GAD başarılı çalışanı ortak ediyor

İstanbul ve New York'ta ofisleri bulunan GAD mimarlık, performansı yüksek çalışanlara şirket hissesinin verileceği yeni bir sisteme geçiyor. Farklı ülkelerden mimarların bir arada çalıştığı ofise Hindistan, Fransa, İspanya ve Amerika'dan CV yağıyor.

Beşiktaş'ın yenilenen balık pazarı, Ortaköy'de ‘yeşeren' konut projesi One ya da Bodrum'daki Kuum Hotel... Mimari çevrede oldukça ses getiren bu işlerin sahibi Özlem Avcıoğlu ile mimar Gökhan Avcıoğlu ortaklığındaki GAD bu kez parlak bir mimari projeyle değil, şirket içinde hayata geçirecekleri yeni bir uygulamayla ilgi çekiyor. İstanbul'un yanı sıra New York'ta da ofisi bulunan ve bugüne kadar sayısız projeye imza atan GAD mimarlık ofisini yönetim yaklaşımı olarak diğerlerinden ayıran önemli bir özellik var. Gelecek yıl performansa dayalı sisteme geçecek olan ofis, ‘başarılı' bulduğu çalışanları şirket ortaklığıyla ödüllendirmeye hazırlanıyor. Çoğunlukla Amerikan şirketlerinde görmeye alışık olduğumuz bu uygulamayla hem şirketteki mimarların işlerine daha fazla sarılması, hem de işi yaratıcılık olan beyin takımının şirket yönetiminde söz sahibi olması amaçlanıyor. GAD'nin ortaklarından Özlem Avcıoğlu, başlatacakları ortaklık sistemi sayesinde yaratıcılık kadar finans, satış-pazarlama hatta insan kaynaklarına yönelik yönetimdeki ‘yükün' bir kısmını başarılı çalışanlara devretmeyi amaçladıklarını ifade ediyor: "Performansa dayalı bir ortaklık olacak bu. Performanstan kastımız asla çok çalışmak değil. Ortaklık vereceğimiz kişilerin GAD'yi ileriye taşıyabilecek vizyona sahip, ciddi projelere imza atabilecek ve her şeyden öte yöneticilik vasfı taşıyan kişiler olması gerekiyor."

Yıllara bağlı olarak şirketteki ortaklık payının artacağını ifade eden Avcıoğlu, bu oranın yüzde 10'u geçmeyeceğini ve şirketten ayrılan çalışanların payının tekrar GAD'ye devredileceğini belirtiyor.

"Japon mimar arıyoruz"
1994 yılından beri mimari projeler ve konsept tasarımlara imza atan GAD'nin çalışan profili de bir hayli ilginç. İçerideki yaratıcı ekibi ve iş ortamlarını tanımak için Nişantaşı'nda bulunan ofisi gezmek yeterli aslında. İki yüzyıla tanıklık etmiş tarihi bir yapının içinde ‘yaşayan' GAD ekibi, küçük bir Birleşmiş Milletler'in temsilciliğini andırıyor. Yaklaşık 20 kişinin projeler çizip, uzun saatler çalıştığı ya da maketler yaptığı bir ofis olmaktan öte. Kendi mutfaklarında pişirilen yemeğin yine hep birlikte yendiği ya da popüler dizi Lost'un beraberce izlenip üzerine uzun uzun tartışıldığı bu mimarlık ofisinde Türklerin yanı sıra Amerikalı, İspanyol ya da Avusturyalı mimarlara rastlamanız mümkün. Alex Suarez, Scott Baltimore, Bryan Galera ve Anna Weilhartner, GAD'nin imzası olan işleri kendi ülkelerinden takip eden ve Türkiye ofisinde çalışmak isteyenlerden yalnızca birkaçı. Özlem Avcıoğlu bu rakamın ve çeşitliliğin yaz aylarında artacağını söylüyor: "Hindistan'dan bir mimar katılacak yakın zamanda aramıza. Ayrıca sonbaharda İspanya ve Kanada'dan da iki kişi daha gelecek."

İngilizce zorunlu
Ofiste konuşulan ortak dil şüphesiz İngilizce. Hatta bunun Türk çalışanlar üzerinde olumlu bir etki yaratmış. İngilizcesi iyi olmayan kimi çalışanlar hem kursa gidip hem de şirkette pratik yaparak yabancı dillerini geliştirmiş. Ancak Avcıoğlu'nun verdiği bilgiye göre yurtdışından aralarına katılan bazı mimarlar, gündüz ofiste çalışıp akşamları Türkçe öğrenmek için kursa gidiyor. Ofisteki bu çeşitliliğin hem şirket kültürüne hem de ortaya çıkan projelere olumlu yansıdığını söyleyen mimar Barış Uçar şirketteki uyumu "Yabancılarla Türkler arasındaki en büyük fark, bizim daha fazla duygusal ve alıngan olmamız. Oysa yurtdışından gelen meslektaşlarımız hiçbir şeyi kişisel algılamıyor. Eğer tüm ekip Türk olsaydı, bu kadar uyumlu çalışamayabilirdik" diyor. Önümüzdeki aylarda yeni ve farklı ülkelerden çalışanlara kapılarını açacak olan GAD'nin, yönetim denildiğinde ‘her şeyi' olan Özlem Avcıoğlu'nun özel bir de isteği var: "Bir Japon mimarı ekibimize kaymak istiyoruz. Hem iş disiplinleri hem de tasarım ve mimariye bakış açıları etkileyici. Kim bilir belki arada mutfağa da sokarız..."

Kaynak: http://www.arkitera.com/

Gayrimenkuller ile ilgili herşey

ALIŞ-SATIŞ

TAŞINMAZ SATIŞI NASIL YAPILIR?

Bir gayrımenkul sadece Tapu Sicil Müdürlüğü’nde satılır. Satış tapuda sicil muhafızı önünde yapılmalıdır. Noterler satış yetkilerine sahip değildir. Noterde sadece “SATIŞ VAADİ” yapılıbilir. Satış için noterler başka bir işlem yapamazlar. Taşınmazın bulunduğu bölge Tapu Sicil Müdürlüğü’ne 2 vesikalık fotoğraf, nüfus cüzdanıyla başvurulur. Tüzel kişilerin satış yapabilmesi için Ticaret Sicil Memurluğu’ndan yetki belgesi alınması gerekir.


İPOTEK NEDİR, NASIL YAPILIR?

Var olan veya doğacak herhangi bir nedenden doğan alacağı temin etmek için taşınmaz üzerine ipotek uygulanır. Söz konusu alacak sağlandığında ipotek tapuda fekkedilir (kaldırılır). Alacağın ödenmesine rağmen ipotek kaldırılmamışsa , taşınmazın bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesine başvurulup ipotek fekkedilir. Bir taşınmaz eğer alıcı kabul ederse , üzerindeki ipotekle birlikte satılabilir.


İNTİFA HAKKI NE DEMEKTİR?

Bir taşınmazdan faydalanmak hakkına intifa hakkı denir. İntifa hakkı sahibi malik olmak zorunda değildir. Ancak malik tarafından bir kişiye intifa hakkı verilirse bu hak o kişinin ölümüne dek sürer. Ve bu hak hiçbir şekilde başkasına devir edilemez.


İNŞAATTAN DAİRE ALINMASI MÜMKÜN MÜDÜR?

Taşınmaz inşaat halindeyken içinden bir daire seçilip alınabilir. Ancak inşaat tamamlanmadan kat mülkiyetine geçilmediğinden, kat irtifak tapusu alınabilir. Kat irtifak tapusu almadan bir kağıt üzerinde yazılarak alım yapılmamalıdır. Çünkü satış koşulları gerçekleşmediğinden satıcı daireyi irtifak tapusu ile başkalarına da satabilir. O halde halk arasında “ el kağıdı “ denilen imzalı gayrimenkul satış belgesi, tazminat davası açmakta delil olarak kullanılmaktan başka bir işe yaramaz.


TAPUDA ALIM SATIM VERGİ ORANLARI NEDİR?

Tapuda taşınmaz satışı, belirtilen değer üzerinden toplam % 3’ dür. Bunun % 1,5’i mal sahibine % 1,5’i ise alıcıya aittir.


APARTMAN YÖNETİMİ
Apartmanlarda oturmak belli sorumlulukları da beraberinde getirir. Ortak yaşanan binanın sorunlarına çözüm götürmek ve gerekli hizmetleri yapmak için yönetim kurulları oluşturulmuştur. Çoğu zaman amatör bir ruhla çalışan bu kurullar, aslında kanunlarla belirlenen maddeler ışığında çalışmak zorundadır.


OTURMADIĞIM DAİRENİN APARTMAN GİDERLERİNE İŞTİRAK ETMEK ZORUNDA MIYIM?

Dairenin maliki olduğunuz müddetçe; otursanız da oturmasanız da giderlere iştirak etmek zorundasınız. Ödemelerinizi yapmadığınız takdirde, yönetici aleyhinizde icra takibi yapabilir, mal varlığınıza haciz koyabilir. Yönetici bunun yanında, sizden aylık yüzde 10 gibi yüksek bir faiz talep edebilir. Yöneticinin yapacağı muamelelere karşı sizin savunulacak pek bir hakkınız olmayacaktır ve sonuçta borcunuzu faizi, icra masrafı ve avukat ücreti ile birlikte ödemek zorunda kalırsınız. İşte bu nedenlerle, ortak giderlerden hissenize düşen payı ödemenizde yarar var.


YAKIT BEDELİNDE PAY ORANI NEDİR?

Apartman sakinlerinin yakıt bedelini öncelikle aparѴman yönetim planından tetkik etmeleri gerekir. Yönetim planında hangi dairelerin ne oranda yakıt bedeli ödeyeceği yazılı olmalıdır.


Apartman sakinleri yönetim planında gösterilen şekle uymak zorundadır, planda bu konuda açıklık yoksa, Kat Mülkiyeti Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre, yakıt giderini arsa payı oranında ödemeniz gerekecektir. Bu taktirde de dairenizin arsa payını öğrenmeniz gerekir. Bunu da ya yönetim planından, ya da daireyi size kiralayan ev sahibinizin tapu senedinden öğrenirsiniz.


SU SAATLERİ ORTAK OLUNCA NE YAPMALI?

Bu durumda olanlar için, ortak su parasının bölüştürülmesi konusunda uygulanacak muhtelif bölüştürme usulleri vardır ve bunlardan hiçbiri için tam adildir denilemez. Ancak binanızda yazlığa gidenler, seyahate çıkanlar para ödemezse, gündüzleri çalışanlar da gündüz evde olmadıkları için yarı para ödemeyi teklif edecek, küçük çocuğu olanlar küçüklerin hesaba katılmamasını isteyecek, balkonu bulunmayanlar balkon yıkadıkları için balkonu olanların diğer kat sahiplerinden daha fazla ödemesi gerektiğini ileri sürecek ve akla gelmeyen bin türlü ihtimal devreye sokularak iş içinden çıkılmaz hale gelecektir. Bunun için kanunun da öngördüğü şekilde, bölüştürme sırasında yönetim planında temel alınan usul, herkese tam olarak uygulanmalıdır. Buna göre hiç evde oturmayan kimseler dahi ortak giderlere katılacak ve ortak ödemeler yapılacaktır.


MALİKLERİN İZNİ ALINMADAN, TERASA KAÇAK KAT YAPILMIŞSA…

İmar mevzuatını altüst eden ve adına kısaca İmar Affı denen yasalar serisi hemen her yıl çıkarılmaktadır. Uygulaması son derece zor olan ve bazen yerleşmiş hukuk kavramlarına ters de düşebilen bir mevzuattır. Buna bağlı yatırım kanunları hakkında Yargıtay’ın muhtelif içtihatları, özetle Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri yürürlükten kaldırılmadıkça, şu anda bu kanuna tabi binaların ortak yerlerinin işgali, İmar Affı mevzuatına girmemektedir. Bu uygulumalar hakkında idari yargı yoluna gidilmesi mümkündür. Ancak sonuç alınması 3 yıldan aşağı değildir.


GİRİŞ KATINDA OTURANLAR ASANSÖR GİDERLERİNE KATILMAK ZORUNDA MIDIR?

Kat Mülkiyeti Kanunu’na tabi binalarda ortak yerleri kullanmamaktan dolayı bunların masrafına iştirakten kaçınılamaz. Ancak bunun aksine hükümler yönetim planına konabilir ve böyle bir hüküm de geçerlidir. Çoğunlukla uygulamada gördüğümüz, bu tür bağımsız kat maliklerinin asansör giderlerinden muaf tutulduğudur. Eğer yönetim planında böyle bir madde yoksa, konuyu bağımsız bölüm malikleri toplantısında gündeme getirerek, yönetim planı değişikliği talep edebilirsiniz. Bu toplantıda adil bir karar alınmazsa, Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 33. maddesine göre, açıkça adalet kurallarına aykırı durumun değiştirilmesi ve adil bir hale getirilmesi için, bulunduğunuz yerdeki sulh hukuk mahkemesine başvurabilir, yönetim planındaki hükmün değiştirilmesini talep edebilirsiniz.


APARTMAN YÖNETİM PLANINDA TOPLANTI TARİHİ TESPİT EDİLMEMİŞSE…

Yönetim planında toplantı zamanı tespit edilmemiş olduğu hallerde kanun gereği takvim yılının ilk ayı içinde yapılması gereken toplantı, bu ayın birinci gününden sonuncu gününe kadar (son gün dahil) yapılabilir. Son gün bir tatil gününe rastlasa da, bu süre uzamayacaktır. Çünkü, Kat Malikleri Kurulu’nun mutlaka iş günü içinde yapılmasını gerektiren bir ihtiyaç söz konusu değildir. Aksine gerek tatil günleri, gerekse mesai saati dışındaki zamanlar, kurul toplantısı için daha elverişlidir.


APARTMAN OLAĞAN TOPLANTISI, YÖNETİM PLANINDA BELİRTİLEN ZAMANLARDA YA DA TAKVİM YILININ İLK AYI İÇİNDE YAPILMAMIŞSA NE OLUR?

Bu gibi durumlarda, olağanüstü toplantıların yapılması mümkündür. Fakat olağanüstü toplantıyı gerektirecek önemli sebeplerin önceden görülebilmesi mümkün değildir ve hiçbir kat maliki, yönetim planında belirlenmiş tarihlerin ya da Ocak ayının dışındaki bir zamanda yapılacak olan olağan toplantıyı beklemek durumunda bırakılmamalıdır. Olağanüstü toplantılarda, toplantının 15 gün önce kat maliklerine bildirileceğine ilişkin hüküm de bu husustaki sakıncayı nispeten giderebilecektir.


APARTMAN YÖNETİM KURULU ÜYELİĞİNE SEÇİLECEK ÜYELERDE ARANACAK ŞARTLAR NELERDİR?

Kanunda, yönetim kurulu üyeliğine seçilecek kimselerdѥ hangi niteliklerin bulunması gerektiği hususunda bir açıklık yoktur. Sadece bu üyelerin kat maliklerinin dışındaki kimselerden de seçilebileceği belirtilmiştir. Ancak, görevin özelliği dikkate alınırsa, bu üyelerde gene de birtakım niteliklerin bulunması gerektiği sonucuna varılır. Yönetim kurulu üyelerinde aranacak şartlarla yöneticide aranacak şartlar arasında bir fark söz konusu değildir.


YÖNETİCİNİN KAT MALİKLERİ KURULU’NDAN KARAR ALMAKSIZIN YAPABİLECEĞİ İŞLER NELERDİR?

Yönetici (veya yönetim kurulu), anataşınmazın yönetimiyle ilgili bütün işlerde yetkilidir. Ancak, yönetim planı ya da Kat Malikleri Kurulu, yöneticinin yetkili olduğu konuların sınırını çizmiş olabilir. Bundan başka, yönetici, kat maliklerini çok önemli mali yükler altına sokabilecek işleri de, ancak Kat Malikleri Kurulu’ndan karar aldıktan sonra yapmalıdır. Hangi işlerin kat maliklerine ağır yükler getireceğinin tayininde, ilgili binanın konumu, nitelikleri ve oturanların ortalama gelir seyirleri ile sosyal durumları gibi faktörler göz önüne alınmalıdır.

YÖNETİMİN DENETÇİ TARAFINDAN DENETLENMESİ NASIL YAPILIR?

Yönetici ( veya yönetim kurulu), denetçi tarafından yönetim dönemi boyunca denetlenir. Denetçi, yönetim planında ayrı bir zaman öngörülmemişse, Ocak ayı içinde Kat Malikleri Kurulu’na denetimin sonucunu bildiren bir rapor verir. Bu rapor, daha önceden çoğaltılarak kat maliklerine taahhütlü mektupla gönderilir.

DENETÇİNİN TUTMAK ZORUNDA OLDUĞU DEFTERLER VAR MIDIR?

Denetçi ( ya da denetim kurulu), tıpkı yönetici gibi, birden başlayan sıra numaraları taşıyan ve her sayfası noter mührüyle tasdik edilmiş bulunan ayrı bir defter tutmak zorundadır. Bu deftere, denetçilerin kararları ve gerekli görülen diğer hususlar yazılır. Bu defterin de, her yıl Ocak ayı içinde notere kapattırılması uygun olur.

YÖNETİCİNİN GÖREVİNİN SONA ERMESİ

Yöneticinin görevi, normal halde, görev süresinin bitiminde kendiliğinden sona erer. Öte yandan, yönetici ile kat malikleri arasındaki ilişkinin vekalet olduğu da bilinmektedir. Bu durumda, vekalet sözleşmesinin sona ermesine ilişkin hükümler de uygulama alanı bulacaktır. Genel olarak sözleşmelerin sona ermesiyle ilgili sayılabilecek diğer hükümler de burada uygulanabilir.

YÖNETİM KURULU NASIL OLUŞTURULUR?

Kat malikleri anataşınmazın yönetimini, kendi aralarında veya dışarıdan seçecekleri bir yöneticiye, yahut üç kişilik bir yönetim kuruluna verebilir. Kanun, yönetim kurulunun oluşması için üç kişinin bulunmasını aramışsa da , bu sayının kesin olup olmadığı hususunda herhangi bir işaret yoktur. Buna göre yönetim kurulu, Kat Malikleri Kurulu’nca bütün kat maliklerinin sayı ve arsa payı bakımından çoğunluğunun oyu ile atanır. Kanun bu atamanın bir yıl için yapılacağını, Kat Malikleri Kurulu’nun yıllık toplantısında bu işlemin yenileneceğini belirtmiştir (KMK 34/I ).

KİMLER YÖNETİM KURULU ÜYESİ OLABİLİR?

Yönetim kurulu üyelerinin kat malikleri arasından seçilmesi mümkün olduğu gibi, dışarıdan seçilmesi de mümkündür. (KMK. 34/I). Kanunda, yönetim kurulu üyeliğine seçilecek kimselerde hangi niteliklerin bulunması gerektiği hususunda bir açıklık yoktur. Ancak görevin özelliği dikkate alınırsa, bu üyelerde yine de birtakım niteliklerin bulunması gerektiği sonucuna varılır. Yönetim kurulu üyelerinde aranacak şartlar (temyiz gücüne sahip, reşid olan, bedensel engeli olmayan, ahlaka, kişilik haklarına ve kamu düzenine saygılı vb.), yönetci seçiminde aranacak şartlardan farklı değildir.

BİNALARDA YÖNETİCİ BULUNMASI KANUNEN ZORUNLU MUDUR?

Bağımsız bölüm sayısı 8 ya da daha fazla olan kat mülkiyetine tabi binalar için bir yönetici tayin etmek kanunen zorunludur (34 / II ). Ancak anataşınmazın bütün bağımsız bölümleri tek bir kişinin mülkiyetindeyse, malik kanunen yönetici durumundadır.

YÖNETİCİNİN GÖREV VE YETKİLERİ NELERDİR?

Kanun, yöneticinin görevlerinin yönetim planında gösterileceğini hükme bağlamıştır ( KMK 35 ). Ancak kanun, yönetim planında aksine hüküm yoksa, yöneticinin görevlerini kendisinin sayması yoluna gitmiştir. Buna göre; Kat Malikleri Kurulu’ nun aldığı kararların yerine getirilmesi; anayapının kullanılması, korunması, bakımı ve onarımı, sigorta ettirilmesi; avansların toplanması;yönetimle ilgili bütün ödemelerin kabulü;yönetimi ilgilendiren tebligatın kabulu; süre aşımına veya bir hakkın kaybına sebebiyet verilmemesi; anataşınmazın korunması ve bakımı için gerekli tedbirlerin alınması; dava ve icra takibi yapılması; bankada hesap açtırılması; Kat Malikleri Kurulu’ nu toplantıya çağırma; işletme projesinin yapılması; bildirimde bulunma; kanuni temsil yetkisini kullanması görevleridir.

YÖNETİCİNİN TUTMAK ZORUNDA OLDUĞU DEFTERLER NELERDİR?

Yönetici kanunen sadece karar defteri tutmak zorundadır. Bu defterin her sayfası noter mührüyle tasdik edilmelidir. Karar defterinin sayfaları mutlaka 1’ den başlayan sıra numarası taşımalıdır. Ancak, uygulamada pek çok yöneticinin işletme defteri, kasa defter gibi kanunen tutulması zorunlu olmayan yardımcı nitelikteki defterleri tuttuğu da görülmektedir. Yönetici bütün belgeleri bir dosya halinde düzenli biçimde saklamalıdır. Görev süresi bitiminde ise , bütün defterleri yeni seçilen yöneticiye devretmelidir.

YÖNETİCİ KİM TARAFINDAN NASIL ATANIR, GÖREV SÜRESİ NE KADARDIR?

Kanunumuz yöneticinin her yıl yeniden atanacağını, yani görevinin bir yıl süreceğini hükme bağlamış bulunuyor. Yöneticilik görevinin uzun süre yahut süresiz olarak belirli bir kişiye veya kurula verilmesi durumu, birtakım sakıncalar doğurabilir. Gerçi görevde kalması sakıncalı görülen yöneticinin , Kat Malikleri Kurulu kararı ile görevine herzaman son verilmesi imkanı da vardır. Yöneticinin görevden alınmasını isteyen kat malikleri, bu konudaki isteğini ilk önce Kat Malikleri Kurulu ‘ na götürmek zorundadır. Ancak, bundan sonra bu isteği reddeden kurul, kararın iptalini ve dolayısıyla söz konusu yöneticinin görevden alınmasını hakimden istemelidir.


EV KİRALARKEN...


KİRA NEDİR?

Kiralayanın, bir şeyin kullanımını kiracının verdiği bir bedel karşılığında ve belli bir süre için kiracıya bırakmasıdır. Buna göre bir kimse, bir hakkını veya bir malını bir bedel karşısında onu kiralayan kimseye kullanması veya yararlanması için bırakmışsa, bu iki kişi arasında kira ilişkisi vardır. Bunlar arasındaki ilişkiyi düzenleyen duruma kira sözleşmesi, aralarındaki ilişkiye de kira denir.

KAÇ ÇEŞİT KİRA SÖZLEŞMESİ VARDIR?

İki çeşit kira sözleşmesi vardır; yazılı kira sözleşmesi ve sözlü kira sözleşmesi. Kira sözleşmesinin yazılı olarak yapılmasında ispat açısından sayısız fayda vardır. Hatta aktin noterde yapılması, gelecekte olabilecek anlaşmazlıkların kolay yönden çözümü açısından sağlıklı bir yoldur. Zira noterde yapılan bir sözleşmenin varlığına, imzasına ve içeriğine yapılan itirazlar kabul görmez. Kira akdi sözlü olarak da gerçekleştirilirse, sözleşmenin sıhhati ve ispatı açısından zorluklar meydana gelebilir.


KİRA BEDELİ ÖDENMEDİĞİNDE KİRALAYAN NE YAPABİLİR?

Kiracı, kira bedelini süresinde ödemediği takdirde konut sahibi noterden 30 günlük ihtarname veya icradan 30 günlük ödeme emri gönderir. 30 gün sonunda halen ödeme yoksa İcra Tetkik Mercii’ ne başvurarak tahliye talep edebilir. Eğer (ihtardan sonra) kira yatar, fakat bir yıl içinde bu durum 2 kez gerçekleşirse, kontratın bitiminde Sulh Hukuk Mahkemesi’nde “2 haklı ihtar” sebebiyle tahliye davası açılabilir.


KİRACININ İFLASINDA KİRA SÖZLEŞMESİ FESHEDİLİR Mİ?

Bu konu Borçlar Kanunu’nda 261. maddeye göre düzenlenmiştir. Eğer kiracı iflas ederse, birikmiş ve işleyecek kira bedelleri için, bunları ödeyebileceğine dair, münasip bir süre içinde teminat da veremezse, o zaman kiralayan sözleşmeyi bu sebeple feshedebilir.


HAKLI İHTAR NEDİR?

Kiracı kontratın başladığı günden itibaren en geç 5 gün içinde kira parasını yatırmazsa konut sahibi kirayı 30 gün içinde ödemesi için noterden bir ihtarname veya icra dairesinden ödeme emri gönderir. Eğer kira bedeli 30 gün içerisinde yatmazsa bu gönderilen ihtar haklı bir sebebe dayandığı için “Haklı İhtar” sayılır konut sahibi haklı ihtar gerekçesiyle tahliye davası açabilir.


BİRDEN FAZLA KİRACIDAN BAZILARI SÖZLEŞMEYE UYMAZSA…

Kira sözleşmesi bir bütündür. Bu nedenle sadece sorun çıkaran kiracıya değil, olumlu hareket etse bile bütün kiracılara ayrı ayrı ihtarname çekmek gerekir.


APARTMAN GİDERLERİ KİRACIYA MI, EV SAHİBİNE Mİ AİTTİR?

Kira akdine ortak giderlerin kiracıya ait olduğu yazılı ise, kiracının şahsi hizmetine ayrılanlar kiracıya aittir. Bunlara örnek olarak kapıcı ücreti, ortak elektrik, ortak su parası veya yakıt giderini verebiliriz. Anayapıya ait masraflar ise ev sahibine ait olacaktır; Boya, badana, kalorifer kazanı değiştirilmesi gibi.


KİRANIN DEVRİ NEDİR?

Kiracının, kira sözleşmesinin konusu olan kullanma hakkını devretmesidir.

KİRA SÖZLEŞMESİNİN SÜRELİ OLMASI NEDİR?

Kira sözleşmelerinin geçerli olması için süreli olması şart olmamakla beraber, taraflar anlaşarak kira sözleşmesini süreli yapabilirler. Tarafların özgür iradeleri ile kararlaştırdıkları altı ay, bir yıl, üç yıl gibi belirli bir zamanı içeren kira sözleşmelerine süreli kira sözleşmesi denir.


ÖLÜNCEYE KADAR SÜRELİ KİRA SÖZLEŞMESİ

Her ne kadar kira sözleşmesinin süresi ölünceye kadar denmişse de insanın ne zaman öleceği belli olmadığı için sözleşme süresiz sayılır. Bu nedenle de ve hasılat kirası olması sebebiyle kira başlangıcından itibaren altı aylık dönemlere ayrılarak son altı aydan, yani bozulması istenen tarihten altı ay önce kira sözleşmesini sona erdirme ihbarında bulunularak bu sözleşme sona erdirilebilir. Sona erdirmeye karşın kiracı kiralananı boşaltmazsa aleyhine boşaltma davası açılır.

TEMERRÜT NEDİR?
Dar anlamıyla temerrüt, kiracının kira sözleşmesine göre vermesi gerektiği tarihte kira parasını vermemesi, ya da kira sözleşmesinde belirli bir zaman yoksa kiralayanın verdiği belli süre içinde kira parasını ödememesidir.


KİRA SÖZLEŞMESİ TAPUYA YAZILABİLİR Mİ? BU YAZIM KİRACIYA NASIL BİR HAK SAĞLAR?

Kural olarak kira sözleşmesi şahsi hak sağlar, bu nedenle kiracı ve kiralayan sözleşmeden kaynaklanan haklarını sadece birbirlerine karşı öne sürebilirler, üçüncü şahıslara karşı ileri süremezler. Ancak kiracı ve kiralayan anlaşarak yapmış oldukları kira sözleşmesini tapuya yazdırabilirler. Bunun için birlikte tapuya giderek istemde bulunmaları gerekir. Tapuya yazılan kira sözleşmesi bilhassa kiracı için ayni hak kuvvetinde bir hak sağlar. Bu nedenle kiracı kira müddeti boyunca sözleşmeden kaynaklanan hakkını hem üçüncü kişilere hem de bu yeri satın alan yeni malike karşı ileri sürebilir.


KİMLER KİRA SÖZLEŞMESİ YAPAMAZLAR?

İyi ve kötüyü ayırt edemeyenler, 18 yaşını doldurmayanlar, iyi ve kötüyü ayırt etme yetenekleri olmasına rağmen 18 yaşını doldurmayanlar (evlenme ile reşit olma dışında) ve kısıtlıların tek başına yapmış oldukları kira sözleşmeleri hükümsüzdür.


KİRA SÖZLEŞMESİ YAZILI OLMALI MI?

Kira sözleşmeleri sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Ancak sözlü sözleşmenin başlangıç tarihini ispatlamak oldukça güç olduğundan, kira sözleşmelerini yazılı yapmak daha faydalıdır. Taraflar kendi aralarında yapabilecekleri gibi, sözleşme imzalarını noterde tasdik ettirebilirler. Dava açarken veya icra takibi yaparken kira sözleşmesinin başlangıç tarihi yani gün, ay, yıl çok önemlidir. Taraflardan birinin sözleşmeyi kaybetmesi halinde karşı taraf kendi söylediklerini daha kolay olarak, elindeki sözleşme ile kanıtlayabilir.


KİRA SÖZLEŞMESİNDE HANGİ UNSURLAR BULUNMALI?

Sözleşmede iki tarafın ad ve adrseleri, aylık ve yıllık kira miktarı ile sözleşme süresi ve taşınmazın durumu yazılır. Artış miktarı tespit edilir ve belirtilirse geçerli olur. Demirbaş ve ortak giderlerin ödemelerinin kime ait olacağı, varsa stopaj ödemesi hakkında bilgi ve kiranın nereye ödeneceği belirtilir. Kira sözleşmesi üzerine yazılıp geçerli sayılmayan tek husus; tahliye taahhüdüdür. Bunun dışında yazan her şey geçerlidir.

KİRACININ KİRA SÖZLEŞMESİNE AYKIRI DAVRANMASI HALİNDE NE OLUR?

Kiracının sözleşmeye aykırı bir eyleminden dolayı aleyhine dava açabilmek için öncelikle kiracıya ihtarname çekerek bu ihtarname ile bir süre vererek olumsuz durumuna son vermesi istenmelidir. Bu ihtar çekilmeden dava açılmaması gerekir. Aksi takdirde davanın reddi söz konusudur.


DEPOZİTO YASAL MI?

Taşınmaz kiralarında depozito yasaldır. Kiracının taşınma durumunda bırakacağı borçlar ile taşınmaza vermiş olduğu zararların karşılanması için depozito alınır. Tahliye halinde taşınmazda bir hasar yoksa depozito iade edilir. Varsa mahkemece yapılacak tespit ve masraflar düşülerek bakiye kiracıya ödenir. İspat bakımından depozito miktarını yazmak ve imza altına almak gerekir. Depozito Türk Lirası veya döviz olarak alınabilir.

KİRA BEDELİ KASTEN ALINMIYORSA NE YAPILABİLİR?

Kiracı kira bedelini gönderdiği halde kiralayan bu parayı almamakta direnirse alacaklı temerrüdünden bahsedilebilir. Borçlar kanunu’nun 90. maddesine dayanarak kiracı Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak “ödeme yeri tayin edilmesini” ister. Sulh Hukuk Mahkemesi bir bankayı seçer ve her ay kiranın oraya yatırılmasına karar verir. Mahkemenin kararından sonra kira bedellerini bu bankaya yatıran kiracı temerrütten yani bir tahliye nedeninden kurtulmuş olur. Ancak bu işlemi yaptırmazsa ve kiralayan haklı ihtarlar gönderirse tahliye kaçınılmaz olur.


YENİDEN İNŞAAT VE TADİLAT NEDENİYLE KİRACI TAHLİYE EDİLEBİLİR Mİ?
Kiralayan, esaslı bir biçimde tadilat ve inşa gerektiren gayrimenkulünü tahliye edebilir. Ancak tadilat sonunda gayrimenkulünü eski kiracıya teklif etmek zorundadır. Bir ay içinde olumlu cevap gelmezse başkasına kiralayabilir. Aksi halde 3 yıl boş tutmak zorundadır.

BORÇLAR YASASI BÜTÜN KİRA İLİŞKİLERİNE UYGULANABİLİR Mİ?

Borçlar Yasası genel bir yasadır. Kiracı ile kiralayan arasındaki kira alacağından kaynaklanan davalara uygulanır. Bununla beraber bir kısım maddeleri örneğin; kiracının ihtarname çekilmesine karşın verilen süre içinde kirayı ödememesi nedeniyle, kiracının temerrüdünde bütün kira ilişkilerine ve yine kiracının veya kiralayanın hak ve yükümlülüklerinden kaynaklanan davalarda uygulanır. Ancak kiracının kiralananı boşaltması ve kira parasının artırılması hususunda bütün kira ilişkilerinde uygulanamaz. Bu yönüyle Borçlar Yasası, kira ilişkileri için özel bir yasa olan 6570 sayılı gayrimenkul kiraları hakkındaki yasa hükümlerinin uygulama alanı dışında kalan yerlerde uygulanır.


KİRALANANDA MEYDANA GELEN ÖNEMLİ EKSİKLİKLER KİRACI TARAFINDAN
YAPILABİLİR Mİ?

Kiralananda kira sözleşmesi içinde meydana gelen önemli değişikliklerin kiracı tarafından yapılabilmesi için; bu eksikliklerin kiracı tarafından yapılmasına kiralayan olur vermiş olmalıdır. Kiracı kiralayana ihtarname çekmiş, kiralayan eksikliği gidermemiş ve yapımı hususunda kiracıya olur vermemişse, kiracı mahkemeye başvurarak bu eksikliğin yapılması için izin almış olmalıdır. Ancak bu iki durumda kiracı kiralayan hesabına eksikliği giderebilir ve kira parasından indirebilir. Eğer kiracı ne kiralayanın olurunu, ne de mahkemeden izin almışsa ve yine de kiralanandaki eksikliği yapmışsa, yaptığı giderimi BY. 413 ve 414. maddelerine dayanarak kiralayandan isteyebilir.


MİRAS HUKUKU

Kimler mirasçıdır, mirastan ne kadar pay alır, kimler alamaz, mirastan mahrum edilmek ne demektir, bu sayımızda açıklıyoruz.


MİRAS HUKUKU

Bir kişinin ölümünden sonra ona ait hak ve mülklerin akıbetinin ne olacağı Medeni Kanun␙da açıklanmıştır. Mirasbırakan mirasçılara mal, mülk bırakabileceği gibi borç da bırakabilir. Mirasçılar gerçek kişiler olabileceği gibi tüzel kişiler de olabilir. Ancak, tüzel kişi olarak yalnızca devlet mirasçı olabilir. Miras Hukuku Anayasa’nın teminatı altındadır. Anayasa, “herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir” derken ölen kişilere ait haklara devletin el kolmasını yasaklayıp ölenin ailesine veya onun seçtiği kişilere mirasının kalmasını güvence altına almıştır.


MİRAS PAYLARI

Medeni kanunun 439. maddesine göre birinci derecede mirasçılar mirasbırakanın çocuklarıdır. Tüm çocuklar eşit pay alırlar. Mirasbırakandan önce ölen çocukların çocukları mirasa girerler. Çocukları olmayan mirasbırakanın mirasçıları ana babası, yoksa büyükanne ve büyükbabasıdır.Nesebi sahih olmayan (yani evlilik dışı çocuk), diğer evlilik içi çocuklarla aynı oranda mirasa iştirak eder (1990 yılından önce bu çocuklar 1/ 2 pay alırlardı, 3678 sayılı kanun ile bu durum düzeltilmiştir).

EŞİN MİRAS PAYI

Medeni Kanun’un 444. maddesi sağ kalan eşin diğer mirasçılarla durumunu açıklamıştır. Şöyle ki;
  • Eş, miras bırakanın çocukları ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte biri.

  • Miras bırakanın anne baba veya kardeşleriyle mirasçı olursa, mirasın yarısı.

  • Miras bırakanın büyükanne veya büyükbabaları ile birlikte mirasçı olursa mirasın dörtte üçüne sahip olur.

Bu kişilerin hiçbiri yoksa, tüm miras eşine kalır.

EVLATLIĞIN DURUMU

Mirasbırakanın sağlığında edindiği evlatlığı ve onun çocukları evlat edinenin çocuklarıyla eşit miras hakkına sahip olur. Ancak, evlat edinen kişiden önce ölen evlatlığa, evlat edinen mirasçı olamaz.

MAHFUZ HİSSE
Mirasbırakanın; sağ iken ölüme bağlı tasarrufla, çocukları, ana ve babası, kızı ve erkek kardeşleri veya karısı, kocasını, mirastan yoksun bırakması mümkün değildir. Bu kişilerin kanundan doğan mirasçılık payına “mahfuz hisse” denir. Mahfuz hisse miktarları şöyledir:

  • Çocuklar için kanuni miras hakkının dörtte üçü.

  • Ana babanın herbiri için kanuni miras haklarının yarısı.

  • Kardeşlerden herbiri için kanuni miras hakkının dörtte biri.

  • Sağ kalan eş için, çocuklarla birlikte mirasçı olunması halinde kanuni miras hakkının tümü kalır.

MİRASTAN YOKSUNLUK
Halk arasında “evlatlıktan reddetmek, nüfustan sildirmek” şeklinde bilinen “mirastan iskat “ (çıkarma) ve “ mirastan mahrumiyet” ancak aşağıdaki şartlarda olur;
  • Mirasçı, mirasbırakana veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlerse ya da mirasbırakana veya ailesine karşı yasalardan doğan yükümlülükleri yerine getirmezse, mirasbırakan ölümüne bağlı bir tasarrufla bu kişiyi “mirastan iskat” edebilir.

  • Mirastan mahrumiyet ise; kasten mirasbırakanı öldüren veya buna teşebbüs edenler, zorla mirasbırakanı ölüme bağlı tasarrufta bulunmaya (vasiyet gibi) veya bulunmamaya mecbur edenler, mirasbırakanın yeniden yapamayacağı ölüme bağlı tasarrufu gizleyen veya bozanlar, sonradan affedilseler bile mirastan mahrum olurlar.

Ancak, yukarıdaki her iki hal de, yani mirastan ıskat ve mirastan mahrumiyet halleri kişiseldir. Bunu yapan mirasçıların çocuklarının miras hakları devam eder, sadece bu kişiler mirastan pay alamazlar.

Kaynak:
http://www.hukuki.net/
http://www.adresdergi.com.tr/

Cayma tazminatı olduğu şart edilmedikçe kaparo, pey akçesi gibi verilen paraların cayma tazminatı olamayacağı

T.C. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2003/6039, K. 2004/3240, T. 23.3.2004

• SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME ( Cayma Tazminatı Olduğu Şart Edilmedikçe Kaparo Pey Akçesi Gibi Verilen Paralar - Akdi Bozmakta Haklı Olsun Olmasın Verenin İstirdada Yetkili Olduğu )

• CAYMA TAZMİNATI ( Olduğu Açıkça Belirtilmedikçe Kaparo Pey Akçesi Gibi Verilen Paraların Cayma Tazminatı Olamayacağı - Akdi Bozanın İstirdada Yetkili Olduğu/Sebepsiz Zenginleşme )

• KAPARO ( Akdi Bozmakta Haklı Olsun Olmasın Verenin İstirdada Yetkili Olduğu - Cayma Tazminatı Kabul Edilemeyeceği )

• PEY AKÇESİ ( Akdi Bozmakta Haklı Olsun Olmasın Verenin İstirdada Yetkili Olduğu - Cayma Tazminatı Kabul Edilemeyeceği )

818/m. 61, 156

ÖZET : Cayma tazminatı olduğu şart edilmedikçe kaparo, pey akçesi gibi verilen paralar cayma tazminatı olamayacağından akdi bozmakta haklı olsun olmasın onu veren taraf istirdada yetkilidir.

Cayma akçesi akdin yapıldığı sırada karşı tarafa verilen sözden cayıldığı takdirde karşı tarafta kalması kabul edilen bir paradır. Somut olayda dava konusu miktarın cayma tazminatı olarak verildiği kanıtlanamamıştır. Aksine pey olarak ( kaparo ) ödendiği bildirilmiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki sebepsiz zenginleşme davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalı arasında düzenlenen sözleşme uyarınca devralınan dükkan karşılığında 1000 DM ve 2.200.000.000.-TL ödediğini ancak, 3.500.000.000.-TL bedelli 15.12.2000 ödeme tarihli senet bedelinin ödenememesi üzerine davalının sözleşmeyi feshettiğini belirterek ödenen 1000 DM ve 2.200.000.000.-TL'nin tahsiline, 15.12.2000 ödeme tarihli, 3.500.000.000.-TL bedelli senedin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, senetlerin davacılara iade edildiğini, 1000 DM'nın da cayma akçesi olarak verildiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, davacının 2.200.000.000.-TL'sı alacak istemini usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı, protokoldeki kaparo kelimesinin cayma akçesi olduğu ve akdin kusurlu olarak feshine sebep olan davacının cayma akçesini isteyemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

BK.'nun 156. maddesi uyarınca, pey akçesinin verilmesi halinde, asıl olan onun akdin vukuuna delil olarak verilmiş olmasıdır. Açıkça cayma tazminatı olduğu şart edilmedikçe kaparo, pey akçesi gibi verilen paralar cayma tazminatı olamayacağından akdi bozmakta haklı olsun olmasın onu veren taraf istirdada yetkilidir.

Cayma akçesi akdin yapıldığı sırada karşı tarafa verilen sözden cayıldığı takdirde karşı tarafta kalması kabul edilen bir paradır. Somut olayda dava konusu miktarın cayma tazminatı olarak verildiği kanıtlanamamıştır. Aksine pey olarak ( kaparo ) ödendiği bildirilmiştir. Tarafların birleştikleri müşterek tanık da 6.9.2001 tarihli beyanında, 1000 DM'ın kaparo olarak verildiğini, 2.200.000.000.-TL bedelli senet bedelinin de ödendiğini, bunların davacıya iade edilmediğini beyan etmiştir.

Mahkemece, akdin feshedilmiş olduğu gözetilerek herkesin aldığını iade edeceği düşünülmeden yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.3.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: http://www.hukukcu.com/

Gayrimenkul Tellallık Sözleşmesi

T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ
E. 1995/2689, K. 1995/3215, T. 3.4.1995

• İTİRAZIN İPTALİ ( Komisyonculuk Ücretinin Ödenmemesi Üzerine Yapılan İcra Takibine İtiraz Edilmesi )
• GAYRIMENKUL TELLALLIK SÖZLEŞMESİ ( Sözleşmenin Yazılı Şekilde Yapılmaması Durumunda Geçerli Olmaması )
• TELLALLIK SÖZLEŞMESİ ( Sözleşmenin Yazılı Şekilde Yapılmaması Durumunda Geçerli Olmaması )
• YAZILI OLMA ŞARTI ( Gayrımenkul Tellallığı Akdinin Yazılı Şekilde Yapılmaması Durumunda Geçerli Olmaması )
818/m.13, 404

ÖZET : Gayrimenkul tellallığı, akdi, yazılı şekilde yapılmadıkça muteber olmaz. Yazılı olarak yapılması yasaca öngörülen ve özellikle tellallık sözleşmesinde olduğu gibi tarafları karşılıklı yüküm altına sokan bir sözleşmenin hukuken geçerlik kazanabilmesi ancak borç yüklenenlerin imzalarının bulunmasıyla mümkündür.

Kaynak: http://www.hukukcu.com/

Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun

GAYRİMENKUL KİRALARI HAKKINDA KANUN

Kanun Numarası: 6570
Kabul Tarihi: 18/05/1955

Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 27/05/1955
Yayımlandığı Resmi Gazete Sayısı: 9013

Madde 1 - Belediye teşkilatı olan yerlerle, iskele, liman ve istasyonlardaki gayrimenkullerin (Musakkaf olmıyanları hariç) kiralanmalarında kiralıyanla kiracı arasındaki hukuki münasebetlerde bu kanun ile Borçlar Kanununun bu kanuna aykırı olmayan hükümleri tatbik olunur.

Mabetler kiraya verilemez ve ibadethane haricinde hiçbir iş için de kullanılamaz.

Madde 2 - (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 26/03/1963 tarih ve E. 1963/3, K. 1963/67 sayılı kararı ile.)

Madde 3 - (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 26/03/1963 tarih ve E. 1963/3, K. 1963/67 sayılı kararı ile.)

Madde 4 - Mobilyalı olarak kiraya verilen gayrimenkulerin, bu kanuna göre taayyün eden yıllık kira bellerine mobilya için belediye encümenlerince takdir edilen kıymetin yüzde yirmisinden fazla zam yapılamaz. Şu kadar ki bu suretle zam olunacak miktar kira bedelinin yıllık tutarını geçemez.

Kira müddetinin hitamından bir ay evvel yazı ile haber vermek şartiyle kiralayan mobilyalarını kısmen veya tamamen geri alabilir. Bu takdirde mobilyalar için yapılan zam nispetinde kiradan indirme yapılır.

Madde 5 - Kaloriferli gayrimenkullerde mahrukat fiyatlarındaki değişikliklerin kira bedellerine inikası nispeti hükümetçe tesbit ve ilan olunur.

Madde 6 - Kısmen mesken olarak kısmen de meskenden gayrı bir şekilde kullanılmak üzere kiralanmış bulunan veya tamamen mesken olarak kullanılmak üzere kiralanmış iken fiilen meskenden gayrı surette kullanılan gayrimenkullerin kira bedelleri zam bakımından mesken olmayan yerlere ait hükümlere tabidir.

Madde 7 - Kira şartlarına ve Borçlar Kanununun bu kanuna aykırı olmayan hükümlerine riayet edilse bile aşağıdaki yazılı hallerde kiralayan

a) Kiracı tarafından gayrimenkulün tahliye edileceği yazı ile bildirilmiş olmasına rağmen tahliye edilmezse icra dairesine müracaatla tahliye istiyebileceği gibi,

b) Gayrimenkulü kendisi veya eşi veya çocukları için mesken olarak kullanma ihtiyacında kalırsa kira akdinin hitamında,

c) Gayrimenkulü kendisinin veya eşinin veya çocuklarının bir meslek veya sanatı bizzat icra etmesi için kullanma ihtiyacında ise kira akdinin hitamında,

ç) Gayrimenkulü yeniden inşa veya imar maksadiyle esaslı bir surette tamir, tevsi veya tadil için ve ameliye esnasında içinde ikamet veya iştigal mümkün olmadığı fennen anlaşıldığı takdirde kira akdinin hitamında,

d) Gayrimenkulü Medeni Kanun hükümlerine göre iktisabeden kimse kendisi veya eşi veya çocukları için tamamen veya kısmen mesken olarak ve yine kendisi veya eşi veya çocukları için bir meslek veya sanatın bizzat icrası maksadiyle iş yeri olarak kullanma ihtiyacında ise iktisap tarihinden itibaren bir ay zarfında kiracıyı keyfiyetten ihtarname ile haberdar etmek şartiyle altı ay sonra,

e) Kira bedelini vaktinde ödememelerinden dolayı haklı olarak bir yıl içinde kendilerine iki defa yazılı ihtar yapılan kiracılar aleyhine, ayrıca ihtara hacet kalmaksızın, kira müddettinin hitamında,

Tahliye davası açabilirler.

Aynı şehir veya belediye hudutları içinde kendisinin veya birlikte yaşadığı eşinin uhdesinde kayıtlı oturabileceği meskeni bulunan kimse, kirada oturduğu yeri, malikin isteği üzerine tahliye etmeye mecburdur.

Madde 8 - Bu kanunla Borçlar Kanununda gösterilen haller dışındaki sebeplerle açılacak tahliye davaları, mukavelelerde aksine şart bulunsa dahi mesmu olmaz.

Madde 9 - Kira mukavelelerinde; bu Kanunun kira bedellerinin tayinine mütaalik hususlar müstesna kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz.

Madde 10 - (Mülga madde: 30/04/1973 - 1711/3 md.)

Madde 11 - Kiracı kira müddetinin bitmesinden en az on beş gün evvel mecuru tahliye edeceğini yazı ile bildirmediği takdirde sözleşme aynı şartlarla bir yıl uzatılmış sayılır.

Madde 12 - Kiracı, mukavelede hilafına sarahat olmadıkça, kiralanan yeri kısmen veya tamamen başkasına kiralayamaz yahut istifade hakkını veya mukavelesini başkasına devredemez veyahut kendisi gayrimenkulü bırakmış olduğu halde hiç bir sebeple bu yeri kısmen veya tamamen başkalarına işgal ettiremez.

Kira akdinin esas gayesi itibariyle başkalarına kiralanması lazım ve mütat olan (Otel, pansiyon, talebe yurdu ve benzerleri) gayrimenkuller bütün gayrimenkulün devri veya kiralanması hali müstesna olmak üzere yukardaki fıkra hükmüne tabi değildir.

Bu maddenin birinci fıkrası hükmüne riayet etmeyerek bir gayrimenkule kiracı veya devir alan sıfatiyle girenler veya bu gayrimenkulü işgal edenler hakkında hiç bir ihtara hacet kalmaksızın sulh mahkemelerinde tahliye davası açılabilir.

Fuzuli şagiller hakkında 5917 sayılı kanun hükümlerinin tatbikı da istenebilir.(*)
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
NOT : (*) 5917 sayılı Kanunun yerini 3091sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun almıştır.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Madde 13 - Kira mukavelelerinin ve Borçlar Kanununun bu kanuna mugayir olmayan vecibelerine kiracılar veya ortaklariyle sanat, meslek ve ihtısasları dolayısiyle aynı meslek veya sanatı idame ettirecek olan mirasçıları ve meskenlerde ölen kiracı ile birlikte ikamet edenler tarafından tamamen riayet edildiği müddetçe bu kanunun yürürlükten kaldırılmasından üç ay sonraya kadar aleyhlerine tahliye davası açılamaz.

Madde 14 - 2490 sayılı Artırma, Eksiltme ve İhale Kanununa tabi olarak kiraya verilen gayrimenkuller hakkında da bu kanun hükümleri tatbik olunur.(*)
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
NOT : (*) 2490 sayılı Kanunun yerini 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu almıştır.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Madde 15 - Kiralayan 7 nci maddenin b, c, d bentlerinde yazılı sebeplerden dolayı tahliye ettirdiği gayrimenkulü mücbir sebep olmaksızın üç sene müddetle eski kiracısından başkasına kiralayamaz.

ç fıkrasına göre tahliye edilen gayrimenkuller eski hali ile, mücbir sebepler olmadıkça üç sene müddetle başkasına kiraya verilemez.

ç fıkrasına istinaden tahliye edildikten sonra imar planına göre yeniden inşa veya esaslı şekilde tadil veya tevsi edilen gayrimenkullerin yeni hali ile ve yeni kira bedeli ile bir mesken veya bir ticarethane yerini eski kiracının kiralamağa tercih hakkı vardır. Bu hakkın, kiralayanın, yapacağı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde kullanılması şarttır.

Bu maddeye göre tercih hakkı bertaraf edilmedikçe, gayrimenkul üç yıl müddetle başkasına kiralanamaz.

Madde 16 - Hava parası olarak veyahut her ne nam ve suretle olursa olsun bu kanuna göre taayyün eden kira bedelinden fazla para alanlar, bunlar namına hareket edenler veya bunlara tavassut edenlere 15 inci madde hükmüne aykırı hareket edenler hakkında altı aydan bir seneye kadar hapis ve üç yıllık kira bedeli tutarınca ağır para cezası hükmolunur. Mükerrirler hakkında bu cezalar bir misli artırılır.

Madde 17 - Milli Korunma Kanununun 30 uncu maddesi ile 56 ncı maddesinin VII nci bendi ve bu maddeleri tadil veya ilga eden kanunlar yürürlükten kaldırılmıştır.

Madde 18 - Bu kanun 01/06/1955 tarihinden itibaren mer’idir.

Madde 19 - Bu kanunu icraya İcra Vekilleri Heyeti memurdur.

Ek Madde 1 - (Ek madde: 23/01/1998 - 4331/1 md.)

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, yangın, yer sarsıntısı, yer kayması, fırtına, taşkın, sel gibi tabii afetler nedeniyle zarar gören mülkiyeti veya idaresi Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait vakıf taşınmazların onarım veya restorasyonunu müteakip bir defaya mahsus olmak üzere afet öncesi kiracılarına Devlet İhale Kanunu hükümleri uygulanmaksızın Vakıflar Genel Müdürlüğünce tespit edilen rayiç kira bedeli ile kiracılık hakkı tanınabilir.

Muvakkat Madde 1 - Bu kanunun kira bedeline mütaallik hükümleri:

a) Milli Korunma Kanununa tabi olan gayrimenkuller için 01/06/1955 tarihinden,

b) Milli Korunma Kanununa tabi olmayıp da serbest kira ile kiralanmış olan ve kira akitleri gayrı muayyen müddete inkilabetmiş bulunan gayrimenkullerin kira bedelleri bu kanunun mer’iyete vazından itibaren geçecek altıncı ayı takibeden ay başından,

c) Milli Korunma Kanununa tabi olmaksızın, serbest kira ile kiralanmakta olup da mukavele müddetleri muayyen olan gayrimenkullerde kira akitlerinin hitamından itibaren,

ç) (Değişik bent: 09/01/1956 - 6634/1 md.) C fıkrasında yazılı gayrimenkullerden bir yıldan fazla müddetle mukaveleye bağlanmış olup da bu kanunun mer’iyete girdiği tarihte bir seneden fazla müddeti bulunanlar için 01/06/1956 tarihinden itibaren mer’idir.

Bu kanuna göre kiraya zam yapılması icap ettiği hallerde yapılacak zam nispetlerinden aşağı nispette zam yapılacağını veya hiç zam yapılmıyacağını kiralayan, kanunun mer’iyete girmesinden itibaren bir ay içinde yazı ile tebliğ etmediği taktirde mevzuubahis zamlar bu kanunun meri’yete girdiği tarihten bir ay sonra ve yukarıdaki tarihlerden başlamak üzere uygulanır. Bu takdirde kiracı bir aylık müddetin sonundan başlıyarak bir ay içinde mukavelenin feshini ihbar edebilir ve bu ihbardan itibaren iki ay içinde gayrimenkulü tahliyeye mecburdur. Tahliyeye kadar geçen müddetin kirası zammı ile birlikte ödenir.

Muvakkat Madde 2 - Bu kanunun 7 nci maddesinde yazılı tahliye davaları bakımından:

a) Milli Korunma Kanununa tabi olan gayrimenkullerin kira mukaveleleri 31/05/1955 tarihinde,

b) Milli Korunma Kanununa tabi olmayıp da serbest kira ile kiralanmakta olan ve kira mukaveleleri gayri muayyen müddete inkilabetmiş bulunan gayrimenkullerin kira mukaveleleri ise bu kanunun mer’iyete vazı tarihinden itibaren geçecek altıncı ayın sonunda hitama ermiş addolunur.

Bu tarihlerden itibaren bir ay zarfında dava açılmadığı takdirde mukavelelerin hitam müddetleri beklenmesi zaruridir.

Geçici Madde 3 - (*)

T.C. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu, Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu (BAĞ - KUR), Türkiye Kızılay Derneği, Türk Hava Kurumu, Darülaceze Müdürlüğü, Darüşşafaka Cemiyeti ve bağlısı vakıflar, mazbut ve mülhak vakıflar ile Vakıflar Genel Müdürlüğü, Verem Savaş ve Kanserle Savaş dernekleri adına kayıtlı veya bunların kamu kuruluşları veya kamu yararına çalışan derneklerle müştereken sahip bulundukları gayrimenkullere (vasiyet edilenler dahil) ilişkin kira sözleşmeleri bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay sonra sona erer.

Bu süre içinde yukarıdaki Kurumlar veya bunların kira işlerini yürüten iştiraklerince rayiç veya emsal bedele uygun olarak yeni kira bedeli ve şartlar tespit edilerek kiracıya tebliğ edilir. Eski kiracının birinci fıkrada belirtilen altı ayı takip eden 30 gün içinde yeni kira bedeli ve şartlar üzerinden kira sözleşmesi yapmaya hakkı vardır.

(Değişik fıkra: 30/05/1984 - 3012/1 md.) Teklif edilen yeni bedele, kiralayan ve kiracılarca sulh hukuk mahkemeleri nezdinde itiraz olunabilir. 30 günlük süre içinde itiraz ve rüçhan hakkını kullanmayan ve gayrimenkulü tahliye etmeyenlerin, tahliyeleri icra memurluğundan istenir.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
NOT : (*) 11/10/1983 tarih ve 2912/1 md. ile gelen geçici md. hükmü olup madde numarası teselsül ettirilmiştir.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Geçici Madde 4 - (*)

Belediyeler ve Özel İdareler ile Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü adına kayıtlı veya bunların kamu kuruluşları veya kamu yararına çalışan derneklerle müştereken sahip bulundukları gayrimenkullere (vasiyet edilenler dahil) ilişkin kira sözleşmeleri bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay sonra sona erer.

Bu süre içinde yukarıdaki kurumlar ve bunların kira işlerini yürüten iştiraklerince rayiç ve emsal bedele uygun olarak yeni kira bedeli ve şartlar tespit edilerek kiracıya tebliğ edilir. Eski kiracının birinci fıkrada belirtilen altı ayı takip eden 30 gün içinde yeni kira bedeli ve şartlar üzerinde kira mukavelesi yapmaya hakkı vardır.

Teklif edilen yeni bedele ve şartlara kiracılarca sulh hukuk mahkemeleri nezdinde itiraz olunabilir. Otuz günlük süre içinde itiraz ve rüçhan hakkını kullanmayan ve gayrimenkulü tahliye etmeyenlerin tahliyeleri icra memurluğundan istenir.

İtiraz süresi içinde, belirlenen kira bedeline karşı sulh hukuk mahkemesine itiraz vaki olduğunda kiracı, dava sonuna kadar kurum ve kuruluşlarca tesbit edilen kirayı aylık olarak öder ve tahliye edilemez. Sulh hukuk mahkemesince rayiç ve emsale uygun olarak kira bedeli tesbit olunur. Mahkeme kararına göre kiracı lehine fark olduğu takdirde bu miktar ileriki aylık kiralara mahsup edilir.

Görülecek davalarda ilk ve eski kiranın toptan eşya fiyatlarındaki artış yüzdeleri bu tespitlerde nazara alınmaz. Mahkeme tespitte bilirkişi olarak resmi dairelerce bildirilen teknik elemanlardan, Ticaret Odası temsilcisinden ve bir de hukukçudan olmak üzere üç kişilik heyeti resen seçer.

Mahkeme kararının kesinleşmesinden başlayarak otuz gün içinde mahkemece tesbit edilen kira bedeline göre kiracının yeni kira sözleşmesi yapmaya hakkı vardır. Bu süre içinde sözleşmeyi yapmayan ve biriken kira farklarını ödemeyen kiracının tahliyesi icra memurluğundan istenir.

Bu davalar ivedilikle görülür.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
NOT : (*) 15/01/1985 tarih ve 3151/1 md. ile gelen geçici md. hükmü olup madde numarası teselsül ettirilmiştir.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Geçici Madde 5 - (Ek madde: 01/12/1993 - 3917/7 md.)

Sosyal Sigortalar Kurumu ile Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumunun sahibi veya ortağı bulunduğu gayrimenkuller için 01/01/1993 tarihinden önce 22/04/1926 tarih ve 818 sayılı Borçlar Kanunu ile 18/05/1955 tarih ve 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanuna göre yapılmış olan kira sözleşmeleri, sözleşmelerin bitim tarihinden itibaren üç ay sonra, işletme hakkının devrine ilişkin sözleşmeler ise bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren üç ay sonra sona erer.

Kurumlarca, bu süre içinde rayiç bedel veya emsal bedele uygun olarak yeni kira bedeli ve şartları tespit edilerek kiracıya tebliğ olunur. Eski kiracının, birinci fıkrada belirtilen üç ayı takip eden (30) gün içinde yeni kira bedeli ve şartları üzerinden 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun hükümlerine göre kira sözleşmesi yapmaya veya teklif edilen yeni kira bedeline sulh hukuk mahkemeleri nezdinde itiraz etmeye hakkı vardır. 30 günlük süre içinde itiraz ve rüçhan hakkını kullanmayan ve gayrimenkulü tahliye etmeyen kiracıların tahliyesi ilgili icra memurluğunca sağlanır.

Belirlenen kira bedeline karşı süresi içinde dava açılması halinde, dava sonucuna kadar Kurumlarca tespit edilen yeni kira bedeli üzerinden ödeme yapılır. Dava sonucunda belirlenen kira bedeline göre; kiracı lehine doğacak farklar takip eden aylara ait kira bedelinden mahsup edilir.

Kira bedellerinin tespitine ilişkin davalarda, toptan eşya fiyatlarındaki artış yüzdeleri dikkate alınmaz.

Mahkeme kararının kesinleşmesinden başlayarak otuz gün içinde, mahkemece tespit edilen kira bedeline göre kiracının 22/04/1926 tarih ve 818 sayılı Borçlar Kanunu ile 18/05/1955 tarih ve 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanuna göre yeni kira sözleşmesi yapmaya hakkı vardır. Bu süre içinde sözleşme yapmayan ve varsa birikmiş kira farklarını ödemeyen kiracının tahliyesi ilgili İcra Memurluğundan talep edilir.

Bu şekilde tespit edilen yeni kira bedelleri, yılda bir defa Devlet İstatistik Enstitüsü tüketici fiyat endeksindeki artış oranından az olmamak üzere rayiç veya emsal değere yükseltilir.

Birinci fıkrada belirtilen kurumların kamu kuruluşlarına kiralanmış bulunan gayrimenkulleri hakkında da yukarıdaki hükümler uygulanır.

Geçici Madde 6 - (Ek madde: 23/01/1998 - 4331/2 md. ; İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 20/05/1998 tarih ve E. 1998/10, K. 1998/18 sayılı kararı ile)(*)

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
TARİHÇE : 1 - Anayasa Mahkemesince iptal edilen madde metni:
Geçici Madde 6 - (Ek madde: 23/01/1998 - 4331/2 md.)
Vakıflar Genel Müdürlüğünün mazbut ve mülhak, vakıflara ait gayrimenkullere ilişkin kira sözleşmeleri bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren üç ay sonra sona erer. Bu süre içinde Vakıflar Genel Müdürlüğü ve mütevellilerince rayiç veya emsal bedellere uygun olarak yeni kira bedeli ve şartları tespit edilerek kiracıya tebliğ olunur, aynı zamanda bu bedel üzerinden gayrimenkulü kiralamak isteyen üçüncü şahıslara uygun biçim ve yöntemlerle şartlar duyurulur.
İkinci fıkradaki şartları kabul eden ya da daha fazla bedel teklif eden üçüncü şahısların varlığı halinde eski kiracıların en yüksek bedel üzerinden birinci fıkrada belirtilen üç ayı takip eden otuz gün içinde yeni kira sözleşmesi yapmaya öncelikle hakları vardır.
Otuz günlük süre içinde kira sözleşmesi imzalayan ve gayrimenkulü de tahliye etmeyen kiracının tahliyesi, bu sürenin bitiminden sonra Vakıflar Genel Müdürlüğünün başvurusu üzerine başkaca tebligata gerek görülmeden mahalli mülki amirlerinin kararı ile bir hafta içinde boşalttırılır. İdare ve yargı organlarına yapılacak başvurular, bu kararların yerine getirilmesini durdurmaz.
Belirtilen kira bedeline karşı süresi içinde dava açılması halinde, verilen karar kesinleşinceye kadar Vakıflar Genel Müdürlüğünce tespit edilen yeni kira bedeli üzerinden ödeme yapılır. Dava sonucuna göre belirlenen kira bedeline göre kiracı lehine doğacak farklar, takip eden aylara ait kira bedellerinden mahsup edilir.
Kira bedellerinin tespitine ilişkin davalarda ilk ve eski kiranın toptan eşya fiyatlarındaki artış yüzdeleri nazara alınmaz.
Mahkeme kararının kesinleşmesinden başlayarak otuz gün içinde mahkemece tespit edilen kira bedeli üzerinden kiracının yeni kira sözleşmesi yapmaya hakkı vardır.
Bu süre içinde sözleşme yapmayan ve varsa birikmiş kira farklarını ödemeyen kiracının tahliyesi ilgili İcra Müdürlüğünden talep edilir.
Yeni sözleşme ile akdolunan kira bedelleri, müteakip kira dönemlerinde geçen yılın aynı ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsünce belirlenen 12 aylık Toptan Eşya Fiyat Endekslerinden az olmamak üzere, rayiç veya emsal değer dikkate alınarak yükseltilir. (*)
(*) Anayasa Mahkemesinin 20/05/1998 tarih ve E.1998/10, K.1998/18 sayılı Kararı ile iptal edilen bu maddenin; anılan mahkemenin 20/05/1998 tarih ve E.1998/10, K.1998/3-2 sayılı Kararı ile; İptal kararının Resmi Gazetede yayımlanacağı güne kadar yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmiştir.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Geçici Madde 7 - (Ek madde: 16/02/2000 - 4531 S. K./1 md.)(*)

Sözleşmelerde kararlaştırılan kira paraları 2000 yılında yıllık %25, (...)(**) oranında artırılabilir. Ancak, taşınmazın bulunduğu bölgede rayiç kira parasındaki artış bu oranların altında ise bu oranlar uygulanmaz.

Kira parasının yabancı para veya kıymetli madene endeksli olarak belirlendiği sözleşmelerde ayrıca yıllık artış uygulanamaz.

Kira parasının artış sınırlarının aşılması amacıyla yeniden kira sözleşmesi yapılamaz.

Kira tespit davalarında da yukarıdaki sınırlamalara uyulur.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
NOT : (*) Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz mallarda 2001 yılındaki artışlarda uygulanacak oran, 12/01/2001 tarih ve 24285 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 248 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliği ile %10 olarak tespit edilmiştir. Ancak, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine, 09/10/2001 tarihli ve 24548 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 258 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliği ile 248 nolu tebliğ yürürlükten kaldırılmış ve kira, irtifak ve kullanım hakkı bedellerindeki artışlarda sözleşmelerdeki hükümlerin uygulanması gerektiği ilan edilmiştir. Ayrıntılı bilgi için Emlak Vergisi Kanunu altında yer alan Tebliğ 258'e bakınız.

(**) Burada yer alan "2001 yılında ise yıllık %10" ibaresi, 15/09/2001 tarih ve 24524 sayılı R.G.de yayımlanan, 19/07/2001 tarihli ve E:2001/303, K:2001/333 Karar Sayılı Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiştir.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Kanuna İşlenemeyen Geçici Maddeler

1) 09/01/1956 tarihli ve 6634 sayılı Kanunun geçici maddesi:

Geçici Madde - 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları hakkındaki Kanunun muvakkat 1 inci maddesinin Ç fıkrasına müsteniden açılmış olup da halen derdest bulunan davalar reddolunur. Bu husustaki ilamlar icra dairelerince infaz olunmıyarak dosyaları muameleden kaldırılır.

Davaların reddi ve icra dosyalarının muameleden kaldırılmasından dolayı harc ve resim alınmaz ve evvelce alınmış olan peşin harc ve resimler alakalılara iade olunur.

2) 30/05/1984 tarihli ve 3012 sayılı Kanunun geçici maddesi:

Geçici Madde - 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanuna 2912 sayılı Kanunla Eklenen Geçici Maddenin İkinci Fıkrasına göre yeni kira sözleşmesi yapmayanlardan gayrimenkulleri henüz tahliye etmeyenlerce bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde kiralayan kurum tarafından belirlenen kira bedellerine karşı sulh hukuk mahkemesine itiraz vaki olduğunda dava sonuna kadar kiracı, kurum ve kuruluşlarca tespit edilen kirayı aylık olarak öder ve tahliye edilemez. Sulh hukuk mahkemesince rayiç ve emsale uygun olarak kira bedeli tespit olunur. Tespit edilen kira bedeli 1 Mayıs 1984 tarihinden itibaren geçerli olup, karar ile kiracı lehine fark olduğu takdirde bu miktar ileriki aylık kiralara mahsup edilir.

Görülecek davalarda ilk ve eski kiranın toptan eşya fiyatlarındaki artış yüzdeleri bu tespitlerde nazara alınmaz. Mahkeme tespitte bilirkişi olarak resmi dairelerce bildirilen teknik elemanlardan, ticaret odası temsilcisinden ve bir de hukukçudan olmak üzere üç kişilik heyeti resen seçer.

Mahkeme kararının kesinleşmesinden başlayarak otuz gün içinde mahkemece tespit edilen kira bedeline göre kiracının yeni kira sözleşmesi yapmaya hakkı vardır. Bu süre içinde sözleşmeyi yapmayan ve biriken kira farklarını ödemeyen kiracının tahliyesi icra memurluğundan istenir.

Kurumlar tarafından yapılan tebligat üzerine kurumca tespit edilen kira bedeline uygun olarak kira sözleşmesi yapılmış olması yukarıdaki fıkrada açıklanan itiraz hakkının kullanılmasına engel teşkil etmez. Bu takdirde mahkeme kararının kesinleşmesi ile tespit edilen kira mukavele tarihinden geçerli olur.

Bu davalar diğer davalara nazaran öncelikle görülür.

Kaynak: http://www.hukuki.net/

AB fonuyla fabrika kurdu

Hataylı girişimci Gönül Uğurlu, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından 2005 yılında başlatılan AB destekli "Köy Bazlı Katılımcı Yatırım Programı" kapsamında zeytinyağı fabrikası kurarak 12 kişiye istihdam sağladı.

Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesini bitirdikten sonra babasının gıda sektöründe kurduğu şirkette çalıştığını anlatan 38 yaşındaki Gönül Uğurlu, mesleğiyle ilgili bir işte hiç çalışmadığını söyledi.

Daha sonra özel bir şirkette yönetici olarak çalıştığını, ancak bu dönemde ticaretle ilgili neler yapabileceğine ilişkin araştırma yapmayabaşladığını ifade eden Uğurlu, "Kentte çok fazla yetişmesine rağmentanıtımının çok iyi yapılamadığı zeytin ilgimi çekti. Zeytinin nasılyetiştiği, hangi ülkede ne kadar tüketildiği ve Türkiye'nin hangiillerinden nerelere ihracat yapıldığını araştırdım" diye konuştu.

Bu dönemde Tarım Bakanlığı tarafından başlatılan program kapsamında zeytinyağı fabrikasıyla ilgili bir proje hazırladığını ifade eden Uğurlu, projesinin onay almasından sonra hemen kolları sıvadığını kaydetti.

Proje kapsamında 86 bin YTL fon aldığını ve yaklaşık 10 bin metrekarelik bir alana tam donanımlı zeytinyağı fabrikası kurduğunu ifade eden Uğurlu, şöyle devam etti:

"Proje ile amacımız natürel şekilde üretilmiş zeytinlerden hiç katkısız zeytinyağı elde etmekti. Bu kapsamda öncelikle çevre köylerde bulunan yaklaşık 600 zeytin üreticisine eğitim verdik. Zeytincilerimizle sürekli diyalog halindeyiz. Ziraat mühendislerimiz sık sık üreticileri denetliyor. Üreticilerden aldığımız zeytinleri hiç katkı maddesi kullanmadan fabrikamızda sıkarak zeytinyağı haline getiriyoruz ve ihracatçılara satıyoruz. "

"ORGANİK 2 ÜRÜNÜMÜZ REYONLARDA YERİNİ ALACAK"

Son dönemde yaklaşık 2 bin ton zeytin aldıklarını ve işlediklerini vurgulayan Uğurlu, amacının, İtalyan zeytinyağı ile yarışabilecek lezzette bir zeytinyağı elde etmek olduğunu söyledi.

Bu kapsamda iki markayı tescillettirdiklerini söyleyen Uğurlu,"Önümüzdeki yıl reyonlarda yerini alacak olan 'Asi ve Antioch' markası ile kentimizde organik üründen elde edilen zeytinyağını İtalya zeytinyağları ile yarıştıracağız" diye konuştu.

"FABRİKA, PROJE YAZMAMA VESİLE OLDU"

Uğurlu, zeytinyağı ile ilgili yazdığı projenin kabul edilmesi üzerine birçok sanayicinin, işlerini genişletmek, AB fonlarından yararlanabilmek için kapısını çaldıklarını kaydetti.

Fabrika kurmasıyla birlikte proje de hazırlamaya başladığını ifade eden Uğurlu, 2 yıldan bu yana, hazırladığı 40 projeden yüzde 95'inin başarılıbulunarak onay aldığını belirtti.

Kaynak: http://yenisafak.com.tr/

Kırsal Kalkınma Destekleme Projesi Hibe Başvuru Formu Ekinde Sunulması Gereken Destekleyici Belgeler

Gerekli Belgeler

1-Başvuru sahibi gerçek veya tüzel kişiliğin Bakanlıkça oluşturulan çiftçi kayıt sistemi veya diğer kayıt sistemlerine başvuru son tarihinden önce kayıtlı olduğunu gösterir belge (Kayıt firma adına yapılmalı.)

Eski firmalar için gıda üretim izin belgeleri varsa ÇKS kaydı yaptırmaya gerek yok.

2-Yatırım yerinin sahiplik belgesi veya kira sözleşmesi (Firma adına tapulu veya firma adına kira kontratı olmalı. Kira kontratı için noter onayı gerekmiyor.)

3-Şirket ana sözleşmesi-sicil gazetesi-imza sirküleri-oda kayıt belgesi

4-Tüzel kişiliğin yatırıma başvuru için aldığı yetkili kurul kararı. (Şirket karar defterine karar alınıp noter onaylı örneği dosyaya konulacak)

5-Başvuru sahibinin başvuru için yetkilendirme kararı. (Şirket karar defterine karar alınıp noter onaylı örneği dosyaya konulacak)

6-Ayni katkının karşılanacağına dair taahhütname. Örneğe göre yazılacak şirket kaşesi üzerine yetkilinin imzası atılacak.

7- Katkı payının karşılanacağına dair taahüütname. Örneğe göre yazılacak şirket kaşesi üzerine yetkilinin imzası atılacak.

8-Son Yıl Faaliyet Raporu
Firmanın hangi yılda kurulduğu hangi işlerle uğraştığı anlatılacak. Son yıl faaliyetler daha detaylı anlatılmalı. Firma kaşesinin üzerine imza atılacak.

9-İlgili yürürlükteki mevzuat hükümleri uyarınca yatırım öncesi alınması gerekli izin, ruhsat vb. belgeler

Kapasite artırım projeleri için,


Kapasite raporu,

Uretim izinleri vb.

Çed raporu,

İnşaat ruhsatı ve yapı kullanım izin belgesi.

10-Yıllık hesaplar (son 3 yıllık)Bilanço ve gelir tablosu

11-SSK ve BağKur Borcu olmadığını gösterir belge.

Tahliye Taahhüdü Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Tahliye Taahhüdü

Kiracı bu belgeye rağmen, taahhüt ettiği tarihte kiralananı tahliye etmediği taktirde, hukuk sistemimiz, kiralayana, icra takibi ve tahliye davası hakkı vermiştir.

Hukuk sistemimiz, kira sözleşmesi yapılırken alınan tahliye taahhüdünü, geçersiz saymaktadır. (serbest iradeyle alınmadığı, kiracının zor durumundan yararlanılarak alındığı gerekçesiyle) Bu nedenle taahhüt edilen tarih ne olursa olsun, tanzim tarihi kira sözleşmesinin başlangıcıyla aynı olan veya çok yakın olan tahliye taahhütleri hukuken geçersizdir.

Tahliye taahhüdüne dayanan icra takibi veya tahliye davasının, taahhüt edilen zamandan itibaren 1 ay içinde açılması zorunludur. Aksi taktirde tahliye taahhüdü geçersiz kalır. Ayrıca dava açılabilmesi veya icra takibi yapılabilmesi için, taahhüt tarihinden 30 gün önce kiracıya ihtar çekilmelidir.

Kaynak: http://www.emlakhabermerkezi.com/

Yararlı Bilgiler


TAPU SİCİL MÜDÜRLÜĞÜNDE İŞLEM NASIL YAPILIR

Taşınmazın sahibi yapmak istediği işlem için gerekli belgelerle önce Tapu Sicil Müdürüne başvurur. Tapu Sicil Müdürü talebin bizzat hak sahibinden geldiğini belirledikten sonra başvuru fişini düzenleyerek işlemi ilgili memura havale eder. İlgili memur, ibraz edilen belgeleri, tapu sicilini, vs. inceleyerek, işlemin yapılmasında kanuni bir sakınca ve eksik belge olmadığını tespit ettiği taktirde, gereken tapu harcını hesaplayarak T.C.Ziraat Bankası’na yatırılmak üzere tahakkuk makbuzunu keserek tahsil eder.Tapu harcının bankaya yatırılıp makbuzun memura ibrazından sonra, işlemin niteliğine göre resmi senet düzenlenmesi gerekiyorsa, (örnek: satış) düzenlenen resmi senet Tapu Sicil Müdürü huzurunda taraflara okunur, bir isteklerinin olup olmadığı, satıcının parasını alıp almadığı sorulur.Tarafların rızasıyla resmi senet imzalanır.Resmi senedin alt kısmında isimlerin yazılı olduğu yere taraflar kendi el yazılarıyla okudum yazar ve imzalarlar, ayrıca karşı tarafın fotoğrafının üzerine açıktan başlayıp fotoğrafın üzerine gelecek şekilde imzalarlar.Okuma yazma bilmeyenlerin olması halinde, resmi senet yüksek sesle okunur. Okundu ibaresi yazılarak şahsın parmak izi alınır veya mühürü basılır bu durum iki tanığa tasdik ettirilir. Onlarında imzaları alınır.Tapu Sicil Müdürü’nün kontrol ve imzası da tamamlandıktan sonra, işlemin niteliğine göre, (tapu senedi, ipotek belgesi, vs.) belgesi hak sahibine verilir.

SATIŞ

A) Gerekli Belgeler :
1- Satılması istenilen taşınmazın varsa tapu senedi
2- Satıcı ve alıcının, varsa temsilcilerinin fotoğraflı nüfus cüzdanları
3- Temsil sözkonusu ise, temsile ilişkin belge
4- Satıcının bir adet alıcının iki adet, vekil var ise onunda bir adet son altı ay içinde çekilmiş fotoğrafı.

B) İşlemin Mali Yönü:

1- Gayrimenkullerin ivaz karşılığında veya ölünceye kadar bakma akdine dayanarak yahut trampa hükümlerine göre devir ve iktisabında gayrimenkulün devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri üzerinden (cebri icra ve şüyuun izalesi hallerinde satış bedeli, istimlâklerde takdir edilen bedel üzerinden) devir eden ve devir alan için ayrı ayrı, binde 15.
2- Taşınmazın varsa veraset ve intikal vergisi ilişiği kestirilir.

TAPU SİCİLİNE BAŞVURU

Genel Bilgiler

a) Başvurunun Şekli

Gerçek kişilerin veya özel hukuk tüzel kişi temsilcilerinin tapu sicil müdürlüğüne yapacakları başvurunun yazılı olması şart değildir, dilekçe yazılması gerekmez. Kişiler müdürlüğe gelip sözlü olarak başvurularını yapabilirler. Resmi kuruluşlar ise yazılı olarak talepte bulunabilirler. Başvuru tapu sicil müdürüne yapılır ve müdürün havale edeceği memur tarafından incelenerek, müdürün imzası ve mührü ile sonuçlandırılır. Tapu Sicil Tüzüğü bu başvuruya “istem” adını vermiştir. İstem tescili bozucu veya hükümsüz kılıcı kayıt ve şarta bağlanamaz. Tapu sicil müdürlüklerine her türlü işlem için yapılacak başvurular, memur tarafından başvuru belgesi doldurulmak, tarih atılmak, memur ve başvuruda bulunan tarafından imzalanmak suretiyle yazılı hale getirilir. Bu gün tapu sicil müdürlüklerine ilk başvuru yapıldığında matbu olarak hazırlanmış bulunan iki nüsha başvuru fişi düzenlenmekte, biri istemde bulunan vatandaşa verilmekte diğeri de parsel dosyasında saklanmaktadır. İstemde bulunana gün verilmesi gerekiyorsa kaç gün verildiği, bazı belgeleri eksik ise hangi belgelerin eksik olduğu başvuru fişine yazılır. Yalnız bu eksikliklerin bir defada söylenmesi gerekir. Müdürlükten kaynaklanmayan nedenlerle işlemin sonuçlandırılması uzamış veya istemde bulunan kendisine verilen günde gelmemiş ise bu durum da açıklanarak başvuru fişinin arkasına imzası alınır.

b) Başvurudan (İstemden) Vazgeçme

Kural olarak istem kütüğe tescil veya terkin ile kesinlik kazanır. İstemden vazgeçebilmek belirli bir aşamaya kadar mümkündür. Akitsiz işlemlerde istem yevmiye defterine kaydedilinceye kadar geri alınabilir. Satış bağış trampa gibi akitli işlemlerde ise resmi senet imzalanıncaya kadar taraflardan her biri istemden ve işlemden vazgeçebilir. Ancak, resmi senet imzalandıktan sonra akit tamamlanmış olacağından artık tek taraflı olarak tescil talebinden vazgeçilmesi diğeri aleyhine ağır sonuçlar doğurur. Bu nedenle akitli işlemlerde ancak her iki tarafın imzaladığı yazılı bir istemle işlem yevmiyeye kaydedilinceye kadar istemden vazgeçilebilir. Tescil isteminden vazgeçme yine müdürlüğe yapılacak yazılı bir istem ile olmalıdır. Tescil istemi yapıldıktan sonra, örneğin resmi senet düzenlendikten sonra istemde bulunanın ölmesi veya fiil ehliyetini kaybetmesi tescil yapılmasına engel değildir.

c) Tapu Memurunca Yapılacak İşler

İstem başvuru fişine geçirildikten sonra müdür veya görevlendireceği memur tarafından hak sahibi tarafından yapılıp yapılmadığı araştırılır. Uygulamada işlem kapasitesi yoğun müdürlüklerde bu araştırmayı işlem kendisine havale edilen memur yapmaktadır. Bu araştırma yapılırken kişinin nüfus cüzdanı veya pasaportu istenerek tapu kütüğünde ismi yazılı hak sahibinin aynı kişi olup olmadığı belirlenir. Tapu kütüğünde yazılı hak sahibi ile aynı kişi ise bu hakkı edindiği tarih ve yevmiye numarasından akitli işlemlerde resmi senet, akitsiz işlemlerde tescil istem belgesi, diğer işlemlerde resmi yazı çıkarılarak oradaki fotoğraf, imza ve kimlik bilgileri ile talepte bulunan kişinin aynı kişi olup olmadığı kontrol edilir. İşlemin yapılabilmesi için dosyada mevcut bilgiler ve fotoğraf ile talepte bulunanın nüfus cüzdanındaki bilgilerin bir birini mutlaka teyit etmesi gerekir. Kişilerin nüfusa kayıtlı olduğu yer, cilt ve sayfa numaraları, nüfus cüzdanı seri harfi ve numarası yeni alının nüfus cüzdanında değişmiş olabilir, bunlardaki değişiklik önem taşımaz. Ancak, kişilerin kendi ad ve soyadı, baba adı, ana adı, doğum yeri ve yılı ancak mahkeme kararı ile değişebilir. Bu hususlarda bir farklılık varsa farklılığın neden kaynaklandığının nüfus müdürlüğü yazısı veya mahkeme kararı ile belgelendirilmesi istenmelidir. Evlenme nedeniyle soyisim değişikliği evlilik cüzdanı ile kanıtlanabilir. Boşanma nedeniyle değişiklik ise mahkeme kararı veya nüfus müdürlüğü yazısı ile kanıtlanmalıdır. Nüfus cüzdanında eski soy ismi de yazılı ise başkaca bir belge aramaya gerek yoktur. Memur, nüfus cüzdanındaki fotoğraf ile karşısına gelen kişinin aynı kişi olduğuna da kanaat getirmelidir. Bunun için, istemde bulunanın yüzüne bakılmalı, tereddüt halinde yüzün tam olarak gösterilmesi istenmelidir. Hak sahibi bu şekilde belirlendikten sonra talep edilen işlemin yapılmasına hukuki bir engelin bulunup bulunmadığına bakılır. Hukuki engel var ise vatandaşa anlayacağı dille talebin karşılanamayacağı ve karşılanamama gerekçesi sözlü olarak izah edilir. Bu izaha rağmen vatandaş talebinde ısrarlı olursa talep Medeni Kanunun 1016 ve Tapu Sicil Tüzüğünün 23. Maddesine uygun olarak reddedilir. Talebin mevzuata aykırı olup olmadığını müdürlükte belirleyemez, işlemi yapıp yapmamakta tereddüt ederse, kendi görüşünü de yazarak bağlı olduğu Tapu ve Kadastro Bölge Müdürlüğünden yazılı görüş isteyebilir.

İşlemin Yapılmasına Mani Olabilecek Hukuki Engeller Kişiye Özgü Kısıtlamalar Ve Taşınmaza Özgü Yasaklar Olmak Üzere İkiye Ayrılır.

1- Kişiye özgü kısıtlamalar:

a) Hak sahibinin vesayet altında olması,
b) Henüz vesayet altına alınmamış olmakla beraber, vesayeti gerektirecek şekilde temyiz kudretine sahip bulunmaması, akli melekelerinin yerinde olmaması,
c) Velayet altında (ergin olmamış-18 yaşını ikmal etmemiş küçük) olması,
d) Kendisine kayyım ya da yasal danışman tayin edilmiş olması,
e) Talepte bulunanın yabancı uyruklu olması.

2- Taşınmaza ilişkin yasaklar:

Taşınmazın tapu kütük sayfasının şerhler ve beyanlar sütununda mevcut olabilecek bazı kayıtlar bu taşınmazla ilgili işlem yapılmasını engeller. Bu nedenle işlem yapılmadan önce taşınmazın tapu kütük sayfasının şerhler, beyanlar ve taşınmazın nevi sütunları ilgili memurca kontrol edilerek işlem yapmaya engel bir durumun bulunup bulunmadığı taşınmazın eski ve yeni ek (maabat) sayfaları da kontrol edilerek araştırılmalıdır.

Taşınmaza ilişkin engellerin başlıcaları şunlardır:

a) İhtiyati tedbir,
b) Kamu haczi,
c) İflas,
d) Konkordato ile verilen süre,
e) Kamulaştırma Kanununun 31/b maddesine göre şerh,
f) Aile yurdu şerhi,
g) Aile konutu şerhi,
ğ) Tapu kütüğünün nev’i hanesinde vakıf şerhi bulunması,
h) 2510 sayılı İskan Kanununa göre şerh,
ı) 775 sayılı Gecekondu Kanununa göre şerh,
j) 3083 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanununa göre şerh,
k) 3367 sayılı Kanuna göre, köy yerleşim alanlarında arazi tahsisi ile ilgili şerh,
l) Belediye Gelirleri Kanununa göre masraflara katılma payı şerhi,
m) Askeri yasak bölge ve güvenlik bölgeleri belirtmesi,
n) Kültür ve tabiat varlığı belirtmesi,
o) Müşterek ipotek taksim ve trampa ile ilgili başka bir müdürlüğe yetki verildiğine dair belirtme,
p) Ticareti terk şerhi.

Bu şerhlerin bir kısmı taşınmazla ilgili bütün tapu işlemlerinin yapılmasını yasakladığı halde, bir kısmı sadece belirli tapu işlemlerinin yapılmasını yasaklamaktadır. Bu bakımdan şerhin türüne göre talep edilen işlemin karşılanıp karşılanamayacağı memur tarafından hukuki bilgiler ışığında değerlendirilmelidir.

Hak Sahibinin Belirlenmesi

Bir tapu işleminin yapılmasını ve tescilini isteyen kimsenin veya temsilcinin gerçekte o kimse olup olmadığını memur araştırmak zorundadır. İstemde bulunan kimsenin veya vekalet veren müvekkilin tapuda kayıtlı kişi olduğuna kanaat getirilmesi zorunludur. Bunun için, müdür veya görevlendireceği bir memur tarafından istem ve belgeler incelenerek hak sahibi tarafından yapılıp yapılmadığı saptanır. Hak sahibi tarafından yapıldığına kanaat getirilen istemlerin gereği yapılır. Kanaat getirilemeyen veya eksik belgeleri tamamlanmayan istemler ise reddolunur. İstemde bulunanın temyiz kudretine sahip olması gerekir.

a)Gerçek Kişilerce Yapılan İstemler

Gerçek kişilerce istem bizzat yapılabileceği gibi veli, vasi veya vekil aracılığı ile de yapılabilir. İstemde bulunan gerçek kişi ise, nüfus cüzdanı veya pasaport istenilerek kütük, edinim resmi senedi ve taşınmaz mal dosyasındaki belgelerde yer alan imza ve fotoğraflara göre tapu sicilinde yazılı hak sahibi ile aynı kişi olup olmadığı belirlenir. Şu anda istemde bulunanın kimliğini belirleme hususunda nüfus cüzdanı ve pasaport esas kabul edilmiş bunların dışında avukatlık kimliği Genel müdürlük tarafından bir genelge ile kimlik tespitine esas belge kabul edilmiştir. Ehliyet veya başkaca bir kimlik belgesi ile tapu sicilinde işlem yapılması mümkün değildir. Nüfus cüzdanı ve pasaport ve avukatlık kimliği dışındaki bir kimlik belgesine dayanılarak tapu işlemi yapılamaz. Ancak Tüzüğün 13/3. Maddesi ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne nüfus cüzdanı ve pasaport dışında kimlik tespitinde kabul edilebilecek diğer belgeleri belirleme yetkisi verilmiştir. Esas itibarıyla Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bu yetkiye dayanarak ehliyeti de kimlik tespitine esas belge sayması bu konudaki pek çok sıkıntıyı giderecektir. Vekaleten yapılan istemlerde, vekilden “düzenleme şeklinde” noterlikçe tanzim edilmiş ve istem konusu işleri yapmaya “açıkça” yetkili olduğunu içerir vekaletname getirmesi istenir. Noterlik Kanununun noterler dışında vekaletname düzenleme yetkisi verdiği, askeri birlik komutanları ve konsoloslarca düzenlenmiş veya yabancı memleket noterlerince kendi kanunlarına uygun olarak düzenlenip usulünce onanmış vekaletnamelere göre de işlem yapılabilir. Vekil tevkil (vekaleti devir) yetkisine dayanarak bir başkasını vekil tayin etmiş ise, ayrıca dayanağı olan vekaletname de aranır. Sadece müstenidatın (dayanak vekaletname özetinin) yazılmış olması yeterli değildir. Vekilin kimliği saptandıktan sonra tapu sicilindeki hak sahibi ile vekaletnamedeki müvekkilin kimliği ve fotoğrafı karşılaştırılır. Veli, vasi, kayyım gibi kanuni temsilciler tarafından yapılan istemlerde kanuni temsilcinin yetkili olduğunu belirten karar ve belge istenir. Bir kanuni temsilci olarak vasinin istemlerinde vasinin vesayet kararını ve istenen işi yapmaya yetkili olduğuna dair mahkeme kararını ve gerektiğinde bunun bir üst mahkemece onandığına dair kararı ibraz etmesi gerekir. Ancak veli de bir kanuni temsilci olduğu halde küçük adına yapacağı tapu işlemleri için mahkeme kararı getirmesine gerek yoktur. Küçüğün velisi olduğunu nüfus kaydı ile belgelemesi yeterlidir.

a)Tüzel Kişiler Adına Yapılan İstemler

Tüzel kişiler adına yapılan istemlerde, tüzel kişinin istenilen işlemi yapabileceğini ve temsilcilerini belirten kanunlarda yazılı mercilerden alınmış yetki belgesi aranır. Tapu Kanununun 2. Maddesine göre “Hükmi şahısların tapu işlerinde merkez ve şubelerinin bulundukları yerin en büyük mülkiye amirinden nizamnamelerine göre gayrimenkul tasarrufuna izinli olduklarına ve tescil işini yapacak temsilcinin yetkisine dair alınacak belgenin verilmesi mecburidir. Ticaret şirketleri bu belgeyi ticaret sicil memurundan alırlar.” Resmi kuruluşlarca yapılan istemlerde, kuruluşların ve temsilcilerinin yetkileri olup olmadığı araştırılır. Tapu Kanununun 1. Maddesi “Gayrimenkullerin tescilinde o gayrimenkul devlete ait ise bulunduğu yerdeki en büyük mal memuru (mal müdürü veya defterdar) özel idareye ait ise vali, vakfa ait ise vakıf müdürü veya memuru, belediyeye ait ise belediye başkanı, köye ait ise muhtar ve özel kanunla kurulmuş diğer tüzel kişilere ait ise bunların kanuni temsilcileri yetkilidirler…” hükmündedir. Tüzel kişiler adına yapılacak istemler ileride “Tüzel Kişilerin Tapu İşlemleri” bölümünde ayrıntılı olarak açıklanacaktır. Tüzel kişilerin istemlerinde tüzel kişi temsilcisinin fotoğrafı aranmaz (TST.16). Gerek resmi senede ve gerekse tescil istem belgesine tüzel kişi temsilcisinin fotoğrafını yapıştırmaya gerek yoktur. Tüzel kişi vekaletnamelerinin de fotoğraflı olması aranmaz.

Yatırım Fırsatlarını Kaçırmayın

Kırsal Kalkınma Programı Nedir?

Tarıma Dayalı Yatırımların Desteklenmesi Programıdır,

Program Amacı:
Doğal kaynakların korunmasını dikkate alarak;

1- Kırsal alanda gelir düzeyinin yükseltilmesi,
2- Tarımsal üretim ile tarımsal sanayi entegrasyonunun sağlanması,
3- Gıda güvenliğinin güçlendirilmesi,
4- Kırsal alanda alternatif gelir kaynaklarının yaratılması,
5- Tarımsal sulama alt yapısının geliştirilmesi,
Amaçlanmaktadır

Kırsal Kalkınma Programı

KIRSAL KALKINMA YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ

Tarıma Dayalı Yatırımların Desteklenmesi Programı Amaç :


Doğal kaynakların korunmasını dikkate alarak;

1- Kırsal alanda gelir düzeyinin yükseltilmesi,
2- Tarımsal üretim ile tarımsal sanayi entegrasyonunun sağlanması,
3- Gıda güvenliğinin güçlendirilmesi,
4- Kırsal alanda alternatif gelir kaynaklarının yaratılması,
5- Tarımsal sulama alt yapısının geliştirilmesi, Amaçlanmaktadır


Program kapsamında hangi nitelikleri taşıyan projeler desteklenmektedir?

* Tabandan yukarıya doğru yaklaşımla katılımcılığı sağlayan,
* Yerel kapasiteyi ve kurumsallaşmayı geliştiren,
* İstihdam yaratma potansiyeli olan,
* Üretici gelirlerini artıran ve çeşitlendiren,
* Uygun kırsal teknolojilerin gelişmesini ve yaygınlaştırılmasını esas alan,
* Kırsal altyapının geliştirilmesine ve iyileştirilmesine yönelik projeler desteklenmektedir.


Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı

* Ekonomik Yatırımlar
* Tarımsal Sulama Altyapı Yatırımları
Olarak ikiye ayrılmaktadır.


Ekonomik Yatırım Konuları

a) Tarımsal ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik yeni yatırım tesislerinin yapımı
b) Tarımsal ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik mevcut faal olan veya olmayan tesislerin kapasite artırımı ve teknoloji yenilenmesine yönelik yatırımlar
c) Alternatif enerji kaynakları kullanan seraların yapımına yönelik yatırımlar
d) Alt yapı yatırımlarına yönelik olarak Basınçlı sulama sistemi yatırımları (Basınçlı sulama sistemi yatırım konuları, kamu kurumlarınca yapılmış mevcut sulama tesislerinin basınçlı sulama tesisine dönüştürüldüğü, toplu basınçlı sulama tesisi yatırımlarına yönelik proje başvurularını kapsar) desteklenecektir.


Ekonomik Yatırımların Kapsamı

* Ekonomik faaliyetlere yönelik olarak tarımsal ürünlerin üretimine yönelik bir hibe desteği verilmemektedir.
* Programla, üretilmiş bir ürünün üretim sonrası işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik yatırım tesisleri yapımına destek sağlanmaktadır.
* Aynı ürünün veya aynı makine ve ekipman kullanılarak aynı ürün grubundaki farklı ürünlerin işlenmesine yönelik yatırım tesisi için aynı proje sahibi tarafından tek bir başvuru yapılabilir.
* Tarımsal ürünlerin işlenmesi kapsamında, başka bir yatırım tesisinde ilk işlemesi yapılan mamul ürünün ikincil işlenmesine ve paketlenmesine yönelik yatırım teklifleri hibe desteği kapsamında değerlendirilmez. (Sert kabuklu meyveler bu madde kapsamında değildir.)
* Aynı proje kapsamında farklı ürün yada ürün gruplarının işlenmesi ve paketlenmesine yönelik faaliyette bulunulamaz.
* Tarımsal ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesi için kısmen yapılmış tesislerin tamamlanmasına yönelik başvuruların hibe desteği kapsamında değerlendirilebilmesi için, mutlaka başvuruya söz konusu olan yatırımın orijinal amaçla aynı olması gerekir.
* Program kapsamında daha önce hibe desteğinden yararlanan yatırımcılar, aynı konuda tekrar başvuru yapamazlar.
* Program kapsamında daha önce hibe desteğinden yararlanılan yatırım konusu ile ilgili depolama ve kapasite artırımına yönelik başvurulara hibe desteği verilebilir. Bunun için ilk projenin nihai rapora bağlanmış olması gereklidir.


KIRSAL KALKINMA YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ PROGRAMI UYGULAMA İLLERİ ve YATIRIM SÜRESİ
* Hibe sözleşmesi imzalandıktan sonra 18 ay içinde tamamlanır. Tamamlanmaması durumunda 6 ayda yatırımcı kendi imkanları ile tamamlar.


Kimler Başvurabilir ?
(Ekonomik yatırımlar)

* Bireyler
* Şirketler
* Tarımsal amaçlı; Kooperatifler, Birlikler, Vakıflar
Başvuru ön koşulu, gerçek veya tüzel kişi olarak Bakanlığın oluşturduğu çiftçi kayıt sistemi veya diğer kayıt sistemlerine kayıtlı olmaktır.


Yatırımcılarda aranılacak özellikler
*Yatırımcılar, hibeye esas proje tutarının % 50’ sini, katkı payı olarak kendi kaynaklarından temin etmekle yükümlüdürler.
* Katkı payı kamu kaynakların karşılanamaz.
* İl özel idareleri, belediyeler, kamu kurumları ve bunlarla ilgili birim ve ortaklıkların başvuruları değerlendirilmez.


Ekonomik yatırımlar için hibe üst limitleri nelerdir?
Hibeye esas proje tutarının 100 000 YTL aşmaması kaydıyla; Bireysel başvurular için 50 000 YTL
Hibeye esas proje tutarının 500 000 YTL aşmaması kaydıyla; Grup ve ortaklık başvuruları için 250 000 YTL


Ekonomik yatırımlarda katılım oranları nedir?

50% Proje Sahibi + 50% Hibe Desteği


KKYDP Tarıma Dayalı Yatırımların Desteklenmesi Programı’ndan karşılanacak proje giderleri nelerdir? Yalnız yatırım süresi içinde ve projenin gerçekleşmesi için ihtiyaç duyulan;
a)İnşaat işleri alım giderleri,
b)Mal, makine, ekipman ve malzeme alım giderleri,
c)Proje hazırlama (Başvuru dosyası hazırlatma ve uygulama projeleri hazırlatma) ve uygulama aşamasına ait danışmanlık hizmetleri alım giderleri,


İnşaat Giderleri
* Program kapsamında hibe desteği verilecek inşaat işleri alım giderleri, projenin faaliyete geçmesi için kaçınılmaz olan inşaat işlerini kapsar.
* Depolama, soğuk hava tesisleri ve alternatif enerji kaynakları kullanan sera yatırımları anahtar teslimi yaptırılabileceğinden, hibeye esas proje tutarı başlı başına bir inşaat faaliyeti olarak gösterilebilir.
* Bunların dışındaki yatırımlar sadece inşaat gideri olarak gösterilemez.
* Depolama tesisi projelerinde nem ve ısıyı düzenleyen (iklimlendirme) sistemlerin bulunması zorunludur.
* İdari kısımlarla ilgili harcamalar, hibeye esas proje tutarı kapsamındaki inşaat toplam giderinin %20’sini aşamaz.
* İnşaat işleri ile ilgili ulusal mevzuat gereğince alınması gerekli izin, ruhsat ve denetim işleri ve uygulamalarda yapılması zorunlu olan tüm işlemlerin yerine getirilmesinden yatırımcılar sorumludur.
* Yeni yapılacak yatırım tesislerinde inşaatın yapılacağı yerin (arsa/arazi) mülkiyeti mutlaka başvuru sahibi adına olmalıdır.
* Mili Emlak Müdürlüğü, belediye, OSB ve İl Özel İdaresinden alınan tahsis ve irtifak hakkı belgesi en az 10 yıl süreli olmak kaydı ile kabul edilecektir.
* Hisseli mülkiyete sahip araziler üzerine kurulacak tesisler de, hissedarların muvafakatı alınarak başvuru yapılır.


Mal, Makine ve Ekipman Giderleri
* Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı çerçevesinde yapılacak yeni mal alımları, üretimi de içeren bir proje bütününün parçası olduğu takdirde finanse edilir.
* Program kapsamında hibe desteği verilecek yeni yatırımlar, sadece mal alım projeleri şeklinde olmamalı, inşaat işlerini de kapsayan yatırım proje teklifleri şeklinde olmalıdır.
* Mevcut yatırımlarda teknoloji geliştirmeye ve kapasite artırmaya yönelik yatırım tekliflerinde sadece mal alımı teklifleri de hibe desteği kapsamında değerlendirilir.


Danışmanlık Giderleri
* Başvuru dosyası hazırlatma,
* Uygulama projeleri hazırlatma (tatbikat projesi)
* Uygulama aşaması için danışmanlık hizmeti alabilirler.
* Giderler; hibeye esas proje tutarının, başvuru dosyası hazırlama gideri olarak % 1’ni, uygulama projesi hazırlama gideri olarak % 2’sini ve uygulama aşamasında danışmanlık hizmetleri alımında ise % 2’sini geçemez.


Ayni Katkı
* Hibe sözleşmesi imzalandıktan sonra, hibeye esas proje giderleri dışında öz kaynaklarını kullanarak ayni katkı olarak yatırımcılar tarafından bina, mal, malzeme, makine ve ekipman ile işgücüne yönelik olarak yapılacak herhangi katkı, proje için öngörülecek en fazla 18 aylık süre içerisinde tamamlanması koşulu ile ayni katkı olarak değerlendirilecektir.


Başvurular nereye yapılacak?
* Başvurular Tarım İl Müdürlüğüne Yapılır.
* Başvuru dosyası, yatırımcı yada yetkilendirilen kişi tarafından bir dilekçe ekinde il müdürlüğüne elden teslim edilir.


Başvuru sahiplerine sağlanacak teknik destek nedir?
Tarım İl Müdürlükleri bünyesinde, KKYDP’nın uygulanması amacıyla “İl Proje Yürütme Birimleri kurulmuştur.
* İlgili tebliğde belirtilen esaslara uygun olarak hazırlanacak, programa ait uygulama rehberleri, başvuru formları ve bilgilendirici dokümanlar ile satın alma el kitabı Genel Müdürlük web sayfasından veya il müdürlüklerinden temin edilebilir.
* İl proje yürütme birimleri, yatırımcılara proje hazırlayamaz.


Teklifin kabul veya ret duyurusu nasıl yapılacaktır?
Başvuru sahipleri, başvurularına ilişkin olarak Tarım İl Müdürlüğü tarafından yazılı olarak bilgilendirileceklerdir.


Hibe Sözleşmesi
* Hibe Sözleşmesi, il müdürleri ile yatırımcılar arasında akdedilir.
* Proje sahiplerinin hibe kaynaklarından yararlanabilmesi için Hibe Sözleşmesinin imzalaması önkoşuldur.


Hibe Sözleşmesi – Teminat Mektubu
* Ekonomik yatırımlarda proje sahibi, hibeye esas proje tutarının %10’u tutarında ve süresiz banka teminat mektubunu il müdürlüğüne verir
* veya hibe sözleşmesinde belirtilen hibeye esas proje tutarının %5’ini il müdürlüğü adına açılacak banka hesabına yatırır.


Yatırımcının yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda nasıl bir uygulama olacak?
Proje, Hibe Sözleşme koşullarına uygun olarak uygulanmazsa; Bakanlık,hibe miktarını azaltma ve/veya ödenmiş olan meblağların tamamen veya kısmen geri ödenmesini talep etme ve/veya ödemeleri askıya alma ve/veya Hibe Sözleşmesini fesih etme hakkını saklı tutar.


Uygulama Sözleşmeleri
* Proje sahipleri, proje uygulamasında yapacakları her türlü mal, makine ve ekipman, malzeme ve inşaat işi satın alım ihalelerinde, Bakanlık tarafından yayımlanan satın alım el kitabında belirtilen kurallara uygun hareket ederler. Danışmanlık alımı bu madde kapsamı dışındadır ve doğrudan temin yoluyla sağlanır.


Satın Almalar
* Yatırımcılar, Kırsal Kalkınma Yatırım Programı Kapsamında Gerçekleştirilecek Satın Alım İşlemlerine İlişkin Satın alım El Kitabı”nda belirtilen kurallara uygun olarak hareket edeceklerdir.
* Yatırımcılar, Kırsal Kalkınma Yatırım Programı Kapsamında Gerçekleştirilecek Satın Alım İşlemlerine İlişkin Satın alım El Kitabı”nda belirtilen kurallara uygun olarak hareket edeceklerdir.


Haksız Ödeme
* Haksız ödendiği tespit edilen hibe ödemeleri ile ilgili alacaklar, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun Hükümlerine göre hesaplanarak, gecikme zammı ile birlikte aynı Kanun Hükümlerine göre ilgililerden tahsil edilmek üzere ilgili vergi dairelerine intikal ettirilir.


Proje hangi dokümanlara göre hazırlanacaktır?

Bakanlık tarafından yayımlanmış olan
* Tebliğ

Bakanlık tarafından yayınlanmış olan
* Uygulama rehberi
* El kitapları * Genelgeler
* İlgili websitelerindeki “Sıkça sorulan sorular ve cevaplar”


Kaynak: TEDGEM