oturmayan kimseler dahi ortak giderlere katılacak ve ortak ödemeler yapılacaktır.
MALİKLERİN İZNİ ALINMADAN, TERASA KAÇAK KAT YAPILMIŞSA…
İmar mevzuatını altüst eden ve adına kısaca İmar Affı denen yasalar serisi hemen her yıl çıkarılmaktadır. Uygulaması son derece zor olan ve bazen yerleşmiş hukuk kavramlarına ters de düşebilen bir mevzuattır. Buna bağlı yatırım kanunları hakkında Yargıtay’ın muhtelif içtihatları, özetle Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri yürürlükten kaldırılmadıkça, şu anda bu kanuna tabi binaların ortak yerlerinin işgali, İmar Affı mevzuatına girmemektedir. Bu uygulumalar hakkında idari yargı yoluna gidilmesi mümkündür. Ancak sonuç alınması 3 yıldan aşağı değildir.
GİRİŞ KATINDA OTURANLAR ASANSÖR GİDERLERİNE KATILMAK ZORUNDA MIDIR?
Kat Mülkiyeti Kanunu’na tabi binalarda ortak yerleri kullanmamaktan dolayı bunların masrafına iştirakten kaçınılamaz. Ancak bunun aksine hükümler yönetim planına konabilir ve böyle bir hüküm de geçerlidir.
APARTMAN YÖNETİM PLANINDA TOPLANTI TARİHİ TESPİT EDİLMEMİŞSE…
Yönetim planında toplantı zamanı tespit edilmemiş olduğu hallerde kanun gereği takvim yılının ilk ayı içinde yapılması gereken toplantı, bu ayın birinci gününden sonuncu gününe kadar (son gün dahil) yapılabilir. Son gün bir tatil gününe rastlasa da, bu süre uzamayacaktır. Çünkü, Kat Malikleri Kurulu’nun mutlaka iş günü içinde yapılmasını gerektiren bir ihtiyaç söz konusu değildir. Aksine gerek tatil günleri, gerekse mesai saati dışındaki zamanlar, kurul toplantısı için daha elverişlidir.
APARTMAN OLAĞAN TOPLANTISI, YÖNETİM PLANINDA BELİRTİLEN ZAMANLARDA YA DA TAKVİM YILININ İLK AYI İÇİNDE YAPILMAMIŞSA NE OLUR?
Bu gibi durumlarda, olağanüstü toplantıların yapılması mümkündür. Fakat olağanüstü toplantıyı gerektirecek önemli sebeplerin önceden görülebilmesi mümkün değildir ve hiçbir kat maliki, yönetim planında belirlenmiş tarihlerin ya da Ocak ayının dışındaki bir zamanda yapılacak olan olağan toplantıyı beklemek durumunda bırakılmamalıdır. Olağanüstü toplantılarda, toplantının 15 gün önce kat maliklerine bildirileceğine ilişkin hüküm de bu husustaki sakıncayı nispeten giderebilecektir.
APARTMAN YÖNETİM KURULU ÜYELİĞİNE SEÇİLECEK ÜYELERDE ARANACAK ŞARTLAR NELERDİR?
Kanunda, yönetim kurulu üyeliğine seçilecek kimselerdѥ hangi niteliklerin bulunması gerektiği hususunda bir açıklık yoktur. Sadece bu üyelerin kat maliklerinin dışındaki kimselerden de seçilebileceği belirtilmiştir. Ancak, görevin özelliği dikkate alınırsa, bu üyelerde gene de birtakım niteliklerin bulunması gerektiği sonucuna varılır. Yönetim kurulu üyelerinde aranacak şartlarla yöneticide aranacak şartlar arasında bir fark söz konusu değildir.
YÖNETİCİNİN KAT MALİKLERİ KURULU’NDAN KARAR ALMAKSIZIN YAPABİLECEĞİ İŞLER NELERDİR?
Yönetici (veya yönetim kurulu), anataşınmazın yönetimiyle ilgili bütün işlerde yetkilidir. Ancak, yönetim planı ya da Kat Malikleri Kurulu, yöneticinin yetkili olduğu konuların sınırını çizmiş olabilir. Bundan başka, yönetici, kat maliklerini çok önemli mali yükler altına sokabilecek işleri de, ancak Kat Malikleri Kurulu’ndan karar aldıktan sonra yapmalıdır. Hangi işlerin kat maliklerine ağır yükler getireceğinin tayininde, ilgili binanın konumu, nitelikleri ve oturanların ortalama gelir seyirleri ile sosyal durumları gibi faktörler göz önüne alınmalıdır.
YÖNETİMİN DENETÇİ TARAFINDAN DENETLENMESİ NASIL YAPILIR?
Yönetici ( veya yönetim kurulu), denetçi tarafından yönetim dönemi boyunca denetlenir. Denetçi, yönetim planında ayrı bir zaman öngörülmemişse, Ocak ayı içinde Kat Malikleri Kurulu’na denetimin sonucunu bildiren bir rapor verir. Bu rapor, daha önceden çoğaltılarak kat maliklerine taahhütlü mektupla gönderilir.
DENETÇİNİN TUTMAK ZORUNDA OLDUĞU DEFTERLER VAR MIDIR?
Denetçi ( ya da denetim kurulu), tıpkı yönetici gibi, birden başlayan sıra numaraları taşıyan ve her sayfası noter mührüyle tasdik edilmiş bulunan ayrı bir defter tutmak zorundadır. Bu deftere, denetçilerin kararları ve gerekli görülen diğer hususlar yazılır. Bu defterin de, her yıl Ocak ayı içinde notere kapattırılması uygun olur.
YÖNETİCİNİN GÖREVİNİN SONA ERMESİ
Yöneticinin görevi, normal halde, görev süresinin bitiminde kendiliğinden sona erer. Öte yandan, yönetici ile kat malikleri arasındaki ilişkinin vekalet olduğu da bilinmektedir. Bu durumda, vekalet sözleşmesinin sona ermesine ilişkin hükümler de uygulama alanı bulacaktır. Genel olarak sözleşmelerin sona ermesiyle ilgili sayılabilecek diğer hükümler de burada uygulanabilir.
YÖNETİM KURULU NASIL OLUŞTURULUR?
Kat malikleri anataşınmazın yönetimini, kendi aralarında veya dışarıdan seçecekleri bir yöneticiye, yahut üç kişilik bir yönetim kuruluna verebilir. Kanun, yönetim kurulunun oluşması için üç kişinin bulunmasını aramışsa da , bu sayının kesin olup olmadığı hususunda herhangi bir işaret yoktur. Buna göre yönetim kurulu, Kat Malikleri Kurulu’nca bütün kat maliklerinin sayı ve arsa payı bakımından çoğunluğunun oyu ile atanır. Kanun bu atamanın bir yıl için yapılacağını, Kat Malikleri Kurulu’nun yıllık toplantısında bu işlemin yenileneceğini belirtmiştir (KMK 34/I ).
KİMLER YÖNETİM KURULU ÜYESİ OLABİLİR?
Yönetim kurulu üyelerinin kat malikleri arasından seçilmesi mümkün olduğu gibi, dışarıdan seçilmesi de mümkündür. (KMK. 34/I). Kanunda, yönetim kurulu üyeliğine seçilecek kimselerde hangi niteliklerin bulunması gerektiği hususunda bir açıklık yoktur. Ancak görevin özelliği dikkate alınırsa, bu üyelerde yine de birtakım niteliklerin bulunması gerektiği sonucuna varılır. Yönetim kurulu üyelerinde aranacak şartlar (temyiz gücüne sahip, reşid olan, bedensel engeli olmayan, ahlaka, kişilik haklarına ve kamu düzenine saygılı vb.), yönetci seçiminde aranacak şartlardan farklı değildir.
BİNALARDA YÖNETİCİ BULUNMASI KANUNEN ZORUNLU MUDUR?
Bağımsız bölüm sayısı 8 ya da daha fazla olan kat mülkiyetine tabi binalar için bir yönetici tayin etmek kanunen zorunludur (34 / II ). Ancak anataşınmazın bütün bağımsız bölümleri tek bir kişinin mülkiyetindeyse, malik kanunen yönetici durumundadır.
YÖNETİCİNİN GÖREV VE YETKİLERİ NELERDİR?
Kanun, yöneticinin görevlerinin yönetim planında gösterileceğini hükme bağlamıştır ( KMK 35 ). Ancak kanun, yönetim planında aksine hüküm yoksa, yöneticinin görevlerini kendisinin sayması yoluna gitmiştir. Buna göre; Kat Malikleri Kurulu’ nun aldığı kararların yerine getirilmesi; anayapının kullanılması, korunması, bakımı ve onarımı, sigorta ettirilmesi; avansların toplanması;yönetimle ilgili bütün ödemelerin kabulü;yönetimi ilgilendiren tebligatın kabulu; süre aşımına veya bir hakkın kaybına sebebiyet verilmemesi; anataşınmazın korunması ve bakımı için gerekli tedbirlerin alınması; dava ve icra takibi yapılması; bankada hesap açtırılması; Kat Malikleri Kurulu’ nu toplantıya çağırma; işletme projesinin yapılması; bildirimde bulunma; kanuni temsil yetkisini kullanması görevleridir.
YÖNETİCİNİN TUTMAK ZORUNDA OLDUĞU DEFTERLER NELERDİR?
Yönetici kanunen sadece karar defteri tutmak zorundadır. Bu defterin her sayfası noter mührüyle tasdik edilmelidir. Karar defterinin sayfaları mutlaka 1’ den başlayan sıra numarası taşımalıdır. Ancak, uygulamada pek çok yöneticinin işletme defteri, kasa defter gibi kanunen tutulması zorunlu olmayan yardımcı nitelikteki defterleri tuttuğu da görülmektedir. Yönetici bütün belgeleri bir dosya halinde düzenli biçimde saklamalıdır. Görev süresi bitiminde ise , bütün defterleri yeni seçilen yöneticiye devretmelidir.
YÖNETİCİ KİM TARAFINDAN NASIL ATANIR, GÖREV SÜRESİ NE KADARDIR?
Kanunumuz yöneticinin her yıl yeniden atanacağını, yani görevinin bir yıl süreceğini hükme bağlamış bulunuyor. Yöneticilik görevinin uzun süre yahut süresiz olarak belirli bir kişiye veya kurula verilmesi durumu, birtakım sakıncalar doğurabilir. Gerçi görevde kalması sakıncalı görülen yöneticinin , Kat Malikleri Kurulu kararı ile görevine herzaman son verilmesi imkanı da vardır. Yöneticinin görevden alınmasını isteyen kat malikleri, bu konudaki isteğini ilk önce Kat Malikleri Kurulu ‘ na götürmek zorundadır. Ancak, bundan sonra bu isteği reddeden kurul, kararın iptalini ve dolayısıyla söz konusu yöneticinin görevden alınmasını hakimden istemelidir.
EV KİRALARKEN...
KİRA NEDİR?
Kiralayanın, bir şeyin kullanımını kiracının verdiği bir bedel karşılığında ve belli bir süre için kiracıya bırakmasıdır. Buna göre bir kimse, bir hakkını veya bir malını bir bedel karşısında onu kiralayan kimseye kullanması veya yararlanması için bırakmışsa, bu iki kişi arasında kira ilişkisi vardır. Bunlar arasındaki ilişkiyi düzenleyen duruma kira sözleşmesi, aralarındaki ilişkiye de kira denir.
KAÇ ÇEŞİT KİRA SÖZLEŞMESİ VARDIR?
İki çeşit kira sözleşmesi vardır; yazılı kira sözleşmesi ve sözlü kira sözleşmesi. Kira sözleşmesinin yazılı olarak yapılmasında ispat açısından sayısız fayda vardır. Hatta aktin noterde yapılması, gelecekte olabilecek anlaşmazlıkların kolay yönden çözümü açısından sağlıklı bir yoldur. Zira noterde yapılan bir sözleşmenin varlığına, imzasına ve içeriğine yapılan itirazlar kabul görmez. Kira akdi sözlü olarak da gerçekleştirilirse, sözleşmenin sıhhati ve ispatı açısından zorluklar meydana gelebilir.
KİRA BEDELİ ÖDENMEDİĞİNDE KİRALAYAN NE YAPABİLİR?
Kiracı, kira bedelini süresinde ödemediği takdirde konut sahibi noterden 30 günlük ihtarname veya icradan 30 günlük ödeme emri gönderir. 30 gün sonunda halen ödeme yoksa İcra Tetkik Mercii’ ne başvurarak tahliye talep edebilir. Eğer (ihtardan sonra) kira yatar, fakat bir yıl içinde bu durum 2 kez gerçekleşirse, kontratın bitiminde Sulh Hukuk Mahkemesi’nde “2 haklı ihtar” sebebiyle tahliye davası açılabilir.
KİRACININ İFLASINDA KİRA SÖZLEŞMESİ FESHEDİLİR Mİ?
Bu konu Borçlar Kanunu’nda 261. maddeye göre düzenlenmiştir. Eğer kiracı iflas ederse, birikmiş ve işleyecek kira bedelleri için, bunları ödeyebileceğine dair, münasip bir süre içinde teminat da veremezse, o zaman kiralayan sözleşmeyi bu sebeple feshedebilir.
HAKLI İHTAR NEDİR?
Kiracı kontratın başladığı günden itibaren en geç 5 gün içinde kira parasını yatırmazsa konut sahibi kirayı 30 gün içinde ödemesi için noterden bir ihtarname veya icra dairesinden ödeme emri gönderir. Eğer kira bedeli 30 gün içerisinde yatmazsa bu gönderilen ihtar haklı bir sebebe dayandığı için “Haklı İhtar” sayılır konut sahibi haklı ihtar gerekçesiyle tahliye davası açabilir.
BİRDEN FAZLA KİRACIDAN BAZILARI SÖZLEŞMEYE UYMAZSA…
Kira sözleşmesi bir bütündür. Bu nedenle sadece sorun çıkaran kiracıya değil, olumlu hareket etse bile bütün kiracılara ayrı ayrı ihtarname çekmek gerekir.
APARTMAN GİDERLERİ KİRACIYA MI, EV SAHİBİNE Mİ AİTTİR?
Kira akdine ortak giderlerin kiracıya ait olduğu yazılı ise, kiracının şahsi hizmetine ayrılanlar kiracıya aittir. Bunlara örnek olarak kapıcı ücreti, ortak elektrik, ortak su parası veya yakıt giderini verebiliriz. Anayapıya ait masraflar ise ev sahibine ait olacaktır; Boya, badana, kalorifer kazanı değiştirilmesi gibi.
KİRANIN DEVRİ NEDİR?
Kiracının, kira sözleşmesinin konusu olan kullanma hakkını devretmesidir.
KİRA SÖZLEŞMESİNİN SÜRELİ OLMASI NEDİR?
Kira sözleşmelerinin geçerli olması için süreli olması şart olmamakla beraber, taraflar anlaşarak kira sözleşmesini süreli yapabilirler. Tarafların özgür iradeleri ile kararlaştırdıkları altı ay, bir yıl, üç yıl gibi belirli bir zamanı içeren kira sözleşmelerine süreli kira sözleşmesi denir.
ÖLÜNCEYE KADAR SÜRELİ KİRA SÖZLEŞMESİ
Her ne kadar kira sözleşmesinin süresi ölünceye kadar denmişse de insanın ne zaman öleceği belli olmadığı için sözleşme süresiz sayılır. Bu nedenle de ve hasılat kirası olması sebebiyle kira başlangıcından itibaren altı aylık dönemlere ayrılarak son altı aydan, yani bozulması istenen tarihten altı ay önce kira sözleşmesini sona erdirme ihbarında bulunularak bu sözleşme sona erdirilebilir. Sona erdirmeye karşın kiracı kiralananı boşaltmazsa aleyhine boşaltma davası açılır.
Dar anlamıyla temerrüt, kiracının kira sözleşmesine göre vermesi gerektiği tarihte kira parasını vermemesi, ya da kira sözleşmesinde belirli bir zaman yoksa kiralayanın verdiği belli süre içinde kira parasını ödememesidir.
KİRA SÖZLEŞMESİ TAPUYA YAZILABİLİR Mİ? BU YAZIM KİRACIYA NASIL BİR HAK SAĞLAR?
Kural olarak kira sözleşmesi şahsi hak sağlar, bu nedenle kiracı ve kiralayan sözleşmeden kaynaklanan haklarını sadece birbirlerine karşı öne sürebilirler, üçüncü şahıslara karşı ileri süremezler.
KİMLER KİRA SÖZLEŞMESİ YAPAMAZLAR?
İyi ve kötüyü ayırt edemeyenler, 18 yaşını doldurmayanlar, iyi ve kötüyü ayırt etme yetenekleri olmasına rağmen 18 yaşını doldurmayanlar (evlenme ile reşit olma dışında) ve kısıtlıların tek başına yapmış oldukları kira sözleşmeleri hükümsüzdür.
KİRA SÖZLEŞMESİ YAZILI OLMALI MI?
Kira sözleşmeleri sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Ancak sözlü sözleşmenin başlangıç tarihini ispatlamak oldukça güç olduğundan, kira sözleşmelerini yazılı yapmak daha faydalıdır. Taraflar kendi aralarında yapabilecekleri gibi, sözleşme imzalarını noterde tasdik ettirebilirler. Dava açarken veya icra takibi yaparken kira sözleşmesinin başlangıç tarihi yani gün, ay, yıl çok önemlidir. Taraflardan birinin sözleşmeyi kaybetmesi halinde karşı taraf kendi söylediklerini daha kolay olarak, elindeki sözleşme ile kanıtlayabilir.
KİRA SÖZLEŞMESİNDE HANGİ UNSURLAR BULUNMALI?
Sözleşmede iki tarafın ad ve adrseleri, aylık ve yıllık kira miktarı ile sözleşme süresi ve taşınmazın durumu yazılır. Artış miktarı tespit edilir ve belirtilirse geçerli olur. Demirbaş ve ortak giderlerin ödemelerinin kime ait olacağı, varsa stopaj ödemesi hakkında bilgi ve kiranın nereye ödeneceği belirtilir. Kira sözleşmesi üzerine yazılıp geçerli sayılmayan tek husus; tahliye taahhüdüdür. Bunun dışında yazan her şey geçerlidir.
KİRACININ KİRA SÖZLEŞMESİNE AYKIRI DAVRANMASI HALİNDE NE OLUR?
Kiracının sözleşmeye aykırı bir eyleminden dolayı aleyhine dava açabilmek için öncelikle kiracıya ihtarname çekerek bu ihtarname ile bir süre vererek olumsuz durumuna son vermesi istenmelidir. Bu ihtar çekilmeden dava açılmaması gerekir. Aksi takdirde davanın reddi söz konusudur.
DEPOZİTO YASAL MI?
Taşınmaz kiralarında depozito yasaldır. Kiracının taşınma durumunda bırakacağı borçlar ile taşınmaza vermiş olduğu zararların karşılanması için depozito alınır. Tahliye halinde taşınmazda bir hasar yoksa depozito iade edilir. Varsa mahkemece yapılacak tespit ve masraflar düşülerek bakiye kiracıya ödenir. İspat bakımından depozito miktarını yazmak ve imza altına almak gerekir. Depozito Türk Lirası veya döviz olarak alınabilir.
KİRA BEDELİ KASTEN ALINMIYORSA NE YAPILABİLİR?
Kiracı kira bedelini gönderdiği halde kiralayan bu parayı almamakta direnirse alacaklı temerrüdünden bahsedilebilir. Borçlar kanunu’nun 90. maddesine dayanarak kiracı Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak “ödeme yeri tayin edilmesini” ister. Sulh Hukuk Mahkemesi bir bankayı seçer ve her ay kiranın oraya yatırılmasına karar verir. Mahkemenin kararından sonra kira bedellerini bu bankaya yatıran kiracı temerrütten yani bir tahliye nedeninden kurtulmuş olur. Ancak bu işlemi yaptırmazsa ve kiralayan haklı ihtarlar gönderirse tahliye kaçınılmaz olur.
YENİDEN İNŞAAT VE TADİLAT NEDENİYLE KİRACI TAHLİYE EDİLEBİLİR Mİ?
Kiralayan, esaslı bir biçimde tadilat ve inşa gerektiren gayrimenkulünü tahliye edebilir. Ancak tadilat sonunda gayrimenkulünü eski kiracıya teklif etmek zorundadır. Bir ay içinde olumlu cevap gelmezse başkasına kiralayabilir. Aksi halde 3 yıl boş tutmak zorundadır.
BORÇLAR YASASI BÜTÜN KİRA İLİŞKİLERİNE UYGULANABİLİR Mİ?
Borçlar Yasası genel bir yasadır. Kiracı ile kiralayan arasındaki kira alacağından kaynaklanan davalara uygulanır. Bununla beraber bir kısım maddeleri örneğin; kiracının ihtarname çekilmesine karşın verilen süre içinde kirayı ödememesi nedeniyle, kiracının temerrüdünde bütün kira ilişkilerine ve yine kiracının veya kiralayanın hak ve yükümlülüklerinden kaynaklanan davalarda uygulanır. Ancak kiracının kiralananı boşaltması ve kira parasının artırılması hususunda bütün kira ilişkilerinde uygulanamaz. Bu yönüyle Borçlar Yasası, kira ilişkileri için özel bir yasa olan 6570 sayılı gayrimenkul kiraları hakkındaki yasa hükümlerinin uygulama alanı dışında kalan yerlerde uygulanır.
KİRALANANDA MEYDANA GELEN ÖNEMLİ EKSİKLİKLER KİRACI TARAFINDAN
YAPILABİLİR Mİ?
Kiralananda kira sözleşmesi içinde meydana gelen önemli değişikliklerin kiracı tarafından yapılabilmesi için; bu eksikliklerin kiracı tarafından yapılmasına kiralayan olur vermiş olmalıdır. Kiracı kiralayana ihtarname çekmiş, kiralayan eksikliği gidermemiş ve yapımı hususunda kiracıya olur vermemişse, kiracı mahkemeye başvurarak bu eksikliğin yapılması için izin almış olmalıdır. Ancak bu iki durumda kiracı kiralayan hesabına eksikliği giderebilir ve kira parasından indirebilir. Eğer kiracı ne kiralayanın olurunu, ne de mahkemeden izin almışsa ve yine de kiralanandaki eksikliği yapmışsa, yaptığı giderimi BY. 413 ve 414. maddelerine dayanarak kiralayandan isteyebilir.
MİRAS HUKUKU
Kimler mirasçıdır, mirastan ne kadar pay alır, kimler alamaz, mirastan mahrum edilmek ne demektir, bu sayımızda açıklıyoruz.
MİRAS HUKUKU
Bir kişinin ölümünden sonra ona ait hak ve mülklerin akıbetinin ne olacağı Medeni Kanun␙da açıklanmıştır. Mirasbırakan mirasçılara mal, mülk bırakabileceği gibi borç da bırakabilir. Mirasçılar gerçek kişiler olabileceği gibi tüzel kişiler de olabilir. Ancak, tüzel kişi olarak yalnızca devlet mirasçı olabilir. Miras Hukuku Anayasa’nın teminatı altındadır. Anayasa, “herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir” derken ölen kişilere ait haklara devletin el kolmasını yasaklayıp ölenin ailesine veya onun seçtiği kişilere mirasının kalmasını güvence altına almıştır.
MİRAS PAYLARI
Medeni kanunun 439. maddesine göre birinci derecede mirasçılar mirasbırakanın çocuklarıdır. Tüm çocuklar eşit pay alırlar. Mirasbırakandan önce ölen çocukların çocukları mirasa girerler. Çocukları olmayan mirasbırakanın mirasçıları ana babası, yoksa büyükanne ve büyükbabasıdır.Nesebi sahih olmayan (yani evlilik dışı çocuk), diğer evlilik içi çocuklarla aynı oranda mirasa iştirak eder (1990 yılından önce bu çocuklar 1/ 2 pay alırlardı, 3678 sayılı kanun ile bu durum düzeltilmiştir).
EŞİN MİRAS PAYI
Medeni Kanun’un 444. maddesi sağ kalan eşin diğer mirasçılarla durumunu açıklamıştır. Şöyle ki;
-
Eş, miras bırakanın çocukları ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte biri.
-
Miras bırakanın anne baba veya kardeşleriyle mirasçı olursa, mirasın yarısı.
-
Miras bırakanın büyükanne veya büyükbabaları ile birlikte mirasçı olursa mirasın dörtte üçüne sahip olur.
Bu kişilerin hiçbiri yoksa, tüm miras eşine kalır.
EVLATLIĞIN DURUMU
Mirasbırakanın sağlığında edindiği evlatlığı ve onun çocukları evlat edinenin çocuklarıyla eşit miras hakkına sahip olur. Ancak, evlat edinen kişiden önce ölen evlatlığa, evlat edinen mirasçı olamaz.
MAHFUZ HİSSE
Mirasbırakanın; sağ iken ölüme bağlı tasarrufla, çocukları, ana ve babası, kızı ve erkek kardeşleri veya karısı, kocasını, mirastan yoksun bırakması mümkün değildir. Bu kişilerin kanundan doğan mirasçılık payına “mahfuz hisse” denir. Mahfuz hisse miktarları şöyledir:
-
Çocuklar için kanuni miras hakkının dörtte üçü.
-
Ana babanın herbiri için kanuni miras haklarının yarısı.
-
Kardeşlerden herbiri için kanuni miras hakkının dörtte biri.
-
Sağ kalan eş için, çocuklarla birlikte mirasçı olunması halinde kanuni miras hakkının tümü kalır.
Halk arasında “evlatlıktan reddetmek, nüfustan sildirmek” şeklinde bilinen “mirastan iskat “ (çıkarma) ve “ mirastan mahrumiyet” ancak aşağıdaki şartlarda olur;
-
Mirasçı, mirasbırakana veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlerse ya da mirasbırakana veya ailesine karşı yasalardan doğan yükümlülükleri yerine getirmezse, mirasbırakan ölümüne bağlı bir tasarrufla bu kişiyi “mirastan iskat” edebilir.
-
Mirastan mahrumiyet ise; kasten mirasbırakanı öldüren veya buna teşebbüs edenler, zorla mirasbırakanı ölüme bağlı tasarrufta bulunmaya (vasiyet gibi) veya bulunmamaya mecbur edenler, mirasbırakanın yeniden yapamayacağı ölüme bağlı tasarrufu gizleyen veya bozanlar, sonradan affedilseler bile mirastan mahrum olurlar.
Kaynak:
http://www.hukuki.net/
http://www.adresdergi.com.tr/
Cayma tazminatı olduğu şart edilmedikçe kaparo, pey akçesi gibi verilen paraların cayma tazminatı olamayacağı
T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2003/6039, K. 2004/3240, T. 23.3.2004• SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME ( Cayma Tazminatı Olduğu Şart Edilmedikçe Kaparo Pey Akçesi Gibi Verilen Paralar - Akdi Bozmakta Haklı Olsun Olmasın Verenin İstirdada Yetkili Olduğu )
• CAYMA TAZMİNATI ( Olduğu Açıkça Belirtilmedikçe Kaparo Pey Akçesi Gibi Verilen Paraların Cayma Tazminatı Olamayacağı - Akdi Bozanın İstirdada Yetkili Olduğu/Sebepsiz Zenginleşme )
• KAPARO ( Akdi Bozmakta Haklı Olsun Olmasın Verenin İstirdada Yetkili Olduğu - Cayma Tazminatı Kabul Edilemeyeceği )
• PEY AKÇESİ ( Akdi Bozmakta Haklı Olsun Olmasın Verenin İstirdada Yetkili Olduğu - Cayma Tazminatı Kabul Edilemeyeceği )
818/m. 61, 156
ÖZET : Cayma tazminatı olduğu şart edilmedikçe kaparo, pey akçesi gibi verilen paralar cayma tazminatı olamayacağından akdi bozmakta haklı olsun olmasın onu veren taraf istirdada yetkilidir.
Cayma akçesi akdin yapıldığı sırada karşı tarafa verilen sözden cayıldığı takdirde karşı tarafta kalması kabul edilen bir paradır. Somut olayda dava konusu miktarın cayma tazminatı olarak verildiği kanıtlanamamıştır. Aksine pey olarak ( kaparo ) ödendiği bildirilmiştir.
DAVA : Taraflar arasındaki sebepsiz zenginleşme davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalı arasında düzenlenen sözleşme uyarınca devralınan dükkan karşılığında 1000 DM ve 2.200.000.000.-TL ödediğini ancak, 3.500.000.000.-TL bedelli 15.12.2000 ödeme tarihli senet bedelinin ödenememesi üzerine davalının sözleşmeyi feshettiğini belirterek ödenen 1000 DM ve 2.200.000.000.-TL'nin tahsiline, 15.12.2000 ödeme tarihli, 3.500.000.000.-TL bedelli senedin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, senetlerin davacılara iade edildiğini, 1000 DM'nın da cayma akçesi olarak verildiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının 2.200.000.000.-TL'sı alacak istemini usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı, protokoldeki kaparo kelimesinin cayma akçesi olduğu ve akdin kusurlu olarak feshine sebep olan davacının cayma akçesini isteyemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
BK.'nun 156. maddesi uyarınca, pey akçesinin verilmesi halinde, asıl olan onun akdin vukuuna delil olarak verilmiş olmasıdır. Açıkça cayma tazminatı olduğu şart edilmedikçe kaparo, pey akçesi gibi verilen paralar cayma tazminatı olamayacağından akdi bozmakta haklı olsun olmasın onu veren taraf istirdada yetkilidir.
Cayma akçesi akdin yapıldığı sırada karşı tarafa verilen sözden cayıldığı takdirde karşı tarafta kalması kabul edilen bir paradır. Somut olayda dava konusu miktarın cayma tazminatı olarak verildiği kanıtlanamamıştır. Aksine pey olarak ( kaparo ) ödendiği bildirilmiştir. Tarafların birleştikleri müşterek tanık da 6.9.2001 tarihli beyanında, 1000 DM'ın kaparo olarak verildiğini, 2.200.000.000.-TL bedelli senet bedelinin de ödendiğini, bunların davacıya iade edilmediğini beyan etmiştir.
Mahkemece, akdin feshedilmiş olduğu gözetilerek herkesin aldığını iade edeceği düşünülmeden yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.3.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: http://www.hukukcu.com/
Gayrimenkul Tellallık Sözleşmesi
T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİE. 1995/2689, K. 1995/3215, T. 3.4.1995
• İTİRAZIN İPTALİ ( Komisyonculuk Ücretinin Ödenmemesi Üzerine Yapılan İcra Takibine İtiraz Edilmesi )
• GAYRIMENKUL TELLALLIK SÖZLEŞMESİ ( Sözleşmenin Yazılı Şekilde Yapılmaması Durumunda Geçerli Olmaması )
• TELLALLIK SÖZLEŞMESİ ( Sözleşmenin Yazılı Şekilde Yapılmaması Durumunda Geçerli Olmaması )
• YAZILI OLMA ŞARTI ( Gayrımenkul Tellallığı Akdinin Yazılı Şekilde Yapılmaması Durumunda Geçerli Olmaması )
818/m.13, 404
ÖZET : Gayrimenkul tellallığı, akdi, yazılı şekilde yapılmadıkça muteber olmaz. Yazılı olarak yapılması yasaca öngörülen ve özellikle tellallık sözleşmesinde olduğu gibi tarafları karşılıklı yüküm altına sokan bir sözleşmenin hukuken geçerlik kazanabilmesi ancak borç yüklenenlerin imzalarının bulunmasıyla mümkündür.
Kaynak: http://www.hukukcu.com/
Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun
Kanun Numarası: 6570
Kabul Tarihi: 18/05/1955
Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 27/05/1955
Yayımlandığı Resmi Gazete Sayısı: 9013
Madde 1 - Belediye teşkilatı olan yerlerle, iskele, liman ve istasyonlardaki gayrimenkullerin (Musakkaf olmıyanları hariç) kiralanmalarında kiralıyanla kiracı arasındaki hukuki münasebetlerde bu kanun ile Borçlar Kanununun bu kanuna aykırı olmayan hükümleri tatbik olunur.
Mabetler kiraya verilemez ve ibadethane haricinde hiçbir iş için de kullanılamaz.
Madde 2 - (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 26/03/1963 tarih ve E. 1963/3, K. 1963/67 sayılı kararı ile.)
Madde 3 - (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 26/03/1963 tarih ve E. 1963/3, K. 1963/67 sayılı kararı ile.)
Madde 4 - Mobilyalı olarak kiraya verilen gayrimenkulerin, bu kanuna göre taayyün eden yıllık kira bellerine mobilya için belediye encümenlerince takdir edilen kıymetin yüzde yirmisinden fazla zam yapılamaz. Şu kadar ki bu suretle zam olunacak miktar kira bedelinin yıllık tutarını geçemez.
Kira müddetinin hitamından bir ay evvel yazı ile haber vermek şartiyle kiralayan mobilyalarını kısmen veya tamamen geri alabilir. Bu takdirde mobilyalar için yapılan zam nispetinde kiradan indirme yapılır.
Madde 5 - Kaloriferli gayrimenkullerde mahrukat fiyatlarındaki değişikliklerin kira bedellerine inikası nispeti hükümetçe tesbit ve ilan olunur.
Madde 6 - Kısmen mesken olarak kısmen de meskenden gayrı bir şekilde kullanılmak üzere kiralanmış bulunan veya tamamen mesken olarak kullanılmak üzere kiralanmış iken fiilen meskenden gayrı surette kullanılan gayrimenkullerin kira bedelleri zam bakımından mesken olmayan yerlere ait hükümlere tabidir.
Madde 7 - Kira şartlarına ve Borçlar Kanununun bu kanuna aykırı olmayan hükümlerine riayet edilse bile aşağıdaki yazılı hallerde kiralayan
a) Kiracı tarafından gayrimenkulün tahliye edileceği yazı ile bildirilmiş olmasına rağmen tahliye edilmezse icra dairesine müracaatla tahliye istiyebileceği gibi,
b) Gayrimenkulü kendisi veya eşi veya çocukları için mesken olarak kullanma ihtiyacında kalırsa kira akdinin hitamında,
c) Gayrimenkulü kendisinin veya eşinin veya çocuklarının bir meslek veya sanatı bizzat icra etmesi için kullanma ihtiyacında ise kira akdinin hitamında,
ç) Gayrimenkulü yeniden inşa veya imar maksadiyle esaslı bir surette tamir, tevsi veya tadil için ve ameliye esnasında içinde ikamet veya iştigal mümkün olmadığı fennen anlaşıldığı takdirde kira akdinin hitamında,
d) Gayrimenkulü Medeni Kanun hükümlerine göre iktisabeden kimse kendisi veya eşi veya çocukları için tamamen veya kısmen mesken olarak ve yine kendisi veya eşi veya çocukları için bir meslek veya sanatın bizzat icrası maksadiyle iş yeri olarak kullanma ihtiyacında ise iktisap tarihinden itibaren bir ay zarfında kiracıyı keyfiyetten ihtarname ile haberdar etmek şartiyle altı ay sonra,
e) Kira bedelini vaktinde ödememelerinden dolayı haklı olarak bir yıl içinde kendilerine iki defa yazılı ihtar yapılan kiracılar aleyhine, ayrıca ihtara hacet kalmaksızın, kira müddettinin hitamında,
Tahliye davası açabilirler.
Aynı şehir veya belediye hudutları içinde kendisinin veya birlikte yaşadığı eşinin uhdesinde kayıtlı oturabileceği meskeni bulunan kimse, kirada oturduğu yeri, malikin isteği üzerine tahliye etmeye mecburdur.
Madde 8 - Bu kanunla Borçlar Kanununda gösterilen haller dışındaki sebeplerle açılacak tahliye davaları, mukavelelerde aksine şart bulunsa dahi mesmu olmaz.
Madde 9 - Kira mukavelelerinde; bu Kanunun kira bedellerinin tayinine mütaalik hususlar müstesna kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz.
Madde 10 - (Mülga madde: 30/04/1973 - 1711/3 md.)
Madde 11 - Kiracı kira müddetinin bitmesinden en az on beş gün evvel mecuru tahliye edeceğini yazı ile bildirmediği takdirde sözleşme aynı şartlarla bir yıl uzatılmış sayılır.
Madde 12 - Kiracı, mukavelede hilafına sarahat olmadıkça, kiralanan yeri kısmen veya tamamen başkasına kiralayamaz yahut istifade hakkını veya mukavelesini başkasına devredemez veyahut kendisi gayrimenkulü bırakmış olduğu halde hiç bir sebeple bu yeri kısmen veya tamamen başkalarına işgal ettiremez.
Kira akdinin esas gayesi itibariyle başkalarına kiralanması lazım ve mütat olan (Otel, pansiyon, talebe yurdu ve benzerleri) gayrimenkuller bütün gayrimenkulün devri veya kiralanması hali müstesna olmak üzere yukardaki fıkra hükmüne tabi değildir.
Bu maddenin birinci fıkrası hükmüne riayet etmeyerek bir gayrimenkule kiracı veya devir alan sıfatiyle girenler veya bu gayrimenkulü işgal edenler hakkında hiç bir ihtara hacet kalmaksızın sulh mahkemelerinde tahliye davası açılabilir.
Fuzuli şagiller hakkında 5917 sayılı kanun hükümlerinin tatbikı da istenebilir.(*)
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
NOT : (*) 5917 sayılı Kanunun yerini 3091sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun almıştır.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Madde 13 - Kira mukavelelerinin ve Borçlar Kanununun bu kanuna mugayir olmayan vecibelerine kiracılar veya ortaklariyle sanat, meslek ve ihtısasları dolayısiyle aynı meslek veya sanatı idame ettirecek olan mirasçıları ve meskenlerde ölen kiracı ile birlikte ikamet edenler tarafından tamamen riayet edildiği müddetçe bu kanunun yürürlükten kaldırılmasından üç ay sonraya kadar aleyhlerine tahliye davası açılamaz.
Madde 14 - 2490 sayılı Artırma, Eksiltme ve İhale Kanununa tabi olarak kiraya verilen gayrimenkuller hakkında da bu kanun hükümleri tatbik olunur.(*)
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
NOT : (*) 2490 sayılı Kanunun yerini 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu almıştır.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Madde 15 - Kiralayan 7 nci maddenin b, c, d bentlerinde yazılı sebeplerden dolayı tahliye ettirdiği gayrimenkulü mücbir sebep olmaksızın üç sene müddetle eski kiracısından başkasına kiralayamaz.
ç fıkrasına göre tahliye edilen gayrimenkuller eski hali ile, mücbir sebepler olmadıkça üç sene müddetle başkasına kiraya verilemez.
ç fıkrasına istinaden tahliye edildikten sonra imar planına göre yeniden inşa veya esaslı şekilde tadil veya tevsi edilen gayrimenkullerin yeni hali ile ve yeni kira bedeli ile bir mesken veya bir ticarethane yerini eski kiracının kiralamağa tercih hakkı vardır. Bu hakkın, kiralayanın, yapacağı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde kullanılması şarttır.
Bu maddeye göre tercih hakkı bertaraf edilmedikçe, gayrimenkul üç yıl müddetle başkasına kiralanamaz.
Madde 16 - Hava parası olarak veyahut her ne nam ve suretle olursa olsun bu kanuna göre taayyün eden kira bedelinden fazla para alanlar, bunlar namına hareket edenler veya bunlara tavassut edenlere 15 inci madde hükmüne aykırı hareket edenler hakkında altı aydan bir seneye kadar hapis ve üç yıllık kira bedeli tutarınca ağır para cezası hükmolunur. Mükerrirler hakkında bu cezalar bir misli artırılır.
Madde 17 - Milli Korunma Kanununun 30 uncu maddesi ile 56 ncı maddesinin VII nci bendi ve bu maddeleri tadil veya ilga eden kanunlar yürürlükten kaldırılmıştır.
Madde 18 - Bu kanun 01/06/1955 tarihinden itibaren mer’idir.
Madde 19 - Bu kanunu icraya İcra Vekilleri Heyeti memurdur.
Ek Madde 1 - (Ek madde: 23/01/1998 - 4331/1 md.)
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, yangın, yer sarsıntısı, yer kayması, fırtına, taşkın, sel gibi tabii afetler nedeniyle zarar gören mülkiyeti veya idaresi Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait vakıf taşınmazların onarım veya restorasyonunu müteakip bir defaya mahsus olmak üzere afet öncesi kiracılarına Devlet İhale Kanunu hükümleri uygulanmaksızın Vakıflar Genel Müdürlüğünce tespit edilen rayiç kira bedeli ile kiracılık hakkı tanınabilir.
Muvakkat Madde 1 - Bu kanunun kira bedeline mütaallik hükümleri:
a) Milli Korunma Kanununa tabi olan gayrimenkuller için 01/06/1955 tarihinden,
b) Milli Korunma Kanununa tabi olmayıp da serbest kira ile kiralanmış olan ve kira akitleri gayrı muayyen müddete inkilabetmiş bulunan gayrimenkullerin kira bedelleri bu kanunun mer’iyete vazından itibaren geçecek altıncı ayı takibeden ay başından,
c) Milli Korunma Kanununa tabi olmaksızın, serbest kira ile kiralanmakta olup da mukavele müddetleri muayyen olan gayrimenkullerde kira akitlerinin hitamından itibaren,
ç) (Değişik bent: 09/01/1956 - 6634/1 md.) C fıkrasında yazılı gayrimenkullerden bir yıldan fazla müddetle mukaveleye bağlanmış olup da bu kanunun mer’iyete girdiği tarihte bir seneden fazla müddeti bulunanlar için 01/06/1956 tarihinden itibaren mer’idir.
Bu kanuna göre kiraya zam yapılması icap ettiği hallerde yapılacak zam nispetlerinden aşağı nispette zam yapılacağını veya hiç zam yapılmıyacağını kiralayan, kanunun mer’iyete girmesinden itibaren bir ay içinde yazı ile tebliğ etmediği taktirde mevzuubahis zamlar bu kanunun meri’yete girdiği tarihten bir ay sonra ve yukarıdaki tarihlerden başlamak üzere uygulanır. Bu takdirde kiracı bir aylık müddetin sonundan başlıyarak bir ay içinde mukavelenin feshini ihbar edebilir ve bu ihbardan itibaren iki ay içinde gayrimenkulü tahliyeye mecburdur. Tahliyeye kadar geçen müddetin kirası zammı ile birlikte ödenir.
Muvakkat Madde 2 - Bu kanunun 7 nci maddesinde yazılı tahliye davaları bakımından:
a) Milli Korunma Kanununa tabi olan gayrimenkullerin kira mukaveleleri 31/05/1955 tarihinde,
b) Milli Korunma Kanununa tabi olmayıp da serbest kira ile kiralanmakta olan ve kira mukaveleleri gayri muayyen müddete inkilabetmiş bulunan gayrimenkullerin kira mukaveleleri ise bu kanunun mer’iyete vazı tarihinden itibaren geçecek altıncı ayın sonunda hitama ermiş addolunur.
Bu tarihlerden itibaren bir ay zarfında dava açılmadığı takdirde mukavelelerin hitam müddetleri beklenmesi zaruridir.
Geçici Madde 3 - (*)
T.C. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu, Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu (BAĞ - KUR), Türkiye Kızılay Derneği, Türk Hava Kurumu, Darülaceze Müdürlüğü, Darüşşafaka Cemiyeti ve bağlısı vakıflar, mazbut ve mülhak vakıflar ile Vakıflar Genel Müdürlüğü, Verem Savaş ve Kanserle Savaş dernekleri adına kayıtlı veya bunların kamu kuruluşları veya kamu yararına çalışan derneklerle müştereken sahip bulundukları gayrimenkullere (vasiyet edilenler dahil) ilişkin kira sözleşmeleri bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay sonra sona erer.
Bu süre içinde yukarıdaki Kurumlar veya bunların kira işlerini yürüten iştiraklerince rayiç veya emsal bedele uygun olarak yeni kira bedeli ve şartlar tespit edilerek kiracıya tebliğ edilir. Eski kiracının birinci fıkrada belirtilen altı ayı takip eden 30 gün içinde yeni kira bedeli ve şartlar üzerinden kira sözleşmesi yapmaya hakkı vardır.
(Değişik fıkra: 30/05/1984 - 3012/1 md.) Teklif edilen yeni bedele, kiralayan ve kiracılarca sulh hukuk mahkemeleri nezdinde itiraz olunabilir. 30 günlük süre içinde itiraz ve rüçhan hakkını kullanmayan ve gayrimenkulü tahliye etmeyenlerin, tahliyeleri icra memurluğundan istenir.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
NOT : (*) 11/10/1983 tarih ve 2912/1 md. ile gelen geçici md. hükmü olup madde numarası teselsül ettirilmiştir.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Geçici Madde 4 - (*)
Belediyeler ve Özel İdareler ile Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü adına kayıtlı veya bunların kamu kuruluşları veya kamu yararına çalışan derneklerle müştereken sahip bulundukları gayrimenkullere (vasiyet edilenler dahil) ilişkin kira sözleşmeleri bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay sonra sona erer.
Bu süre içinde yukarıdaki kurumlar ve bunların kira işlerini yürüten iştiraklerince rayiç ve emsal bedele uygun olarak yeni kira bedeli ve şartlar tespit edilerek kiracıya tebliğ edilir. Eski kiracının birinci fıkrada belirtilen altı ayı takip eden 30 gün içinde yeni kira bedeli ve şartlar üzerinde kira mukavelesi yapmaya hakkı vardır.
Teklif edilen yeni bedele ve şartlara kiracılarca sulh hukuk mahkemeleri nezdinde itiraz olunabilir. Otuz günlük süre içinde itiraz ve rüçhan hakkını kullanmayan ve gayrimenkulü tahliye etmeyenlerin tahliyeleri icra memurluğundan istenir.
İtiraz süresi içinde, belirlenen kira bedeline karşı sulh hukuk mahkemesine itiraz vaki olduğunda kiracı, dava sonuna kadar kurum ve kuruluşlarca tesbit edilen kirayı aylık olarak öder ve tahliye edilemez. Sulh hukuk mahkemesince rayiç ve emsale uygun olarak kira bedeli tesbit olunur. Mahkeme kararına göre kiracı lehine fark olduğu takdirde bu miktar ileriki aylık kiralara mahsup edilir.
Görülecek davalarda ilk ve eski kiranın toptan eşya fiyatlarındaki artış yüzdeleri bu tespitlerde nazara alınmaz. Mahkeme tespitte bilirkişi olarak resmi dairelerce bildirilen teknik elemanlardan, Ticaret Odası temsilcisinden ve bir de hukukçudan olmak üzere üç kişilik heyeti resen seçer.
Mahkeme kararının kesinleşmesinden başlayarak otuz gün içinde mahkemece tesbit edilen kira bedeline göre kiracının yeni kira sözleşmesi yapmaya hakkı vardır. Bu süre içinde sözleşmeyi yapmayan ve biriken kira farklarını ödemeyen kiracının tahliyesi icra memurluğundan istenir.
Bu davalar ivedilikle görülür.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
NOT : (*) 15/01/1985 tarih ve 3151/1 md. ile gelen geçici md. hükmü olup madde numarası teselsül ettirilmiştir.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Geçici Madde 5 - (Ek madde: 01/12/1993 - 3917/7 md.)
Sosyal Sigortalar Kurumu ile Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumunun sahibi veya ortağı bulunduğu gayrimenkuller için 01/01/1993 tarihinden önce 22/04/1926 tarih ve 818 sayılı Borçlar Kanunu ile 18/05/1955 tarih ve 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanuna göre yapılmış olan kira sözleşmeleri, sözleşmelerin bitim tarihinden itibaren üç ay sonra, işletme hakkının devrine ilişkin sözleşmeler ise bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren üç ay sonra sona erer.
Kurumlarca, bu süre içinde rayiç bedel veya emsal bedele uygun olarak yeni kira bedeli ve şartları tespit edilerek kiracıya tebliğ olunur. Eski kiracının, birinci fıkrada belirtilen üç ayı takip eden (30) gün içinde yeni kira bedeli ve şartları üzerinden 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun hükümlerine göre kira sözleşmesi yapmaya veya teklif edilen yeni kira bedeline sulh hukuk mahkemeleri nezdinde itiraz etmeye hakkı vardır. 30 günlük süre içinde itiraz ve rüçhan hakkını kullanmayan ve gayrimenkulü tahliye etmeyen kiracıların tahliyesi ilgili icra memurluğunca sağlanır.
Belirlenen kira bedeline karşı süresi içinde dava açılması halinde, dava sonucuna kadar Kurumlarca tespit edilen yeni kira bedeli üzerinden ödeme yapılır. Dava sonucunda belirlenen kira bedeline göre; kiracı lehine doğacak farklar takip eden aylara ait kira bedelinden mahsup edilir.
Kira bedellerinin tespitine ilişkin davalarda, toptan eşya fiyatlarındaki artış yüzdeleri dikkate alınmaz.
Mahkeme kararının kesinleşmesinden başlayarak otuz gün içinde, mahkemece tespit edilen kira bedeline göre kiracının 22/04/1926 tarih ve 818 sayılı Borçlar Kanunu ile 18/05/1955 tarih ve 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanuna göre yeni kira sözleşmesi yapmaya hakkı vardır. Bu süre içinde sözleşme yapmayan ve varsa birikmiş kira farklarını ödemeyen kiracının tahliyesi ilgili İcra Memurluğundan talep edilir.
Bu şekilde tespit edilen yeni kira bedelleri, yılda bir defa Devlet İstatistik Enstitüsü tüketici fiyat endeksindeki artış oranından az olmamak üzere rayiç veya emsal değere yükseltilir.
Birinci fıkrada belirtilen kurumların kamu kuruluşlarına kiralanmış bulunan gayrimenkulleri hakkında da yukarıdaki hükümler uygulanır.
Geçici Madde 6 - (Ek madde: 23/01/1998 - 4331/2 md. ; İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 20/05/1998 tarih ve E. 1998/10, K. 1998/18 sayılı kararı ile)(*)
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
TARİHÇE : 1 - Anayasa Mahkemesince iptal edilen madde metni:
Geçici Madde 6 - (Ek madde: 23/01/1998 - 4331/2 md.)
Vakıflar Genel Müdürlüğünün mazbut ve mülhak, vakıflara ait gayrimenkullere ilişkin kira sözleşmeleri bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren üç ay sonra sona erer. Bu süre içinde Vakıflar Genel Müdürlüğü ve mütevellilerince rayiç veya emsal bedellere uygun olarak yeni kira bedeli ve şartları tespit edilerek kiracıya tebliğ olunur, aynı zamanda bu bedel üzerinden gayrimenkulü kiralamak isteyen üçüncü şahıslara uygun biçim ve yöntemlerle şartlar duyurulur.
İkinci fıkradaki şartları kabul eden ya da daha fazla bedel teklif eden üçüncü şahısların varlığı halinde eski kiracıların en yüksek bedel üzerinden birinci fıkrada belirtilen üç ayı takip eden otuz gün içinde yeni kira sözleşmesi yapmaya öncelikle hakları vardır.
Otuz günlük süre içinde kira sözleşmesi imzalayan ve gayrimenkulü de tahliye etmeyen kiracının tahliyesi, bu sürenin bitiminden sonra Vakıflar Genel Müdürlüğünün başvurusu üzerine başkaca tebligata gerek görülmeden mahalli mülki amirlerinin kararı ile bir hafta içinde boşalttırılır. İdare ve yargı organlarına yapılacak başvurular, bu kararların yerine getirilmesini durdurmaz.
Belirtilen kira bedeline karşı süresi içinde dava açılması halinde, verilen karar kesinleşinceye kadar Vakıflar Genel Müdürlüğünce tespit edilen yeni kira bedeli üzerinden ödeme yapılır. Dava sonucuna göre belirlenen kira bedeline göre kiracı lehine doğacak farklar, takip eden aylara ait kira bedellerinden mahsup edilir.
Kira bedellerinin tespitine ilişkin davalarda ilk ve eski kiranın toptan eşya fiyatlarındaki artış yüzdeleri nazara alınmaz.
Mahkeme kararının kesinleşmesinden başlayarak otuz gün içinde mahkemece tespit edilen kira bedeli üzerinden kiracının yeni kira sözleşmesi yapmaya hakkı vardır.
Bu süre içinde sözleşme yapmayan ve varsa birikmiş kira farklarını ödemeyen kiracının tahliyesi ilgili İcra Müdürlüğünden talep edilir.
Yeni sözleşme ile akdolunan kira bedelleri, müteakip kira dönemlerinde geçen yılın aynı ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsünce belirlenen 12 aylık Toptan Eşya Fiyat Endekslerinden az olmamak üzere, rayiç veya emsal değer dikkate alınarak yükseltilir. (*)
(*) Anayasa Mahkemesinin 20/05/1998 tarih ve E.1998/10, K.1998/18 sayılı Kararı ile iptal edilen bu maddenin; anılan mahkemenin 20/05/1998 tarih ve E.1998/10, K.1998/3-2 sayılı Kararı ile; İptal kararının Resmi Gazetede yayımlanacağı güne kadar yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmiştir.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Geçici Madde 7 - (Ek madde: 16/02/2000 - 4531 S. K./1 md.)(*)
Sözleşmelerde kararlaştırılan kira paraları 2000 yılında yıllık %25, (...)(**) oranında artırılabilir. Ancak, taşınmazın bulunduğu bölgede rayiç kira parasındaki artış bu oranların altında ise bu oranlar uygulanmaz.
Kira parasının yabancı para veya kıymetli madene endeksli olarak belirlendiği sözleşmelerde ayrıca yıllık artış uygulanamaz.
Kira parasının artış sınırlarının aşılması amacıyla yeniden kira sözleşmesi yapılamaz.
Kira tespit davalarında da yukarıdaki sınırlamalara uyulur.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
NOT : (*) Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz mallarda 2001 yılındaki artışlarda uygulanacak oran, 12/01/2001 tarih ve 24285 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 248 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliği ile %10 olarak tespit edilmiştir. Ancak, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine, 09/10/2001 tarihli ve 24548 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 258 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliği ile 248 nolu tebliğ yürürlükten kaldırılmış ve kira, irtifak ve kullanım hakkı bedellerindeki artışlarda sözleşmelerdeki hükümlerin uygulanması gerektiği ilan edilmiştir. Ayrıntılı bilgi için Emlak Vergisi Kanunu altında yer alan Tebliğ 258'e bakınız.
(**) Burada yer alan "2001 yılında ise yıllık %10" ibaresi, 15/09/2001 tarih ve 24524 sayılı R.G.de yayımlanan, 19/07/2001 tarihli ve E:2001/303, K:2001/333 Karar Sayılı Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiştir.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Kanuna İşlenemeyen Geçici Maddeler
1) 09/01/1956 tarihli ve 6634 sayılı Kanunun geçici maddesi:
Geçici Madde - 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları hakkındaki Kanunun muvakkat 1 inci maddesinin Ç fıkrasına müsteniden açılmış olup da halen derdest bulunan davalar reddolunur. Bu husustaki ilamlar icra dairelerince infaz olunmıyarak dosyaları muameleden kaldırılır.
Davaların reddi ve icra dosyalarının muameleden kaldırılmasından dolayı harc ve resim alınmaz ve evvelce alınmış olan peşin harc ve resimler alakalılara iade olunur.
2) 30/05/1984 tarihli ve 3012 sayılı Kanunun geçici maddesi:
Geçici Madde - 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanuna 2912 sayılı Kanunla Eklenen Geçici Maddenin İkinci Fıkrasına göre yeni kira sözleşmesi yapmayanlardan gayrimenkulleri henüz tahliye etmeyenlerce bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde kiralayan kurum tarafından belirlenen kira bedellerine karşı sulh hukuk mahkemesine itiraz vaki olduğunda dava sonuna kadar kiracı, kurum ve kuruluşlarca tespit edilen kirayı aylık olarak öder ve tahliye edilemez. Sulh hukuk mahkemesince rayiç ve emsale uygun olarak kira bedeli tespit olunur. Tespit edilen kira bedeli 1 Mayıs 1984 tarihinden itibaren geçerli olup, karar ile kiracı lehine fark olduğu takdirde bu miktar ileriki aylık kiralara mahsup edilir.
Görülecek davalarda ilk ve eski kiranın toptan eşya fiyatlarındaki artış yüzdeleri bu tespitlerde nazara alınmaz. Mahkeme tespitte bilirkişi olarak resmi dairelerce bildirilen teknik elemanlardan, ticaret odası temsilcisinden ve bir de hukukçudan olmak üzere üç kişilik heyeti resen seçer.
Mahkeme kararının kesinleşmesinden başlayarak otuz gün içinde mahkemece tespit edilen kira bedeline göre kiracının yeni kira sözleşmesi yapmaya hakkı vardır. Bu süre içinde sözleşmeyi yapmayan ve biriken kira farklarını ödemeyen kiracının tahliyesi icra memurluğundan istenir.
Kurumlar tarafından yapılan tebligat üzerine kurumca tespit edilen kira bedeline uygun olarak kira sözleşmesi yapılmış olması yukarıdaki fıkrada açıklanan itiraz hakkının kullanılmasına engel teşkil etmez. Bu takdirde mahkeme kararının kesinleşmesi ile tespit edilen kira mukavele tarihinden geçerli olur.
Bu davalar diğer davalara nazaran öncelikle görülür.
Kaynak: http://www.hukuki.net/







